Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

Kadir ÖZSÖZ Yazdı : BİLİNÇLİ EVLİLİK

Kadir ÖZSÖZ Yazdı : BİLİNÇLİ EVLİLİK

Kadir ÖZSÖZ Yazdı : BİLİNÇLİ EVLİLİK
Psikolog Kadir Özsöz
Psikolog Kadir Özsöz( kadir.ozsoz@capakcurgazetesi.com.tr )
670
20 Mayıs 2019 - 15:45

Evlilik, insan soyunun hayatına hem anlam katan hem de teselli eden bir ortam olması gereken aile kurumunun ilk adımıdır. Evliliğe adım atan çiftler, bir niyet sözleşmesi yaparak, geri kalan yaşamlarını iki bedende bir can olarak sürdürmek isterler. Fakat maalesef işler seyrinde gitmez.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre evlilik oranları azalırken, boşanma oranları katbekat artarak devam etmektedir. Mesela 2018 yılı evlilik oranları 2017 yılına göre %2,9 azalırken, boşanan çiftlerin oranı ise %10,9 oranında artış göstermiştir. Yani her yıl evlenen çiftlerin oranından çok daha fazla bir artış göstermektedir boşanma oranları. Öyle görünüyor ki 2019 yılında bu seyir aynen devam edecektir.

Oysa aile olmak için ilk adımını atarak evlenen çiftler, “bir yastıkta kocama” misyonunu benimserler. Peki, buna rağmen, boşanma oranlarında giderek yükselen artışın kaynağı nedir?

Aile, toplumun temel taşıdır ve toplum birden çok ailenin birbiri ile münasebetinden doğan bir olgudur. Bundan dolayı aile kurumunun bir toplum için önemi çok büyüktür.

Topluma katılan her birey, belli bir sosyal çevreden geçerek olgunlaşmıştır. İşte her bireyin ilk sosyal çevresi ailedir. Bir ailenin iletişim bağının zayıflamasıyla en büyük zararı gören, o ailenin içerisinde gelişimini sürdüren çocuklardır.

Yine aile kurumunun yıkılmaya yüz tutması ve aile bireyleri arasındaki bağların zayıflamasıyla beraber cinsel suçlarda ve aile içi istismarda büyük bir artış gözlenmiştir.

Dolayısıyla aileyi meydana getirecek olan çiftlerin, ileride doğacak olan sorunların üstesinden gelmeleri büyük önem arz etmektedir. İşte bu da bizi ilk adım olan evliliğe götürmektedir.

Evlenmek isteyen her gencin aklını kurcalayan birçok soru vardır ve bu sorulara verilen cevaplar tatmin etmediği zaman sorun haline gelmektedir. Onlardan bazıları şunlardır: Evliliğe hazır mıyım? Niçin evlenmeliyim? Flörtsüz evlilik olur mu? Aşk olmadan evlilik yürür mü? Eşimi tanımak için ne yapmalıyım? Eşimin ailesine nasıl davranmalıyım? Eşim beni aldatır mı? Ve sair…

Bu makalemde bu sorulara cevap aramaktan ziyade dikkati tamamen evlenen bireylerin kendilerine çekmek istiyorum. Çünkü psikososyal bir olay olan evlilik, önce eşlerin bizzat kendileriyle alakalıdır.

Bir evliliğin 3 temel dönemi vardır. Şimdi bu dönemlere bir göz atalım. Çünkü “En Doğru Evlilik Nasıl Olur?” sorusunun cevabı burada saklıdır.

Evliliklerin ilk dönemi “Romantik Dönem”dir. Halk arasında bu döneme cicim ayları da denilmektedir. Bu ilk dönemde çiftler arasında sevgi ve ilgi en yoğun düzeyde görülür. Birbirlerine aşk dolu gözlerle bakan çiftler, bu dönemi kusursuz bir şekilde geçirebilirler.

Fakat bu dönem ortalama 6 ay sürmektedir. Bundan sonra gelen dönemde ise aşk denen olgu unutulmaya yüz tutar.

Evliliklerde ikinci dönem hepimizin dikkat etmesi gereken bir dönemdir: Güç ve kişilik çatışmasının yaşandığı dönem. İşte bu dönemde eşlerin ikisi de kendi bireyliklerini ispatlamak isterler. Tıpkı 2 yaşındaki bir çocuğun anne-babasıyla yaşadığı o “inat dönemi” gibi.

Bu çatışmalar her evlilikte görülen türdendir. Kimi evliliklerde incitmeyecek azlıkta yaşanırken, kimi ailelerde ise sevgi ve saygıyı yıpratacak derecede yaşanmaktadır. Aslında aşk evliliklerinin bir çoğunda romantik dönemden sonra şiddetli bir çatışma dönemi geçirilir. Öyle ki yine azımsanmayacak çoklukta evlilikler, üçüncü dönemi görmeden yıkılır.

Dolayısıyla evliliklerde ‘aşk unsuru’ tek sebep olmamalıdır. Nitekim insan, çok daha kompleks bir varlıktır. Aşk sebepten ziyade sonuç olmalıdır. Yani çiftler birbirlerini yakından tanıdıkça aşık olmayı bilmelidirler. Yakın bir tanışıklıktan önce çokça duyduğumuz ‘ben onu her haliyle severim’ gibi cümleler, maalesef gerçeği yansıtmamaktadır.

İnsan ilişki kuran ve ilişki kurmadan yaşamını sürdüremeyen bir varlıktır. Dolayısıyla evliliklerde iyi ilişki kurabilmek, aşktan çok daha önemlidir. Aşk, ilişkilerin sebebi değil, aksine iyi ilişkilerin sonucu olmalıdır. Ancak böylelikle kalıcı hale gelebilir.

İyi ilişki kurabilen çiftler, konuşarak ve anlayış göstererek çatışmaların üstesinden gelebilirler. Çünkü iyi ilişki eşlere güç kazandırır ve birlikte bakış anlayışı verir. Fırtınayı önceden gören geminin kaptanı nasıl ki fırtınadan kurtarabilirse gemiyi, iyi ilişkiler ile çatışmaları önceden fark eden çiftler de evliliklerini bu çatışmalardan koruyabilirler.

Evliliklerde üçüncü dönem ise “bağlılık dönemi”dir. Bu döneme genellikle, ‘iyi ilişkiler kurarak’ ikinci dönemden geçmeyi başarabilen eşler gelebilmektedirler. Kişilik ve güç çatışmasından sonra eşler birbirlerini artık tam anlamıyla tanır ve böyle severler. Bir çocuğun ebeveynine bağlanması gibi, eşler birbirlerine bağlanır ve aidiyet hissederler. Yaşlıca hallerine rağmen birbirlerine sırt veren büyüklerimizin mutlu evlilik sırları işte budur.

Kısaca ele aldığımız bu üç dönem bizlere mutlu, huzurlu, anlayışlı evliliklerin sırrını veriyor. İşte bu sırrı fark ederek yapılan evlilikler, bilinçli evliliklerdir. Nitekim bilinç, bir farkındalık halidir.

Toplumda yanlış bilinen bir algıya göre aşk, bir görüşte başlar ve her şeyiyle kabullenir. Oysa bu bilimsel gerçeklikten uzaktır. Çünkü ilk görüşte duyulan arzu, aşk değil her insanda bulunan bir enerjidir. Aşk ise ancak tanıyarak, iyi ilişkiler kurarak gerçekleşir.

İlk görüşte aşık olup ömür boyu mutlu kalan çiftler bir istisnadır. Nitekim onlar ilk görüşte hissettiklerinden değil, sonrasında iyi ilişkiler kurabildiklerinden dolayı aşkı ve mutluluğu yaşamaktadırlar.

TÜİK verilerinin seyrini olumlu yöne çevirmek bizlere bağlı. Bizler yaptığımız evlilikleri ve kurduğumuz ilişkileri doğru bir bakış açısıyla analiz edip düzeltebilirsek, toplumda görülen aksaklıkları ortadan kaldırabiliriz.

Unutulmaması gerekir ki; gerçek anlamıyla evlilik, eşlerin kendi benliklerini baskın tutmadan ‘biz’ olarak hayata bakmalarıdır. Ancak bu şekilde neredeyse herkesin hayal ettiği “bir yastıkta kocamak” hedefine ulaşılabilir.

 

Psikolog Kadir Özsöz

 

İnstagram iletişim : instagram.com/psk.kdrozsoz/

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Tüm Hakları Saklıdır. Lütfen Haberleri Kopyalamayınız. Sitemizden alınıp değiştirilen haberlerden Çapakçur Gazetesi Sorumlu Değildir. Gazetemiz Haber Ajanslarına abonedir.

porno izleporno indirsikiş izle

istanbul escortşişli escort

bolu bayan escort adiyaman bayan escort aydin bayan escort agri bayan escort kirsehir bayan escort aksaray bayan escort amasya bayan escort erzurum bayan escort bartin bayan escort batman bayan escort