Ayhan Bilgen Bingöl'de
Konuşmasında sivil toplumun siyaset ilişkisi üzerinde duran Bilgen, 'Bizim yetki verdiğimiz, bizim adımıza kanun yapan, bizim adımıza karar alanlara biz ne kadar yetki, nasıl bir yetki vermeliyiz ve o
Konuşmasında sivil toplumun siyaset ilişkisi üzerinde duran Bilgen, “Bizim yetki verdiğimiz, bizim adımıza kanun yapan, bizim adımıza karar alanlara biz ne kadar yetki, nasıl bir yetki vermeliyiz ve onlarla nasıl bir ilişki kurmalıyız. Bizler eğer siyasetten doğru taleplerle ilişkilenirsek siyaset ona göre şekil alır.
Siyasetteki çürüme, yozlaşma sivil toplumu da çürütüyor. Sendikaları da yozlaştırıyor. Biz bu çürümeden daha az etkilenen, çürümeyi durduran, değişimi ve iyileşmeyi yeniden gündeme alma hesabı yapıyorsak, sivil toplumun siyasete nasıl müdahale edeceğini konuşmamız gerekiyor.
Siyasetin bizi etkileme ihtimali ile bizim siyaseti etkileme ihtimali ölçeğimiz, kapasitemiz ne kadardır bunun karşılaştırmasını yapabiliriz. Siyaset yapmak demek, bir partiye üye olmak, rozet takmak, bir yerlere kaydolmak anlamına gelmemeli” dedi.
KİMSE ELEŞTİRİYİ KABUL ETMİYOR
Her meslek hastalığı gibi siyasetçi meslek hastalığının da olduğunu belirten Bilgen, şöyle devam etti: “Yani bir koltuğa oturduğunuzda ölene kadar oradan kalkmayayım diyor. Bir süre sonra rozet büyüyor büyüyor, yüreğinden daha büyük hale geliyor, yani aklını aşıyor. Dolayısıyla burada eğer biz siyaset yapma işini; bir ülkenin yönetimi, bir ülkenin karar alma süreçleri, adaleti, ekmeğin paylaşımı gibi görüyorsak herkes siyaset yapmak zorunda. Eğer siz sessiz kalırsanız, sesi gür çıkanlar, daha örgütlü olanlar sizin adınıza siyaset yapıyor. Bizim adımıza kimse siyaset yapmasın diyecek bir yol bulmak lazım siyasette. Bunu bir partinin arka bahçesi olmadan yapmak, hatta bütün partilere yol gösterecek yöntemlerle yapmak önemli. İktidara da eleştiri, uyarı yapmanın yolu yöntemi vardır, muhalefeti de uyarmanın yolu olmalıdır. Bizde zaten kimse eleştirilmek istenmiyor. En küçük partiyi de eleştirseniz hışma uğruyorsunuz, iktidarı eleştirseniz muhalefet alkışlıyor sizi ama dönüp aynı şeyi muhalefete yaptığınızda ‘sen iktidarın oyuncağısın, muhalefete söz söylüyorsun’ pozisyonuyla karşılaşıyorsunuz. Ya da iktidarı 9 kere övseniz, 1 kere eleştirseniz hain oluyorsunuz, işte düşman kuvvetlerle işbirliği yapmış oluyorsunuz, muhalefetin oyununa gelmiş oluyorsunuz. Aynı şekilde 9 kere iktidarı eleştirseniz, 1 kere iktidar şunu da iyi yapmış dediğinizde bu sefer de muhalefetin hışmına uğruyorsunuz. Burada daha hakkaniyetli bir sivil muhalefet dili nasıl inşa edebiliriz, muhalefet ne yaparsa iktidarın dönüşümünü hızlandırır? Farklı bir muhalefet tarzı geliştirebilir miyiz bunun arayışındayız. Bu arayışa katkı yapacak her şey bizim için değerli.”
Haber Merkezi