Korucular Kadro istiyor
Anadolu Köy Korucuları ve şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Ak Parti Gurup toplantısında yaptığı açıklamada 700 bin Taşeron İşçiye kadro müjdesi vermesine
Anadolu Köy Korucuları ve şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Ziya Sözen, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Ak Parti Gurup toplantısında yaptığı açıklamada 700 bin Taşeron İşçiye kadro müjdesi vermesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sözen, köy korucularının sigortasız olarak çalıştığını ifade ederek, “700 bin Taşeron işçiye kadro müjdesi veren Hükümetimiz 30 yıldır bu ülkede gecesini gündüzüne katarak Terörle ve Teröristle mücadele eden Köy Korucularımızın 30 yıldır geçici sıfatla çalıştırılması ve 30 yıldır dünyada eşi benzeri görülmemiş bir şekilde devletten maaş aldığı halde devlet tarafından sigortasız çalıştırılması asla kabul edilemez. Bu ayıp devletimizin ayıbıdır. Devletimiz korucuyu sigortasız çalıştırarak suç işlemektedir” dedi.
“DEVLET BİZİ SOSYAL GÜVENCEDEN YOKSUN ÇALIŞTIRARAK SUÇ İŞLİYOR”
Açıklamasında köy korucularının sosyal güvencelerden yoksun çalıştığını ve devletin bu nedenle suç işlediğini iddia eden Sözen, “30 yıldır gece gündüz kar kış yağmur çamur demeden devletimizin emrinde milletimizin hizmetinde çalışıyoruz. Bu uğurda Terörle ve Teröristle mücadelede 1664 şehit binlerce gazi vermiş bir camiayız. Bu kutsal mücadelemize rağmen geldiğimiz noktada son yapılan zamlarla beraber ( henüz ödenmeyen zam ) maaşımız 1300 TL olmuştur. Ortalama 8 nüfusa sahip korucularımızın tamamı açlık sınırı altında yaşamaktadırlar. Çocuklarımızı okutamadığımız gibi çocuklarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamamanın mahcubiyetini yaşamaktayız. Bizler terörle ve teröristle mücadele ederken devletin altını oyanlar bütün imkanlara sahip oldular. Bizler her konuda geri kaldık. Onlar lüks hayat sürerken bizler geçim derdi ile uğraştık. Onların çocukları özel okullarda okurken, bizler çocuklarımızı Devletin okuluna dahi gönderemeyecek duruma geldik. Bütün iyi niyetimize rağmen bütün hoş görümüze rağmen hep horlandık hep dışlandık ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi ile karşı karşıya bırakılıyoruz. Devlet büyüklerimiz hep bizlere aslan korucular kahraman korucular demenin ötesine gidemediler. Türkiye’deki en riskli işi yapmamıza rağmen asgari ücretlilerle aynı maaşı alıyor olmaktan utanç duyuyoruz. Bizler bu koruculuk görevini para için pul için yapmıyoruz. Fakat geldiğimiz noktada bizimde ailemiz var bizimde çoluk çocuğumuz var. Bizim de geçinme, çocuklarımızı insanca okutmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.
“SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLANMAK İSTEMİYORUZ”
Açıklamasında köy korucularının haklarının verilmesi gerektiğini belirten Sözen, “Bölgede yıllardır iki başlıklı bir siyaset olduğundan Terör örgütünü destekleyen siyasi partiye karşı hep Hükumetimizin yanında yer aldık. Görevimiz olmamasına rağmen canla başla hükumetimize siyasi destek verdik. PKK nın ve onları destekleyen siyasi partinin başarısız olması için elimizden gelen gayreti gösterdik. Seçimlerde üzerimize düşen görevi her zaman yapmamıza rağmen seçimlerden sonra derhal kenara itildik ve unutulduk. Bölgede bu güne kadar seçilen hiçbir milletvekili derdimizle sorunumuzla ilgilenmedi. Bölgede seçilen hiç bir hükumet mensubu milletvekili bizleri ziyaret edip sorunlarınız var mı demedi. Hükumet mensubu hiçbir milletvekili Meclis kürsüsünde korucularımızın sorununu dile getirmedi. Konfederasyon başkanı olmama rağmen hiç biri bir gün beni arayıp korucularımızın ne gibi sorunları var demedi. Yaptığımız birçok faaliyete davet etmemize rağmen davetlerimize icabet etme nezaketi bile göstermediler. Seçim dönemlerinde bizler il il, ilçe ilçe, köy köy PKK yı destekleyen siyasi parti başarısız olsun diye hükumetimize oy toplarken hükumete mensup partinin milletvekilleri adaylarını hiçbir zaman yanımızda görmedik. Sayın Başbakanının Sayın Cumhurbaşkanının PKK ya karşı takındığı tutumu, gösterdiği tepkiyi bölgedeki milletvekilleri hiçbir zaman göstermemektedirler. Çünkü bölgede Milletvekili seçilen hükumete mensup vekiller PKK ve HDP ile karşı karşıya gelmek istememektedirler. Onlarla karşı karşıya gelmekten çekinmektedirler. Bizler bu uğurda kefenimizi giyerken onların bu korkakça tutumu asla kabul edilemez. Hükumete mensup bölge Milletvekilleri Sayın Başbakanımızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasına sığınarak onların gölgesinde siyaset yapmaktadırlar” dedi.
Sözen açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“21 yüzyıl Türkiye’sinde hala asgari ücretle elinde silah görev yapmak bize karşı yapılabilecek en büyük haksızlıktır.21 yüzyıl Türkiye’sinde devlet eliyle sigortadan yoksun çalıştırılmamız Anayasal bir suçtur.21 yüzyıl Türkiye’sinde taşeron işçilerin dahi kadroya alındığı bir ortamda 30 yıldır geçici sıfatıyla çalıştırılmamız Anayasal bir suçtur, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bizler kimseden merhamet şefkat dilenmiyoruz. Bizler asla dilenci değiliz. Bizler doğu ve güneydoğunun sigortasıyız ve teminatıyız. Ailelerimizle berber 1.7 milyonluk bir camiayı temsil eden bizleri görmezden gelmek, bizlere karşı vurdum duymaz davranmak bölgeyi kaybetmeyi göze almak demektir. Kendi elinizle PKK nın ekmeğine yağ sürmek demektir. Biz hakkımızı istiyoruz. Gece gündüz asker ve polisle aynı görevi hatta daha fazlasını yapıyoruz. Bizimle görev yapan polisin askerin sözleşmeli erin sigortası var bizim yok. Onların maaşı 4000, 4500 TL bizlerin maaşı 1300 TL. Onların operasyon tazminatı var bizlerin operasyon tazminatı yok. Onlar göreve giderken bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmakta bizler bütün ihtiyaçlarımızı kendi cebimizden karşılıyoruz. Onlarda beylik tabancası var. Bizler den silah harç parası alınmaktadır. Bu yapılan haksızlıktır ayrımcılıktır. İkinci sınıf vatandaş muamelesi yapmak demektir. Türkiye’mizin içinde bulunduğu bu zor dönemde bizler bu tür konularla gündeme gelip devletimizi zorda bırakmayı asla istemezdik. Âmâ bize karşı göz göre göre yapılan bu haksızlığı asla tahammül edemiyoruz. Bir sistem 30 yıl geçici olmaz. Bu sistem devletimize lazımsa ve bir ihtiyaçtan doğmuşsa, faydalı ise Hükumetimiz ile çok acil bir şekilde masaya oturup yılladır kangren haline gelmiş sorunlarımızı masaya yatırıp sistemi yeniden baştan sona kadar düzeltmemiz lazım. Yok, eğer devletimiz geldiğimiz noktada bize ihtiyaç duymuyorsa yarın sabah sistemi kökten kaldıralım. Bizler buna saygı göstereceğiz. Artık asgari ücretle çalışmaya, sigortadan yoksun geçici ismi ile çalışmaya bir gün dahi tahammülümüz kalmamıştır. Bu haksızlığı asla kabul etmeyeceğiz. Devletimiz güçlü kudretli büyük bir devlettir. Bu haksızlığı en kısa zamanda gidereceğini düşünüyoruz ve bekliyoruz.”
“DEVLETİMİZ TERÖRÜ BİTİRMEK İSTİYORSA”
“Devlet Doğu ve Güneydoğuda terörü ve teröristi bitirmek istiyorsa derhal korucuların bütün şartlarını gözden geçirip bütün haklarını ivedilikle vermelidir. Maaşlarını en az sözleşmeli er maaşı düzeyine çekmelidir. Sosyal güvencelerini sağlayarak geçicilik kapsamından çıkarmalıdır. En az genç dinamik 20 bin korucu alımı daha yapılmalıdır. Koruculuğu ekonomik yönden utanılacak bir meslek olmaktan çıkardığımızda, onurla ve gururla yapılacak bir meslek haline getirdiğimizde bu güne kadar bölgede koruculuğu tercih etmeyen bütün bölge halkı korucu olmayı tercih edecek ve devletin yanında yer almaya başlayacaktır. Yıllardır PKK ya destek veren bütün köyler korucu olmayı tercih edecektir. Devletimiz bunu yaptığı takdirde korucudan tam anlamıyla verim alacak ve PKK nın kökünü kurutacaktır. Aksi takdirde korucuyu sigortasız çalıştırarak, korucuya asgari ücret vererek korucudan yüzde yüz verim almayı beklemek hayalcilik olur. Çünkü geçimini sağlayamayan korucu ailesini geçindirmek için ister istemez farklı işlere yönelmektedir. Bu durumda korucudan elde edilecek verimi azaltmaktadır.”