"Pedofili, Tedavi Gerektiren Bir Hastalıktır"
Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Karaaslan, son dönemlerde artan cinsel istismar olaylarına ilişkin yazılı basın açıklaması düzenledi
Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Karaaslan, son dönemlerde artan cinsel istismar olaylarına ilişkin yazılı basın açıklaması düzenledi. Karaaslan, açıklamasında bu eylemleri gerçekleştirenlerin psikolojik rahatsızlığı olduğunu belirterek, mutlaka tedavi olmaları gerektiğini vurguladı. Karaaslan, açıklamasında “Pedofili ya da sübyancılığı, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık olarak tanımlıyoruz. Tedavi gerektiren bir hastalıktır. Bununla ilgili haberlere, son günlerde Türkiye genelinde, sıkça karşılaşmaktayız. Bunu önlemenin tek çıkar yolu, cezai yaptırımların artırılması diye düşünüyorum. Kanundaki cezaların caydırıcılığı artırılmalı ve dolayısıyla indirimler asla yapılamamalıdır” dedi.
Açıklamasında geçtiğimiz günlerde yaşanan cinsel istismar olaylarına da değinen Karaaslan, “Minik bedenlerin istismarında karşımızda bu kez 13 yaşında geçirdiği travmayla bir çocuk yer almak da… Babası böbrek yetmezliğinden yıllardan beri çok hasta… Sara hastası olan annesinin ekmek yapmaya gittiği tandır başında, kriz geçirmesi, tandıra düşüp feci bir şekilde canını kaybetmesiyle travma başlıyor beden de… Ardından kendisine tamamıyla yabancı olan bir çevreye taşınması... Ve kısa bir müddet sonra ablasının, nedeni bilinmeyen bir şekilde, geride sorular bırakarak intihar etmesi… Ki bunun da araştırması yapılırsa neden bu duruma geldiğinin bir başka boyutu da ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.
“EMPATİ KURALIM…”
“Olayların içine girip empati kuralım” diyen Karaaslan, “Evde sıcak bir çorba kaynatacak, onun yolunu bekleyen, onu koruyup kollayacak anacığı yokken ve yavrucağın arkadaşları dışarda top oynarken, arkadaşları her gün bir başka marka kıyafet giyerken, onun düştüğü dehşet dolu bir vahşet... Hele bir de o travmayla hala okul hayatına devam eden bir öğrenciyse… Lütfen olayın içine girip, kendi çocuğumuz gibi düşünerek empati kuralım… Nasıl gözleriniz yerinden fırladı ve bir an bayılacak gibi oldunuz, değil mi? Hal böyleyken, bizler elimizi kolumuzu bağlayıp sadece izleyici olarak, olayı takip etmekle yetiniyoruz. Bana karışmayan yılan, bin yıl yaşasın mantığıyla yaşamaya devam ediyoruz. Toplum olarak, o minik bedenleri sahiplenemiyoruz demek ki… Ailelerin çocuklar üzerindeki aşırı baskısı ve yahut aşırı ilgisizliği gösterilebilir nedenlerdendir. Bu yavrumuzun korunmaya alındığını biliyoruz. Bu korunmanın bir başka il de ve hatta bir olası varsa bir başka kimlikle korumasının ömrü boyunca garanti altına alınarak sağlanmasını değerli yetkililerden talep ediyoruz. Davanın hukuki boyutunun o olmadan devam etmesiyle her an geçirmiş olduğu travmanın yeniden canlanması önlenemez mi? Yavrumuzu yeniden hayata bağlamak için gerçek anlamda bir çalışma yapma da biz STK’ların da hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz” dedi.
“TOPLUMUN EĞİTİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR YAPILMALI”
Yaşanan vahim olaylar nedeniyle toplumda rehabilitasyon ve ıslah çalışmaları yapılması gerektiğini söyleyen Karaaslan, “Toplumun bu konuda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmalıdır. Okullar da bu konuyla ilgili seminerler verilmelidir. Özellikle okullardaki rehberlik çalışmalarında öğrencilerle birebir görüşülmelidir. Bilinçli bir toplum hata yapmayacaktır. Hatasının onu, ömür boyu, bir yük olarak boynunda taşıyacağının bilincini kazandıracaktır. Bu yavru bizim evladımız da olabilirdi… Minik bedenlerin sesi olmak bir insanlık görevidir. Mağdura devlet tarafından ömür boyu sahip çıkılarak korunmaya alınması, toplum olarak ona sahip çıkamayışımızdan dolayı çekmiş olduğumuz vicdan azabımızı az da olsa rahatlatacaktır. Teşekkürler” diye konuştu.