”Facebook” "İslam Coğrafyasından Mektup Var" -Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri
Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

“İslam Coğrafyasından Mektup Var”

Erkan SONAKAN Köşe Yazısı
“İslam Coğrafyasından Mektup Var”

“İslam Coğrafyasından Mektup Var”
24 Aralık 2017 - 16:01 'de eklendi. 7619 Bingöl Çapakçur Gazetesi

Erkan Sonakan: “İSLAM COĞRAFYASINDAN MEKTUP VAR..!”

Eskilerden bir yerlerden gelen hüzün dolu bir mektup. Sessiz sedasız bir ortamda yazılmış gibi. Köşesi hafifçe yırtılmış, üzerine pus sinmiş. Satırların her biri ayrı bir duyguyu barındırıyor içinde. Kimsesiz belki bu satırların sahibi. Ya da kimsesi var, ama nerde belirsiz. Başlamış yazmaya; “eğer bu satırları okuyan birileri varsa…” diye. Nasıl bir çaresizliktir ki bu? Daha başlamadan umutsuzluk.. Ama bir kırıntı dahi olsa; umut… Devam etmiş küçük parmaklar. Nerden mi belli? Çünkü hayalleri büyükçesine yazılmış satırlar.

                “Eğer bu satırları okuyan birileri varsa, lütfen sesimizi duysun! Bizler Filistin’de Batı Şeria’da yaşayan Müslümanlarız. İçimizden kimisi eşini, kimisi çocuğunu, kimisi babasını ve kimisi annesini kaybetmiş. İçimiz yangın yeri. Yüreklerimiz pare pare. Gözlerimiz yaşlı. Ne gündüzümüz var ne de gecemiz. Hayallerimiz artık ötesinde değil zamanın. Bir adım ötesini arzuluyoruz. Hatta bir nefes ötesini. Düşen bir bombada kaybettiğimiz bir tanıdık, artık sıradanlaştı bizim için. Dedim ya, kim bilir hangimizin bir yakını. Ama nedense hala içimizde bir umut. Birileri bizi anıyor bir yerlerde. Dualar bizimle. Ya da yanılıyor muyuz? Bilemiyorum. Ama öyle olduğunu hayal etmek bile güzel. Düşünsenize, dünyanın her hangi bir yerinde, tanımadığınız, hiç bilmediğiniz birileri, sizin hayatınız için sesini yükseltiyor. Ne kadar güzel bir duygu. Tabi eğer öyle ise! Ama değilse bile , öyle olduğunu umuyorum. Ya da öyle olduğunu ummak içimi ferahlatıyor.

Geçenlerde kaybettim bir yakınımı. Tuttu kolumdan annem. “Ağlama yavrum” dedi. “Cennete gitti o” diye devam etti. Biliyor musunuz, cennet bazen ikinci vatanım gibi. Bir bilseniz bu yaşımda kaç kişinin oraya göç ettiğini. Yaşıtlarım da vardı aralarında. Özellikle Ahmed’i hiç unutmam. Bundan bir kaç yıl önceydi. Okula yeni başlamıştık ikimiz de. Yazı yazmayı ondan önce öğrendim diye, bana bilenmişti. Ve kalemimi saklamıştı, yazamayayım diye. Ne kadar masum bir intikamdı oysa. Ne kadar masum ve ne kadar kısaydı. Ağladığımı görünce bir koşu sakladığı yerden getirmişti kalemimi ve akşama kadar pervane gibi dönmüştü etrafımda. Keşke o da burada olsaydı. Keşke o gün onların saldırdığı sokaktan geçmeseydi. Ama kim bilebilirdi ki ölüm mangalarının geçtiği sokağı. Geçmişti bir kere. Ve dönememişti geriye. Özledim onu da biliyor musunuz? O da cennette diğerleri gibi. Belki de her an benim de gideceğim yerde.

Okuyan varsa satırlarımı, bir şey sormak istiyorum. Sizin de elleriniz titriyor mu durduk yere? Belirli belirsiz dalıyor musunuz gün içinde? Ya da sevdiklerinize bakınca ; “acaba bir daha görebilir miyim?” diyor musunuz her seferinde? Merak ettim sadece. Ben öyleyim de. Acaba diyorum anormalleştim mi ne? Yoksa bu düşünceler bu hal, halet akıl kârı değil.

Bir de sizin yaşadığınız yerlerde hayat nasıl işliyor ? Mesela birileri gelip evinizden çıkmanızı istediğinde, karşı koyabiliyor musunuz? Veyahut anne babanızı öldüresiye dövmeye kalkışıyor mu kimse? Hani bilmiyorum , aslında böyle olmayan yerler de varmış diyorlar. Ama madem öyle , çok merak ediyorum. Bizden ne istiyorlar?

Her gün hor görülüyoruz, zulme uğruyoruz , baskı altındayız. Anlam veremiyorum bu olanlara. Hatta biliyor musunuz, her gün öldürülüyoruz burada. Sizde de böyle mi hayat? Öyleyse tamam, minik yüreğimle sonuna kadar yanınızdayım. Ama değilse, sormak isterim, bizde neden böyle ? Peki siz yanımızda mısınız?

Daha fazla yazamayacağım artık. Sanırım durmak gerek. “Niye yazdın ki bunları , bizden ne istiyorsun? “ diyen vardır belki. Bir şey istediğimden değil emin olun. Bizler burada Kudüs’ün yanı başında, yerin göğün ve arasındakilerin sahibinden istiyoruz isteyeceğimizi. O yönden içimiz ferah. Yazmaktaki amacım size sormaktı sadece ; bizler bu acı ve zulüm içindeyken, acaba siz de rahat mısınız? “

Satırlar böyle dökülüyor artık her Filistinli çocuktan. Iraklı, Suriyeli, Arakanlı ya da dünyanın herhangi bir yerinde Müslüman Coğrafyanın, Müslüman Topluluklarının acısı böyle dile geliyor. Çocuklar mahzun ve yalnız. Büyükler mazlum ve çaresiz. Üzerlerine oynanan oyunlardan habersiz. Ne kadar ağlasalar, sızlasalar ve bağırsalar da nafile.

İslam toplumunun asırlar süren uykudan uyanma vakti geldi de geçti çoktan. Bir değil binler , milyonlar yara aldı, zarar gördü ya da öldü bu süreçte. Birileri “demokrasi”lerini rahat yaymak için, hiç kırpmadılar gözlerini. Çalıştılar, yaktılar , yıktılar ve işgal ettiler. Ortadoğu’da ve dünyanın birçok yerinde, Müslümanların; topraklarını, ülkelerini, şehirlerini, evlerini ve hayallerini işgal ettiler, sömürdüler. Kendi çehrelerinde mutlu olan Müslümanların, çehrelerine saldırdılar önce. Ve sonunda manzara ortada. Milyonlarca yaşlı göz, yaralı yürek kaldı arkada.

Saygılarımla…

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT


Yasal Uyarıdır:Çapakçur Gazetesi'nde yer alan içeriklerin her hakkı saklıdır. Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. Aksi durumda hukuki işlem başlatılır.

İnstagram hesabımızı takip ettiniz mi? Tıklayın: @capakcurgazete  
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER