"Ekonomide 5 Çıkış Kapısını Açmamız Gerekiyor"

TAKİP ET

Bingöl Ticaret Odası Meclis Üyesi ve İşadamı Selim Dursun ile 'Özel Röportaj' serimizde Bingöl'ün ve Türkiye genelinin ekonomik sorunları ve çözümlerini konuştuk

Bingöl Ticaret Odası Meclis Üyesi ve İşadamı Selim Dursun ile ‘Özel Röportaj’ serimizde Bingöl’ün ve Türkiye genelinin ekonomik sorunları ve çözümlerini konuştuk. Dursun, Bingöl’ün coğrafi konumu ile özdeşleştirdiği çözüm önerileri ve farklı sektörlerle içinde olduğumuz ekonomik buhrandan kolaylıkla çıkılabileceğini söyledi.

‘Özel Röportaj’ serilerini devam ettiren Çapakçur Gazetesi Muhabiri Mesut Budraç ile Bingöl’ün Sesi Gazetesi Muhabiri Ahmet Boydaş, bu haftaki röportaj serisini Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası (BİNTSO) Meclis Üyesi ve İşadamı Selim Dursun ile ‘Ekonomi’ konusu üzerine gerçekleştirdi.

EKONOMİNİN 5 ÇIKIŞ KAPISINI SIRALADI

Piramit Cafe ve Restaurant’ta gerçekleştirilen samimi röportajda BİNTSO Meclis Üyesi ve İşadamı Selim Dursun, ekonominin 5 çıkış kapısını sıralayarak, ekonominin bu sayede çözüme kavuşabileceğini söyledi. Dursun’a göre Bingöl’de kış turizminin geliştirilmesi, jeotermal sunun seracılıkta kullanılması ile seracılığın geliştirilmesi, ağaçlandırma ile üretim ile ceviz üretimi ile yazılım sektörünün gelişmesi ile ekonomik buhrandan çıkılmasının yanı sıra, hayat kalitesi de artabiliyor.

Röportajda Selim Dursun, gazetecilerin sorduğu soruları şu başlıklarla yanıtladı:

“ÜRETMEYEN TOPLUM, YOK OLMAYA MAHKÛMDUR”

“Ülke genelindeki ekonomik sorunlar Bingöl’e de yansıyor. Bu zincirleme bir süreçtir, aynı gemideyiz. Büyük işletmelere göre küçük esnaflar daha geç hissediyor. Bingöl’de de piyasada hissedilir şekilde yaşandı. Bu ekonomik durumdan nasıl çıkabiliriz, bunu düşünmek lazım. 2001 krizinde, 98 yılında da ticareti içerisindeydik. Bizim eksikliklerimiz de var. Yanlış yatırım alanları da bunu tetikledi. Durumun iyi olduğu zamanlar üretimden kaçtık. Üretmeyen toplum, yok olmaya mahkûmdur. Küçük iller bu ekonomik buhrandan daha az etkileniyor. Sanayinin olmadığı şehirlerde, örneğin a firması 20 bin kişi çalıştırıyor. Küçük iller, daha az hissediyor.”

“BİNGÖL’ÜN ÇÖZÜMÜ NE BAL, NE KAVURMA!”

“Her şehrin kendi bir değeri var. Bingöl’ün çözümü ne baldır, ne kavurmadır, ne de tarımdır. Bingöl’ün çıkış kapıları şunlardır, Bingöl’ün şahsen sanayi şehri olmasını istemiyorum. İnsanlar sanayi şehirlerinde kendilerine, ailelerine zaman ayıramaz. Kocaeli, İstanbul bunlara örnektir. Rızkı veren Allah’tır, ancak şehre bakıp bu çıkış kapılarını ona göre değerlendirmek lazım. Bana göre birincisi, hayvancılıktır. Olmazsa olmazlardan biridir.”

“AĞAÇLANDIRMA İLE ÜRETİM: CEVİZ ÖNEMLİ BİR GELİR KAYNAĞI”

“Ağaçlandırma çalışmalarının yapılması lazım.  Karadeniz’de fındıkta insanlar 3 ay çalışıp 1 yıl geçinebiliyorlar, ülke ekonomisine de katkıları oluyor. Biz de ceviz ile uğraşabiliriz. Köyle kooperatif kurup bu işle uğraşmalı. Ceviz üretiminde, yeni sistemde arazinin uygunluğuna göre uygun fidanla ekim yapılıyor. Bir ceviz ağacı 5 yıl kadar sonra üretime başlıyor. 3 teneke ceviz verir bir ağaç, bir ağaç en az 300 lira gelir sağlıyor. 10 ağaçta 3 bin, 100 ağaçta 30 bin, bin ağaçta 300 bin lira gelir verir. Riski yok, ekonomik krizlerden, doların yükselmesinden de etkilenmiyor. Bunu özel sektör olarak da yapabilirler.”

“BİNGÖL’E İKİNCİ BİR CEVDET YILMAZ GELMEZ”

“Bingöl’e ikinci bir Cevdet Yılmaz gelmez. Sayın Yılmaz ceviz eylem planı açıkladı, ben çok uğraştım ancak bürokrasiyi geçemedim. Bütün köylerimiz isterlerse, bütün dağlarımız ceviz ağacı olur. Vatandaşlar devlet desteği de alabiliyor. Yüzde 65’e kadar hibe dahi alabiliyorlar. İkinci bir seçenek olarak meşe ağaçlarımız var, bunlar aşılama yöntemi ile kestaneye dönüştürülebilir. Kestane üretimi de yapılabilir.”

“CEVİZDE DEVLET DESTEĞİ DE VAR”

“Kendi çapında ceviz işi yapanlar var. Ben de yaptım, bununla ilgili devlet hibeleri de var. Belirli bir dönüme kadar yüzde 65, 500 dönüm üzerinde yüzde 25 hibe verip sahip de çıkıyor. Ancak bürokrasi sıkıntısı var. Sayın Cevdet Yılmaz da ceviz eylem planını açıkladı. Gidip yer bulduğunuzda, orman arazisi olduğunda bile köylü burası bizim arazimiz diyebiliyor. Köyler birleşse, orman arazilerinde ceviz ekeceklerini söyleseler, ciddi bir üretim ve kazanç elde edebilirler.”

“JEOTERMAL TARIM İLE SERACILIK GELİŞEBİLİR”

“Bingöl’ün coğrafi koşullarından yararlanmamız lazım. Jeotermal kaynaklarımız var. Bingöl Merkezine kadar o suyu özel idare olarak tesis yapan girişimcilere, idareye bütçeye katkı da sağlayacak şekilde getirilip sunulabilir. Bu su ile hazineye ait arazileri kiralama ve suyu da satma yöntemi ile beraber modern seracılık yapılabilir. Serada en büyük gider, kışın yapılan üretimde serayı ısıtma giderleridir. Su ile ısıtmayı sağladığımız zaman üretim alanında, 1 dönümde 70 bin TL yıllık katkı sağlayabilir. Bir dönüm sera kurulumu 35 bin dolar civarında. Termal suyun üretimlerde kullanılması için Ticaret ve Sanayi odamız ile Valiliğimiz ile beraber bir çalışma yürütüyoruz. Bir alan bulup bu alanda yatırımcılara araziyi kiralama yöntemi ve suyun parasını da ödemek şartıyla iş sahası da oluşabiliyor.

“KIŞ TURİZMİNİN GELİŞMESİ GEREK”

“Kış turizminin gelişmesi gerekiyor. Hesarek neden bir Uludağ olmasın ki? Pist sayısı arttırılabilir. Karlıova tarafında da uygun alanlar var. Hayalperest düşünmemiz gerekiyor. Bizim bir organize sanayi bölgemiz var. Olmayacak projelerle değil, mantıklı projelerle bu işi yapmamız lazım.”

“İNŞAAT SEKTÖRÜ UZUN VADEDE SAĞLIKLI DEĞİL”

“İnşaat sektörü, uzun vadede sağlıklı değildir. Üretime dayalı olmayan her iş, uzun vadede sağlıklı değildir. Milli olmak demek, üretmek demektir. Üretmek zorundayız. Üretime dayalı işler yapmak zorundayız. İnşaat sektörü tabii ki lazım ancak bütün insanların bunu rant kapısı olarak görmesi kötü sonuçlar doğuruyor. Bugünkü ekonomik buhranın en büyük sebebinden biri, inşaat sektörüne olan aşırı yatırımın elde kalmasından kaynaklanıyor. Bingöl’de diğer alanlarda da yatırım ve üretimin olması gerekiyor. Sadece bir noktada kapalı bir şekilde kalmamaları gerekiyor.”

“KATMA DEĞERİN GELİŞMESİ GEREK”

“Bir demir parçası örneğin, 5 dolardır. O demir parçasını işleyerek at nalları üretip satmak, 12 dolar… O demir parçasını iğne yapmakla elde edilen kazanç, 3500 dolar, saat kadranı yaparak elde edilen kazanç. İse 350 bin dolar... Üretip, işletip değer kattığınız zaman geliriniz de artar. Buna Katma Değer deniliyor. Biz katma değeri olan üretimleri yapmak zorundayız. Bingöl’de iş adamlarımızı ayakta tutan şeylerden biri, devletin son dönemlerde açtığı banka kredileridir. Bingöl’de kafecilik sektörü Üniversite’nin açılmasıyla arttı. Her yatırım bir ihtiyaç doğuruyor. Üniversite olmasaydı örneğin bu sektör gelişmezdi. Katma değeri olan üretimler bu ülkeyi ve şehrimizi kurtaracak. Paranın bol olduğu dönemde, iş adamları yanlış sektörlere yatırım yaptı. Varlık bizi şımarttı bu gün yokluk zamanı, birlik olmak zamanı. Çıkış yolu aramak zorundayız. Çin ekonomisi bile kötüye gidiyor. Amerika ekonomisi dünyanın en borçlu ekonomilerinden biri... Birlik olursak, bu buhranı atlatabileceğimizi düşünüyorum.”

“BİNGÖL, LOJİSTİK OLARAK İYİ BİR KONUMDA”

“Bingöl, lojistik anlamında diğer illere göre kavşak bir noktadadır. Komşularıyla mesafe anlamında yakın bir konumda. Üretilen ürünün gider kalemi olarak nakliye avantajı var. Bu anlamda kavşak noktadadır. Örneğin bir su fabrikamız var, bu fabrika diğer illerde de var. Tunceli’deki suyun Muş’a ulaşması, nakliye gerektiriyor. Ancak Bingöl’den gitmesi, daha cazibeli... Nakliye anlamında Bingöl cazip bir noktadadır.”

“ÜRETMEMEK, BÜYÜK PROBLEM…”

“8-10 adet girişimlerim oldu. Örneğin, ağaçlandırma üretimi ile ilgili girişimlerimde, tarım vasfını yitirmiş orman arazilerini istedik. Yer belirlendi, ancak köylüler köyün merası olarak düşünüyor. Bingöl’de herkes birbirini tanıyor, hukukları var.  Burada özverili çalışmak lazım… İnsanlarımız tembelliğe alışmış, köylüler bile temel ihtiyaçlarını kent merkezinden karşılıyor artık. Her şeyi dışarıdan almamızın sebebi, üretmemektir. Üretmedikten sonra da eleştirme hakkımız da yoktur.”

“BİNGÖL DAĞLARINDA ÖNEMLİ MADENLER VAR”

“1 ton toprakta, yüzde 3-5 oranında demir çıkıyor. Ancak bizim Sivan bölgemiz, dünyanın oran olarak en fazla demirin çıktığı yerlerden biridir. Sivan’daki demir madenleri önemli rezerve sahiptir. Bu bölge coğrafi olarak çok sert bölge olmasına rağmen orada demir çıkaran firmalar var. Ancak lojistik olarak, çıkarılan demirin merkeze ulaşması için bir altyapın sağlanması gerekiyor. Bu lojistik destek sağlandığı zaman, merkeze gelen demirin işlenmesi için işletmeler, girişimler de olacaktır. Bu da katma değer yaratacaktır. O bölgede maden çıkarma işlemleri var. Yenibaşlar bölgesinde de maden ocakları var. Bingöl dağları tamamen madenlerle dolu... Onların çıkarılması için altyapının sağlanması gerekiyor.”

“KARŞILIKSIZ ÇEKLER, KARŞILIKSIZ YATIRIMLARIN GÖSTERGESİ”

Karşılıksız çekler, karşılıksız yatırımların göstergesidir. Bingöl’ün ana lokomotifi şu an inşaat sektörüdür. Bu sektörün ülke genelinde sıkıntıları var. Talepten fazla üretim var. Bankalar, özel sektördür ve kredi kullandırtmıyorlar. Her türlü şartı olsa bile, firmalara kredi çok zor veriliyor. Genel merkezlerinden gelen talimatları var. Faiz oranlarını yüksek tutuyorlar. Dolayısıyla da insanlar tefeci denilen sisteme yöneliyorlar. Bunun da kötü sonuçları olabiliyor.”

“YAZILIM SEKTÖRÜNÜN GELİŞMESİ GEREK”

“Dünyadaki teknolojik gelişmeleri takip etmek lazım… Yapay zekâ, sanal paradan bahsediyoruz artık. Teknolojinin, bilgisayarların ve robotların artık iş yaptığı bir devir var artık. Gençlerin bu sektöre yönelmeleri de lazım. Yılda 55 milyar doların üzerinde yurtdışına para veriyoruz. Bunu biz de yapabiliriz. Gençlerin çağı takip etmeleri lazım… Rızkı veren Allah’tır. Batabilirler de, çıkabilirler de… Hiçbir zaman çok para hırsı olmasın. Yetecek kadar bütçeye sahip olmalıdır insanlar. Gençler, insanlar, coğrafi çıkış kapılarının dışında başarılı olabilecekleri düşündüğü alanlara yönelmeli, yatırım yapabilirler.  Bize memur da lazım ancak herkes memur olmamalı. Biri bir işte çok para kazanıyor diye herkes o işi yapmamalı… Bizim sıkıntılarımızın başında biri de bu var.”

“MARKA VE KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRETİMLER ŞART”

“Ekonominin bilimsel verisidir, her 10 yılda bir zenginler değişir. Zenginlik görecelidir. Zenginlik, şükürdür, olabilenle yetinmektir. Mal mülk olmamalıdır, kalıcı şeyler olmalı… Bu bahsettiğim 4 çıkış kapısıyla torunlarımıza bile bırakabileceğimiz şeyler olmalı. Ekonomik gidişatta dış güçler deniliyor, ancak dış güçlerin etkisinin yarası yüzde 10 bile değildir. Bana göre bunun sorumlusu bizleriz. Her ülkenin düşmanı var. Örneğin Amerika neden ayakta? Marka değeri ve katma değeri yüksek üretim bantları var. Bizim de bu seviyeye yükselmemiz lazım.”

selim dursun “Ekonomide 5 Çıkış Kapısını Açmamız Gerekiyor”