HDP'den 'Yasak' Protestosu
HDP İl Binası önünde toplanan grup, önce Hacı Hıdır Camii yönüne doğru yürüyüşe geçti
HDP İl Binası önünde toplanan grup, önce Hacı Hıdır Camii yönüne doğru yürüyüşe geçti. Ancak güvenlik güçleri, yürüyüşe izin vermeyerek grubu Dörtyol Saat Kulesi önüne doğru yönlendirdi. Dörtyol Saat Kulesi önüne kadar yürüyen grup, saat kulesi önünde basın açıklaması düzenledi. Düzenlenen basın açıklamasına HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken ve çok sayıda partili katıldı.
Basın açıklaması, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Hişyar Özsoy ve İdris Baluken’in konuşmaları ile devam etti.
Düzenlenen açıklamada konuşan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, “Hayatımızı cehenneme çevirmeye çalışanlar, insanları katledenler, her gün yeni gözaltılarla yeni tutuklamalarla gözlerimizi açtığımız böylesine karanlık bir süreçte biz bugün kopkoyu bir kış mevsimini yaşıyor olabiliriz. Biz biliyoruz ki, bu kışın arkasından halkların da nevruzu gelecek. Halkların da direnişi, ezilenlerin direnişi gelecek inşallah” dedi.
ÖZSOY: “KÜRTLERLE KAVGA EDECEĞİNİZE, BARIŞIN”
Kaya’nın açıklamasının ardından konuşan HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, konuşmasında “Nevroz yasaklanmaz, yasaklanamaz. Bu nevrozun kutlanması, 30 – 40 yıllık mücadelelerin sonucudur. Yasakçı zihniyet ile nevrozu, halkın iradesini bastırırız diye düşünmek, gerçekten beyhude bir çabadır. Şu ana kadar seçilmiş 20’den fazla belediye başkanı hapise atıldı. Şu ana kadar 2 binden fazla parti yöneticimiz, üyemiz hapse atıldı. Şimdi Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp hapse göndereceğiz diyorlar. Diğer taraftan da Erdoğan orduyla anlaşıp kürt sorununu orduya devredip, orduya dokunulmazlık veriyor. Yasa tasarısı geliyor meclise, bundan sonra burada yapılan bütün zulümler, olağan üstü aratmayacak zulümler karşısında bu işleri yapanlar mahkemelerde bile yargılanmayacaklar. İşler kötüye gidiyor. Türkiye’nin demokrasisi açısından Kürt halkının özgürlüğü açısından durum pek iç açıcı değildir. Maalesef herkes bir savaş söylemi tutturmuş, barış isteyenler barış kelimesini ağzına alanlar cezaevlerini boyluyor. En son duydunuz, 3 tane akademisyen barış istiyoruz savaş dursun diyen akademisyenler şu an içeridde. Cumhurbaşkanı her gün anayasayı ihlal ediyor. Dünya alemin gözleri önünde, bu konuda cesarete sahip tek bir tane hakim memlekette kalmadı. Devletin aklına söylediğimiz şudur. Kürtlerle kavga edeceğinize, barışın” dedi.
“KÜRTLER DİRENİŞ GÖSTERECEKTİR”
Konuşmasında hükümeti eleştiren Özsoy, “Böyle bir barıştan, böyle bir ittifaktan herkes kazanır. Türk de kazanır, Kürt de kazanır. Yok biz savaşta ısrar edeceğiz, biz sonuna kadar öldüreceğiz yıkacağız derseniz, açık söylüyoruz biz size ‘Türkün Gücünü Göstedeceğiz’ derseniz, Kürdün elinde onurlu bir direnişten başka bir şey kalmaz. Kürtler, bu onurlu direnişi sonuna kadar gösterecektir” diye konuştu.
BALUKEN: “BUNDAN SONRA HER YER NEVRUZ ALANIDIR”
Özsoy’un konuşmalarının ardınan konuşan İdris Baluken, nevruz yasaklarını eleştirerek, “çözüm süreci boyunca karşımızda oturanlar, ceplerinin bir kenarıda bugün devreye koydukları çöktürme planlarını taşımışlar. O planlar ki, bugün Türkiye coğrafyasını büyük bir taziye evine, taziye çadırına çevirmiştir. Bu saatten itibaren AKP hükümeti devreye koyduğu bu yasaklarla bilmeli ki, Bingöl başta olmak üzere bütün Kürdistan ve bütün Türkiye Coğrafyasının her metrekaresi Nevroz alanıdır. Özgürlük alanıdır, direniş alanıdır. O nedenle, nevroz üzerinden irademizi teslim almaya çalışanlar o iradenin dimdik ayakta olduğunu nevroz bittikten sonra da daha güçlü bir şekidle görecekler” diye konuştu.
“KARARLI BİR İRADEYE SAHİPSEN, BİR DAKİKA BEKLEMEDEN 550 VEKİLİN DOKUNULMAZLIĞINI KALDIR”
Açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenen Baluken, “Kendisi çok iyi biliyor dokunulmazlık konusunda ne düşündüğümüzü. Meclis kürsüsünde de söyledik. Bizim senin dokunulmazlığına ihtiyacımız yok. Bize halkımız bir dokunulmazlı kvermiş, o dokunulmazlık bizim siyaset yapmamız için her şeyin üstündedir. Başımızın üstündedir. Senin saldırılarınla bir bedel ödememiz gerekirse, o bedeli ödeme noktasında da tek bir saniye bile tereddüt edecek tek bir arkadaş yoktur aramızda. Ama sen milletvekili dahil olmak üzere Cumhurbaşkanlığının makam ve yetkisinden kaynaklanan o dokunulmazlıkların kaldırılması için hazır mısın değil misin? Bizim sana sormak istediğimiz soru budur. Eğer yüreğin varsa, eğer gerçekten ekranlara çıktığın gibi kararlı bir iradeye sahipsen, Bingöl meydanından sana sesleniyoruz. Bir dakika bile beklemeden Milletvekilinin ve Cumhurbaşkanının dokunulmazlığını hemen hep beraber kaldıralım. Hep beraber yargılanalım. Biz yaptığımız bütün konuşmaların, bütün çalışmaların arkasındayız. Bu halk için ne kelime ettiysek o kelimenin bir tanesinden bile pişmanlık duymuyoruz.
“İNŞALLAH YAKINDA GİDERSİN”
Baluken, konuşmasına şöyle devam etti: “Ben gidersem devlet yıkılır diyor ya, bütün diktatörler aynı şeyi söylüyor. Saddam da, kaddafi de, Mübarek te, Hitler de aynı şeyi söylüyordu. Ben gidersem devlet yıkılır diyenler gittiğinde, devlet yıkılmadı. Devlet demokratikleşti, halklar rahatladı. O nedenle inşallah yakında sen gidersin, inşallah bütün halklarımız da barış içinde bir nefes alır.”
Düzenlenen basın açıklamasının ardından, partililer tekrar HDP Bingöl İl Binası önüne doğru yürüyerek dağıldı.