"Simani Kalesi'nin Turizme Kazandırılması Lazım"
Bingöl FM'de yayımlanan Çapakçur'un Sesi programına buy hafta sanat tarihçisi akademisyen Nebi Butasım katıldı
Bingöl FM’de yayımlanan Çapakçur’un Sesi programına buy hafta sanat tarihçisi akademisyen Nebi Butasım katıldı. Butasım, radyo programında Bingöl’ün bir çok turistik mekanının olduğuna dikkat çekerek, özellikle Simani Kalesi’nin Turizme kazandırılmasının gerekli olduğunu söyledi.
Programda Bingöl’ün milattan önceki tarihine değinen Butasım, “Bingöl ismi çok da yeni bir isim değil. Urartular döneminde buralar Bianni Bian olarak adlandırılıyordu. Urartuların merkezi Van (başkentleri Tuşpa) olarak bilinir ancak Urartuların tarih sahnesine çıktığı yer Bingöl yöresidir. Urartular M.Ö 8. asırda Van’da kuruldu ancak öncesinde burada varlardı. Urartu dilinde Bianni Bian “Göller Yöresi” anlamına gelmektedir. Evliya Çelebi de Seyahatnamesinde İskender’in bu yöreye geldiğinden ve meşhur Bingöller efsanesinden söz eder. Bingöl milattan önce de bir yerleşim birimiydi. Nitekim Erzurum müzesinde Bingöl’de ortaya çıkarılan eserler var ve bunlar Urartulardan kalma eserler. Yine Elazığ müzesinde de Bingöl’de ortaya çıkmış eserler var. Bizim de Bingöl’ün rivayet tarihinin bilimsel açıdan ortaya çıkarılması için çalışmalarımız var. Böylece bu rivayet kültürünün daha nitelikli ve daha bilimsel bir arka planı olduğunu ortaya çıkarmayı umuyoruz.Güçlü bir altyapı ve çalışkan ekip gerekiyor. Ancak çalışkanlığımızı daha çok definecilik alanında gösteriyoruz gibi! Bu hususta duyarlı hemşerilerimiz de var. Karlıova’dan Hititlere ait eserlerin bizzat Karlıovalı hemşerilerimiz tarafından müzeye teslim edildiğini biliyorum” dedi.
“SİMANİ’DE ÇİVİ YAZISI ÖRNEKLERİ BULMA OLASILIĞI YÜKSEK”
Simani bölgesinde daha önce defineciler tarafından çivi yazısı örneklerinin bulunduğunu ve yine çivi yazısı bulma olasılığının yüksek olduğunu söyleyen Butasım, “Önceki yıllarda defineciler Urartulara ait çivi duvar yazısı bulmuşlardı. Bu yazı kaybolunca ortaya bir şey çıkaramadık. Okutmak için uğraştık ve elimizdeki tek çivi yazısı örneğiydi. İşte Simani’de buna benzer çivi yazısı örnekleri bulma olasılığı çok yüksek.Belediye başkanımız Yücel Barakazi’ye ve Kültür Müdürü Kasım Barman’a projelerimizden söz ettik. İnşaallah bizler de bu hususta bir proje gerçekleştireceğiz” dedi.
“BİNGÖL DE BİR SAHABE ŞEHRİ!”
Bingöl’ün sahabe şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Butasım, “İslam döneminde Diyarbakır ile birlikte sahabeden İyaz bin Ğanem komutasında Müslümanlar bu yöreye geliyorlar. Fetih döneminde ilk gidilen yer şimdiki Kiği ilçemiz. Kiği kalesi fethediliyor ve Kiğı’da şehit olan yedi sahabe var. O bölgedeki dağın şimdiki adı da Sultan Kasım’dır. Sultan Kasım bir sahabedir. Yine ortaçağ kaynaklarında medeni bir şehir görünümünde olduğu belirtilen Merel diye bir yerden söz ediliyor. Araştırmalarımız sonucunda buranın Sarıcan-Kuruca bölgesinde olduğunu tespit ettik. Şu anda bölgeye Sukê Meron deniyor. Orada konuştuğum insanlar daha önce yörede tarihi yapılar olduğundan bahsettiler. Yine oraya yakın bölgede Sultan Kubeysi türbesi var. Sultan Kubeys de bir sahabe ve yanında 7-8 kişi daha orada şehit oluyorlar. Bölgedeki köylülerin bu konuda bilgisi var.Sonraki dönemlerde Bingöl bölgesinde en çok varlık gösteren devlet Akkoyunlular devletidir. Malumunuz Uzun Hasan da o zaman bölge insanı tarafından Hasanê Tewil olarak adlandırılıyor. Sonrasında Osmanlı bölgeye hükmediyor. Osmanlı döneminde bölgedeki en güçlü kişilik olarak Isfahan Bey biliniyor. Tabii o zamanlar Bingöl tek parçalı değil. Genc/Gınc (Kale Köyü), Kiği, Karlıova farklı bölgeler. Şimdiki Aşağı Çarşıda Isfahan Bey ikamet ediyor. Çarşûya Cêr’deki camiye adını veren kişidir Isfahan Bey” dedi.
“SİMANİ KALESİ’NİN TURİZME KAZANDIRILMASI LAZIM”
Butasım, Simani Kalesi’nin turizme kazandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Genç köprüsünün hemen solunda bir kale kalıntısı var. Urartular döneminden kaldığı söyleniyor ama ben bu yapının Orta Çağdan kalma olduğunu düşünüyorum. Yine Genç’te iki tane türbe var, Kral Kızıkalesi var Buek köyünde. Tabii Bingöl’de Urartulardan kaldığını net olarak bildiğimiz Simani Kalesi var. Uzun yıllar önce İranlı bir arkeologla o bölgeden geçtiğimizde bana “İşte burası Urartu Kalesi” demişti. Yani burası iyi biliniyor. Sonrasında ben de orada yüzey araştırması yaptım. Temel seviyesinde blok taşlar hala orada duruyor. Simani’ye yolu düşenler o tepeye çıkıp Bingöl’ün manzarasını şöyle bir izlerlerse Urartuların neden o hakim tepeye kale inşa ettiklerini rahatlıkla anlayabilir. Muhteşem bir görüntü!Önemli bir hususa değinmek gerekiyor. Tarihi eserler insanlığın ortak mirasıdır. Bu eserlerin maddi olarak bir değeri yok. Definecilik yapanların bunu bilmesi lazım… Bu eserler manevi, tarihsel ve ilmi açıdan ortak mirasımızdır ve bunlara sahip çıkmak gerekiyor” dedi.