Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

Okullar Açılırken

Köşe Yazısı
Mahmut Altunhan: Okullar Açılırken

Okullar Açılırken
Mahmut Altunhan( capakcur@capakcur.com.tr )
778
16 Eylül 2018 - 23:38

2018-2019 Eğitim-Öğretim yılına miniklerimizin uyum haftası ile  geçen hafta başlamış olduk. 17 milyon öğrenci, 1 milyonu aşan öğretmen’ ve öğrencisi olan bütün velilerimiz için yeni eğitim öğretim yılı hayırlı olsun.

Özellikle yeni başlayan çocuklarımızın ailelerini gözlemleme şansını bulduk. Servis araçlarını gözden kaybolma anına kadar takip eden veliler, dikkatle çocuklarını uyaran veliler, zaman zaman sevinç gözyaşlarını döken aileler, büyük bir beklenti içinde çocuklarını okullarına gönderen ebeveynleri gördük. Çocuklarımızın da okul fobisi yaşadıkları için ağlayarak gittikleri veya gitmek istemedikleri hallerine de şahit olduk.

Okul fobisiçocukta  neden oluşur? Ne kadar sürede geçer? Bizler ne yapmalıyız? Sorularını ebeveynlerimiz bu süreçte sıklıkla kendilerine sorarlar. Bazıları psikolog desteği alır. Ona rağmen tedavileri  aylarca süren olur. Bazen de ilaç tedavisi ile bu fobi atlatılır.Peki neden bu fobi oluşur? Birden fazla neden olabilir. Aşırı bağımlı yetişen bir çocuk, okul ortamında kendini yalnız hissedebilir. Bunun için okulda kalmak istemeyebilir. Korku yaşayan  bir çocuk olmuş olabilir.  Sosyal ortamda bulunmama deneyimi olmayışı fobiye neden olmuş olabilir. Sınıfta sert Öğretmen’in bulunması, okulunu değişme durumu, okulda kendisine zarar veren öğrencilerin olması, aile ve çevrenin yüksek beklentisi, mükemmeliyetçi tutum   okul fobisine neden olabilir. Öğretmen ve veli işbirliği içerisinde kısa sürede kaygı ve korku taşımadan çocuklarımızın yanında durup çabuk atlatılmasına destek olunmalı. Bilinmelidir kibu durum birden ortaya çıkan bir patolojik durum değil. Zaman ve süreç ile ortaya çıkan çocukta geçici olarak görülen istenmeyen davranışların sergilenmesine neden olan bir durumdur. Bunu bilip, erken yaşta bağımlı bir birey olarak çocuklarımızı yetiştirmemeye de  dikkat etmeliyiz.

Aileler, Öğretmenler ve çocuklar için okula başlamak, hayatı, zamanı programlamak demek aslında. Her ne kadar 180 gün iş günü içinde öğrenmeyi bir ortamda görmek isteyen bir toplum olsakta öğrenme heryerde gerçekleşir. Sadece okul öğretileri olmamalı hayatımızda. Tatil yoktur, tebdil vardır öğrenmeyi isteyen herkes  için. Öğrenmelerimiz sınav eksenli olmamalı sadece. Test ile tost arasında kalmamalı çocuklarımız. Çocuk hayatı öğrenmeli okulda, sosyalleşmeli. Bir birey olarak değer görmeli ve değerlerini bilmeli. Milli ve kültürel değerlerini tanımalı okulda. Mutlu olmayı bilmeli, öğrenmeli. Ya da Öğretmenlerimiz öğretmeli.

Sadece sınava hazırlık eksenli bir kurum olmamalı okullarımız. Gerçi sınav sonuçları o denli bir kurum olmadığını da gösteriyor aslında. 2018 YKS sınav sonuçlarına göre TYT’de sınavı geçerli olan 2 milyon 260 bin 273 adayın testlerdeki ortalama doğru cevap sayıları şöyle:

Türkçe 40 soruda 16,179 ortalama,

Sosyal bilimler 20 soruda 6,003 ortalama,

Temel matematik 40 soruda 5,642 ortalama,

Fen bilimleri 20 soruda 2,828 ortalama.

Hani sınavı ölçü alsak orda da başarılı olmadığımızı görüyoruz.

Üç yılda bir yapılan ve tüm dünyadan 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA),sonuçlarına göre de Ülkemiz, ilk 5’ de yer alan Singapur, Japonya, Tayvan, Çin ve Finlandiya’ nın çok çok gerisinde 72 Ülkeden 50. Sırada ( 2015, PISA).

Tabloya baktığımızda bütün eğitim kademelerinde  (İlk, orta, lise) seminer haftasında  motivasyon ve başarı üzerine Ülke olarak neler yapmalıyız? Sorusunun cevabı aranmalı.

Milli Eğitim Bakanımız Ziya SELÇUK’ un sözleri ve çalışmaları hepimiz için bir umut olsada bilelim ki; ülkemizin eğitimdeki engelleri aşması ve düzeni oluşturması hepimizin gayretine bakacaktır. Bakanlık, Milli Eğitim Müdürlükleri, Okul yöneticileri, Öğretmenler, Aileler, öğrenciler eğitimdeki başarımızın artmasındaki paydaşlar arasında yer alır.Yönetici odaları konfor ve rehavetin yeri olmamalı. Ora bu milletin  çocuklarının başarılarının artması için zihinlerin yorulduğu bir çalışma ofisi olmalıdır. Öğretmenler odası; farklı sendika gruplarının ayrışarak birbirlerine rakamsal üstünlük sağlamaya çalıştığı yer olmamalı. Öğretmenler odası; farklı branşlardaçalışmalarından ilham alınan öğretmenlerin bir arada olduğu, dinlenilen, huzur bulunan bir oda olmalıdır tüm öğretmenlerimiz için. Öğretmen; davranış mühendisi, gönüller fetheden bir lider olduğunu unutmamalı.

 

Okuyan, öğrenen, öğrendiğini sorgulayan bir nesil inşa edilirse  Eğitim-Öğretim yılları daha hayırlı olur.

Bunun için de eğitim camiasında her bir ferdin,  her eğitim neferinin,  sağlam ve gerçekçi bir şekilde bu işe sarılması gerekir. Düşsüz, büyük şeyler yapılamaz. Onun için hayalini kurmalıyız öncelikle. İşimiz karanlığa küfür etmek değil. Yeni zihinler, yürekler keşfetmek.

Öyle bir birey yetiştirilmeli ki ; “kim var! ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım! ” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur! ” duygusuna sahip  bireyler olmalıdır.

Özgün, özgür ve mutlu çocuklar yetiştirmek adına; Öğretmen ve velilerimiz tarafınca sevgi, ilgi ve bilgi ışığındaçocuklarımızın  yetişeceği bir yılın geçmesi temennimle.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI