Sözen'den Erdoğan'a 23 maddelik rapor
Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 23 maddelik terörle mücadele raporu sundu
Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 23 maddelik terörle mücadele raporu sundu. Sözen, raporunda devlet içerisinde gençleri PKK’ya yönlendiren devlet memurlarının olduğunu belirterek bu memurların tespit edilmesi gerektiğini ve görevlerine son vermeleri gerektiğini söyledi. Raporda dikkat çeken diğer ayrıntılar ise şöyle:
“YAVAŞLAMA, YARIDA BIRAKMA OLMAMALI”
Bölgede sürdürülen operasyonlar hakkında bilgi veren Sözen, yavaşlama veya yarıda bırakma durumunda bölgenin kaybedileceğini ifade ederek, “Terörle ve teröristle mücadele kararlı bir şekilde devam etmelidir. Bu mücadele tamamen bitmeden yavaşlama veya yarıda bırakma gibi bir tutum içerisine girilmemelidir. Böyle bir durumda bölgenin tamamen kaybedileceği net bir şekilde bilinmelidir” dedi.
“ASKER, POLİS VE KORUCULARA YASAL GÜVENCELER GELMELİ”
Güvenlik güçlerine yasal güvencelerin getirilmesini isteyen Sözen, “Askerin, Polisin ve Köy Korucularımızın kendini güvende his edeceği yasal güvenceler getirilmesi lazım. Bu yasal güvence kanunlar ve yasalar çerçevesinde kontrol edilebilir bir şekilde geliştirilmelidir. Asker Polis ve Korucularımızın terörle ve teröristle mücadelesinde her türlü destek verilmeli, moral ve motivasyonlarını bozacak eylem ve söylemlerden kaçınılmalıdır.Bölge halkının PKK ya karşı kendisini güvende hissetmesi için yeni koruculuk alımı yapılmalıdır. Mevcut korucuların maaş sosyal güvence ve özlük hakları bakımından yeni bir yasal düzenleme ile durumları topyekûn iyileştirilmeli ve devletimizin kendilerine karşı bir ayrımcılık içinde olmadığının bu yasal düzenleme ile teminat altına alınmalıdır” dedi.
“PKK’YA FİNANS AKRAN FİRMALAR AYRIŞTIRILMALI”
Bölgede bazı firmaların PKK’ya finans aktardığını belirten Sözen, raporunda “Yıllardır bölgede iş yapıp PKK’ya çok ciddi kaynaklar aktaran firmaların bölgenin yeniden inşası sürecinde asla yer almamalıdırlar. Yani burayı yakıp yıkanlara maddi ve manevi destek verenler burayı yapmamalıdırlar. Devletimiz bu firmaları tespit edip bunları yasaklı firma kapsamına getirmelidir.Bölgede hükümet adına siyaset yapan Milletvekilleri, İl Başkanları ve Teşkilat yöneticileri bölgenin yeniden inşasını bir rant kapısı olarak düşünmemeli ve iktidar partisi mensubu olmanın getirdiği gücü kullanıp bölgenin yeniden inşasına olumsuz anlamda müdahil olarak bölge halkının güvenini kaybetmemelidirler. Olaya bölge halkına biran önce hizmet etme mantığıyla yaklaşmalıdırlar. Biz buradan ne kadar para kazanırız mantığı yerine biz bu vatandaşı nasıl kazanırız mantığı içerinde hareket edilmelidir. Çünkü ellerini ovuşturup biz buradan ne kadar kazanacağız diye kendi aralarında konuşan yerel siyasetçilerin olduğunu çok iyi görüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“TERÖR İLE BAĞI OLAN MEMURLAR AYRIŞTIRILMALI”
Raporunda örgütler ile bağı olan devlet memurlarının görevlerine son verilmesi gerektiğini belirten Sözen, “657 sayılı devlet memurları kanununda çok ivedi bir şekilde değişiklik yaparak Terör örgütleri ile bağı olan Devlet memurlarının görevine süratli bir şekilde son verilmelidir. Çünkü bölgede okullarda çocuklara “Sizin olmanız gereken yer okul değil dağlardır, Dağlarda Kürt halkı için mücadele vermeniz gerekirken TC nin okuluna niye geliyorsunuz” diyerek çocukları dağa gönderen küstah alçak öğretmenlerin olduğunu çok iyi bilinmektedir. Yine dini kullanarak çocuklar ve aileler üzerinde olumsuz etki yaratıp PKK ya katılımın sağlanması yönünde çalışan imamların olduğu bilinmektedir. Askerimizi polisimizi sedyeden düşürecek kadar, Teröriste ilaç desteği sağlayacak kadar gözü dönmüş alçak sağlık çalışanlarının olduğunu biliyoruz.657 sayılı devlet memurları kanunun değiştirilerek bunların kamudan uzaklaştırılmaları halinde diğer memurlara da kötü örnek olmalarının önüne geçilecektir.Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi sürgün işe yaramayan memurlar çöplüğü olmaktan kurtarılmalı, bölgenin örf adet gelenek ve göreneklerini benimsemiş, milli ve manevi yönü güçlü vatandaş odaklı hizmet sunacak yöneticilerin seçilerek bölgeye gönderilmeleri sağlanmalıdır. Bu kişilere uzun süre orada görev yapmaları için belli ekonomik ayrıcalıklar tanınmalı, bölgedeki bütün memurların lojmanlarda oturmaları sağlanmalıdır. Bu memurlar arasında performansı düşük olan fayda sağlamayanların tespit edilip muhakkak suretle rotasyon yapılmalıdır” dedi.
“SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK YASASI YALNIŞTIR”
MEB tarafından başlatılan sözleşmeli öğretmenlik sisteminin yanlış olduğunu ifade eden Sözen, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından getirilmesi düşünülen sözleşmeli öğretmenlik yasası son derece yanlış bir uygulama olacaktır. Kırsalda kendisini güvende hissetmeyen öğretmenlerin gitmeyi kabul etmediği yerlere PKK ile arasında gönül bağı olan PKK dan çekinmeyen yerel kişiler sözleşmeli öğretmenliğe başvuracaktır. Bu kişilerin kâğıt üzerinde suça bulaşmadıkları görüldüğünden rahatlıkla güvenlik soruşturmalarından geçecek ve sözleşmeli öğretmen olarak atanacak ve gençlerimizi zehirlemeye devam edeceklerdir. Bunun yerine Devletin vatandaşının canını malını korumak ve kollamak ilkesinden yola çıkarak öğretmenleri olduğu köylerde koruyacak, ya da taşımalı eğitim sistemine geçilecektir.Terör öğütleriyle ve Paralel Terör örgütüyle ilişkisi olan memurların yerleri değiştirilerek bu sorunu ötelemenin yerine bunların suçları tespit edilince bir daha asla memur olmamak üzere memurluktan ilişikleri kesilmelidir. Örneğin paralel örgüte mensup bir kaymakamı sınıra sıfır bir ilçeye gönderdiğinizde o kaymakam beni buradan daha kötü gönderecekleri bir ilçe olamaz mantığıyla devlete ve vatandaşa her türlü hainliği yapmayı kafasına koyacaktır. Bu tavır içinde olanların o bölgeye gönderilip cezalandırma yoluna gitmek yerine bunların tamamen görevden uzaklaştırılmaları sağlanmalıdır” dedi.
Sözen’in, teröre bulaşmamış ailelerden devlet kadrolarına bir iş istihdamı hakkındaki önerisi ise şöyle: “Bölgede teröre bulaşmamış kişilerden her aileden en az bir kişi bir defaya mahsus kamuda istihdam edilmelidir. Böylece her ailenin devletle bir bağı olmuş olacaktır.” (Haber Merkezi)