bingöl

Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

BİNGÖL’DE DİLSİZ BÜLBÜLLERİ’İN HİKÂYESİ

Mir Mesut Kovalar yazdı:
BİNGÖL’DE DİLSİZ BÜLBÜLLERİ’İN HİKÂYESİ

BİNGÖL’DE DİLSİZ BÜLBÜLLERİ’İN HİKÂYESİ
Mir Mesut Kovalar
Mir Mesut Kovalar( mirmesutkovalar@capakcurgazetesi.com.tr )
1.246
07 Ocak 2019 - 9:50

Sevgili okurlarım, bir önceki yazımda da belirttiğim üzere kaleme aldığım bu yazımda şehrin dilsiz bülbüllerinin hazin hikâyesini işleyecek ve sevdalısı oldukları toplumun aksayan yönlerini açık bir şekilde ifade etme cesaretine erişmiş bilinç sahibi insanların giderek şiddetlenen siyasi tahakküm ile nasıl da sessizliğe mahkûm edildiğini bir çoğumuzun vakıf olduğu “Bülbül-Kartal-Gül” hikâyesinden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım.

Peki bu hikâyenin hakikati nedir?

Öncelikle malum hikâyemize değinmekte yarar vardır…

Dilsiz Bülbül’ün Hikâyesi

Zamanın birinde garip bir bülbül bir güle meftun olmuş ama ne meftun olmak; gül bülbülün bağrının kanından, gözünün yaşından kızardıkça kızarır gonca gonca açarmış…

Bir gün yükseklerden uçan bir kartal, bu gülü görmüş bahçede; ilk görüşte vurulmuş güzelliğine ve gelmiş güle derdini açmış.

Eee kartal bu göklerin efendisi, kuvvetli ve gözü kara!

Gül de sevmiş kartalı ve yanı başında biçare öten bülbülü unutmuş; gitme kal diyen bülbülü dinlemeden kartalın ağzında dağların tepesine doğru yükselmiş…

Gül gidince bülbül harap, perişan, yemez içmez ve artık ötmez olmuş; kartal gülü dalından koparınca güzelliği günden güne solmaya başlamış, kartal da zamanla bakmaz olmuş gülün solgun yüzüne!

Kartal’ın sevgisi sadece gülün güzelliğiymiş çünkü…

Gül anlamış ki onu bunca güzel yapan bülbülün fedakârlığı, aşkıymış; bin pişman olmuş onu bırakıp gittiğine; bahçesine geri dönmek istemiş, kartal da almış gülü bahçeye geri getirmiş…

Onun döndüğünü gören bülbül, renginin solmasına, güzelliğinin gitmesine aldırış etmemiş; gül tutulmuş toprağa, bülbül konmuş yanı başına ve eskisi gibi bağrına dikenini saplaya saplaya kanıyla canıyla beslemiş gülü…

Gül güzelleştikçe bülbül zayıflamış, bitap düşmüş çünkü gülü yaşatmak için her zamankinden daha çok vermiş kendi kanından canından!

Bir sabah, gül alev gibi al bir gonca olarak açmış, bir de bakmış ki yanı başında küçük bülbül can vermiş!

Bülbül sevdiği yaşasın, iyi olsun diye kendi canından geçmiş meğer; gül o gün anlamış ki, aşk bülbül gönüllülerin işi, bülbül gibi yanmayacaksan, canından geçmeyeceksen aşk meydanına çıkmayacaksın…

Çünkü aşk fedakârlık ister, gayret ister, emek istermiş…

Bingöl’ün Dilsiz Bülbülleri

Evet, yukarıda da belirttiğim üzere birçoğumuzun vakıf olduğu bu hikâyeyi şehrimiz Bingöl’e uyarlama gayretiyle kentin siyasi, sosyal ve iktisadi anlamda yaşanan sorunlarını dile getirmeyi toplumsal sorumluluk olarak algılayan insanlarını hedef haline getirip nasıl da sessiz birer bülbüle dönüştürmeye çalıştıklarını anlatmaya çalışalım.

Şöyle ki, yukarıda bahsedilen hikâyenin üçlü kahramanlarından biri olan gülü Bingöl Halkı yani toplumu, bu güle meftun olan bülbülü de gerek fedakârlığı ve aşkıyla gerekse de sevdalısı olduğu toplumun refahı, huzuru ve kalkınması için gayret sarf ederek emek harcayan gençlerimiz olarak algılayalım.

Peki ama bu Kartal kim?

Bu şehrin efendisi, kuvvetli ve gözü kara olan aktör kim?

Nasıl olur da bu toplumu (gül), yaşam kaynağı olan değerlerinden uzak tutup solmasına ve özünü yitirip bütün bir güzelliğini kaybetmesine neden olabilir?

Hangi vicdan sahibi, halkın doğurgan dünyasında kendini var eden gençlerimizi (bülbül), halkın (gül) gözünde değersiz kılabilir?

Ne tür bir zihniyet sahibi, bu toplumun güzelliğine meftun olan gençlerimizi anlık şehvetlerine heba edebilir?

Kentin farklı bölgelerinde olmak üzere böylesi nice hikâyeler sonucu, toplum ile gençlerimizi birbirinden ayrıştırıp uzaklaştıran ve bu gençlerin de zamanla düştükleri ihtilâf sebebiyle birbirlerine karşı düşmanca tavır sergilemelerinin müsebbibi olmanız hiç mi kahretmez sizi Sn. …?

Merkez belde ve köy, Genç, Solhan, Karlıova, Kiğı, Adaklı, Yedisu, Yayladere vs. bütün bu yaşam merkezlerinin kente meftun gençlerini, zamanla geçecek olan şehvetinize kurban edişiniz hiç mi yüreğinizi acıtmaz?

Bakın işte kentin bu dilsiz bülbülleri (gençlerimiz), sizin tahakküm altında tuttuğunuz işlevsel kuruluşların korkusu yüzünden sessizliğe bürünmektedir!

Kimi Çapakçur Deresi’nde, kimi Genç Köprüsü’nde, kimi Solhan’ın Yüzen Adası’nda, kimi Karlıova’da Güneşin Doğuşu’nda, kimi Kiğı Kerek Deresi’nde, kimi Adaklı Çeşmesi’nde, kimi Yedisu’nun Peri Suyu’nda, kimi Çan Tepesi’nde sessizliğe bürünmüş bir vaziyette aşık oldukları ve uğruna her türlü fedakârlığı yapmaktan çekinmeyen toplumunu (gülünü) izler durur…

Ya Yahu!

Ne de güzel kardeşçe yaşıyorduk; düşünsel dünyamızın farklılığıyla birbirimize ne de içten gülümsüyorduk; ayrık fikirsel hareketlerimiz olmasına rağmen ne de bilinçli bir yaklaşımla toplumun çıkarları için samimiyetle orta yolu bulabiliyorduk

Peki ya şimdi?

Hepimiz biliyoruz ki kartalın zamanla sevdası bitecek; topluma verdiği değer, şehveti geçtiğinde sona erecek ve hikâyedeki kartalın yaptığı gibi toplumu yaşam kaynağı olan değerleriyle baş başa bırakarak yanı başındaki gençlerin ona tekrar hayat vermesini izleyecek!

Ama nereden izleyecek?

Elbette ki yüksek zirvelerden yani topluma yukardan bakan büyük kentlerden izleyecek!

“Tarih, tekerrürden ibarettir.”

İşte değerli dostlar; şehvetleriyle bu kenti değerlerinden ayıranlar, zamanla değerlerinden yoksun yaşayacak kenti yani toplumu, sevmemeye, önemsememeye ve solgun yüzüne bakmamaya başlayacaklardır.

Toplum er ya da geç anlayacak ki, kendini değerli kılan gençlerin fedakârlığı ve aşkıymış; bin pişman gerisin geriye tekrar gençlere kavuşmanın hayalini kuracak ve kavuşacak!

Kavuştukları vakit gençler, toplumun solgun renklerine, güzelliğinin yitmesine aldırış etmeyecek ve eskisi gibi bağırlarına dikenini saplaya saplaya, kanlarıyla canlarıyla beslemeye devam edecekler toplumu!

Toplum güzelleştikçe gençler zayıflayacak, bitap düşecek çünkü toplumu yaşatmak için her zamankinden daha çok verecekler kendi kanlarından canlarından!

Sevgi ve muhabbette…

Haftanın Sözü:

“Halkım, pıçaklanmış bir kadın gibidir; kaygular içinde yapayalnız.”  // İsmet Özel

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Tüm Hakları Saklıdır. Lütfen Haberleri Kopyalamayınız. Sitemizden alınıp değiştirilen haberlerden Çapakçur Gazetesi Sorumlu Değildir. Gazetemiz Haber Ajanslarına abonedir.

porno izleporno indirsikiş izle

istanbul escortşişli escort

bolu bayan escort adiyaman bayan escort aydin bayan escort agri bayan escort kirsehir bayan escort aksaray bayan escort amasya bayan escort erzurum bayan escort bartin bayan escort batman bayan escort