Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

HAYATIMIZI ELE GEÇİREN STOCKHOLM SENDROMU

Psikolog Mazlum Şeker Yazdı:
HAYATIMIZI ELE GEÇİREN STOCKHOLM SENDROMU

HAYATIMIZI ELE GEÇİREN STOCKHOLM SENDROMU
Psikolog - Mazlum Şeker( mazlum.seker@capakcurgazetesi.com.tr )
Bingöl Devlet Hastanesi'nde çalışıyor, psikolog.
803
23 Eylül 2018 - 22:10

HAYATIMIZI ELE GEÇİREN STOCKHOLM SENDROMU

1973 yılında İsveç’te Jan Erik Olsson adlı bir banka soyguncusu altı gün boyunca dört banka görevlisini rehin aldı. Rehineler ilginçtir ki bir süre sonra soyguncular tarafında olmaya başladı. Buna rehinelerin soyguncular aleyhinde şikayetçi olmamaları da eklendi. Rehineler soyguncuların savunma ücretlerini dahi karşılarken asıl korktukları kişilerin polisler olduğunu dile getirdiler. İş öyle bir hal aldı ki soygunculardan biri ile rehinelerden biri arasında duygusal bir yakınlık yaşandı. Rehinenin nişanlısından ayrılıp  8 yıl boyunca soyguncunun hapisten çıkmasını bekletecek kadar büyük bir duygusal yakınlık… İşte bu olaydan ötürü  ‘’Stockholm Sendromu’’ adını aldı bu sendrom.

Yukarıda yaşanan bu olay her ne kadar bize çok anormal gelmiş olsa da hayatımıza yerleşmiş durumda. Ve ülkemizde de sık sık karşılaşılan bir durum. Hemen bundan 2 hafta öncesine gidelim. Tarihler eylülün onunu gösterirken ülkemizde yaşanan bir olay. Nişanlısı tarafından rehin alınan kadın darp edilmiş olsa da şikayetçi olmadı ve ‘’kendisi benim nişanlımdır kendisini seviyorum ve şikayetçi değilim.’’ dedi. Yani Stockholm sendromu o kadar da uzak değil bizlere. Hayatımızın bir parçası olduğunu bile söyleyebiliriz.

Stockholm sendromunu sadece rehine olaylarında değil günlük hayatımızda da görebiliriz. Dizi kahramanlarında , günümüz ilişkilerinde , ve topluluk liderlerine duyduğumuz sevgide bile bunun izlerini görebiliriz.Güçlü gördüğümüz dizi kahramanlarına beslediğimiz gizli hayranlık buna örnek verilebilir.Veyahut dizilerde de direkt olarak bu sendromun yaşandığı ilişkilerin izlerini görebiliriz. Kadın/erkek aslında kendisine zarar veren , şiddet uygulayan veyahut psikolojik baskı uygulayan karşı cinse yakınlık duyabiliyor  günümüz toplumunda .

Stockholm sendromuna örnek verebileceğimiz bir diğer nokta da tarihteki siyasi toplum liderleridir. Aslında tarihin diktatör olarak nitelendirdiği isimlere duyulan gizli hayranlıklar da unutulmamalı. Tabi bu hayranlık korku mu baskı mı bilinmez ancak bu durum bazı gerçekleri geride bırakmaya da yetmiyor. Hitler’in 1939 ve 1940 yıllarında Nobel barış ödülüne aday gösterilmesi gibi. Veyahut Beşar Esat’ın 2005 ve 2007’deki seçimlerde %97.6 oy oranı alması gibi. Mubarek’in 2005 seçiminde 88.7 oy alması gibi.  Korku mu baskı mı yoksa Stockholm sendromu mu sizce ? Karar sizin dostlar. Ancak Ömer Hayyam’a da bir kulak verelim derim :

‘‘Celladına aşık olmuşsa bir millet
İster ezan, ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstehaktır ona her türlü zillet.    ’’

Günümüz ilişkilerini de yine bu kapsamda değerlendirebiliriz. Aslında bizler farkında olmadan ilişkilerimize Stockholm sendromunu kısmen de olsa yerleştirmişiz. ‘‘ Kaçan kovalanır’’  cümlesi ile de bunu masumlaştırmışız. Vay halimize … Bir sendromu farkında olmadan normal hale getirmeye çalışmak ve bunu aslında aşkın , sevginin bir parçası haline getirmek…Bu düşünce ile aslında ilişkilerimizi hastalıklı hale getirmiş oluyoruz.  Unutmayın ilişkilerinize yansıttığınız bu Stockholm sendromu kısa vadede sonuç getirse de uzun vadede sonunuzu bir diktatör sonu gibi yapabilir. Bu yazıdan sonra oturup düşünmek , kendimizi görebilmek adına kısa bir mola , hayata daha sağlıklı devam edebilmek için.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mehmetblgcEylül 25, 2018 / 12:33 pmCevapla

cok guzel bir konu. konuya yaklaşımı ve üslubu ile farkını ortaya koymuşsunuz sn. psk. mazlum şeker

KÖŞE YAZARLARI