Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

Psikolog Kadir Özsöz Yazdı: TEKNOLOJİ SORUNSALI VE TEKNOLOJİK HASTALIKLAR

Psikolog Kadir Özsöz Yazdı: TEKNOLOJİ SORUNSALI VE TEKNOLOJİK HASTALIKLAR

Psikolog Kadir Özsöz Yazdı: TEKNOLOJİ SORUNSALI VE TEKNOLOJİK HASTALIKLAR
Psikolog Kadir Özsöz
Psikolog Kadir Özsöz( kadir.ozsoz@capakcurgazetesi.com.tr )
626
13 Mayıs 2019 - 16:11

 

Teknolojinin yaşamımıza girmesiyle birlikte koca dünyanın bir küçük kasaba haline gelmesi, iletişim ağının giderek büyümesi ve daha sayamayacağımız kolaylaştırıcı etmenlerin hayatımızda yer edinmesi elbette küçümsenecek değil. Fakat üzerinde uzun uzadıya düşünmemiz gereken sorunların da ortaya çıktığı inkâr edilemez bir gerçek.

 

Teknolojinin yaşamımızda ortaya çıkardığı sorunları çok boyutlu ele almalıyız. Çünkü teknolojiden doğan sorunlar en az teknolojinin gelişimi kadar hayret uyandırıcı.

 

İnsan, içinde bulunduğu meşguliyetler penceresinden bakar dünyaya. Bundan dolayı her zaman eksik görür. Uzmanlık alanlarının çokça farklılaşması da bu eksiklikten ileri gelir. Mesela tıpta uzmanlaşmak isteyen bir öğrencinin onlarca seçeneği vardır. Tercih edeceği seçenek onun hastalığı ele alış tarzını belirleyecektir ileride.

 

Teknoloji olgusunu analiz ederken de buna dikkat etmek durumundayız. Mesela bir sosyolog “teknoloji” sorunsalını sosyolojik bir olgu olarak ele alıp değerlendirebilir. Fakat bir iletişim uzmanı, bu durumu salt insanlar arası iletişim sorunsalı olarak görebilir ve böyle bir görüş ileri sürebilir. Dolayısıyla bu sorunsalın zihinlerde açık bir şekilde belirmesi zorlaşır.

 

İnsanın eksik gördüğü gerçeğini ifade etmiştik. Haliyle tüm boyutlarıyla ele almak mümkün değil bu sorunu da. Fakat yine de bir uğraşı içerisine girmeli ve at gözlüklerini atmalıyız bir kenara. Aksi halde insanlığın seyrini değiştiren bu olgunun birlikte getirdiği sorunları aşmak imkansız bir hale gelebilir.

 

Teknolojinin doğurduğu sorunları maddeler halinde yazmadan önce, bu sorunların teknolojinin -en genel ifadesiyle- yanlış kullanılmasıyla ortaya çıktığını belirtmeliyim. Yanlış kullanım ise böyle cazibedar bir alanda bağımlılığı ortaya çıkarır. Peki, teknolojiye bağlı mıyız, bağımlı mı? Bunu nasıl anlayabiliriz?

 

Bunu anlamak için birçok farklı faktörün bir arada bulunması gerekmekle birlikte, ben, bir kimsenin fiziksel ve zihinsel işlevini ne kadar gerçekleştirebildiğine dikkat çekmek istiyorum. Şöyle ki,  şayet bir kimse çocukluk hayalleri ile bugün arasında bağlantı kurabiliyor, teknolojiyi sadece ihtiyaçlarına yönelik kullanıyor ve eğer bir gün teknolojinin imkanlarından yararlanamayacağı bir durum olursa kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabileceğine kanaat ediyorsa, teknoloji bağımlılığı yoktur. Fakat bu faktörlere dikkat ederken kendimizi kandırmamalı ve iradeli davranmalıyız.

 

MADDELER HALİNDE TEKNOLOJİ SORUNSALI

 

  1. Teknolojinin en büyük etkisi çocuklarımızın gelişimi üzerindedir. Öncelikle buna dikkat çekmeli ve dikkat etmeliyiz. Bugünün yetişkinlerinin çocukluklarında teknoloji bugün ile kıyas edilemezdi elbette. Fakat bugünün çocukları inanılmaz bir teknolojik gelişim içerisine doğdular ve burada yaşamayı öğrenmektedirler. Şöyle bir çocukluk özelliklerine göz attığımızda, karşımıza koşmak, oynamak, merak edip korkusuzca denemek gibi özgün haller gelir. Şimdi bugünün çocuklarını bir düşünelim. Bir kumanda düğmesiyle bütün enerjisini boşaltan, istediği her şeye sahip olabilen, hiç yorulmaya gerek kalmadan bütün işlerin hallolduğu bir çevrede gelişen bir nesil…

 

  1. Aslında bütün maddeler birbiriyle bağlantılı. Özellikle yeni neslin daha fazla etkilendiği atalet, bugün bile teknoloji ile bizi esir almış durumdadır. Her canlının hayatta kalması, onun doğaya karşı verdiği mücadele ile orantılıdır. İnsan için de bu böyledir. İnsan soyu, geçmişten bugüne doğal yaşam şartları ile mücadelesini vererek neslini sürdürmüştür. Teknoloji de zaten böyle bir sürecin ürünüdür. Neredeyse bütün teknolojik ürünler doğa ile girişilen mücadelede kolaylık sağlamak için icat edilmiştir. Fakat bugün gelinen noktada, portakal sıkamaz, herhangi bir otun suyunu çıkaramaz bir haldeyiz. Tabii ki bu durum bütün insanlık için böyle değil, fakat azımsanamayacak bir çoklukta yılgınlığımız. Düşünün bakalım, vasıtasız birkaç km yol alamayan, belli bir konu hakkında araştırma yapmak için kütüphaneler gezip ansiklopediler karıştıramayan, hatta bazen kalkıp mutfakta iki yumurta kıramayan bir neslin yeni insan ırkı(!) tehlikesine karşı direnç gösterecek bir gücü olabilir mi?

 

  1. Teknoloji belki de en çok besinlerimize müdahale etti. Ürünlerimizin birçoğu insan eli değmeksizin soframıza konuyor. Bir yanıyla güzel bir şey bu. Fakat besinlerimizin geçirildiği işlemlerin ne kadarını biliyoruz? Mesela mutfaklarımızdaki mikrodalga fırınlar da ne öyle? Burada ısıtılan yiyeceklerin besin değerlerinin kaldığına inanıyor musunuz gerçekten? İnanmayın. Bu basit örnek bile sofralarımıza gelen besinlerin geçtiği işlemler ile ne hale geldiklerini anlatmaya yeter.

 

  1. İlk aşamada laboratuvar ortamında yerini alan teknolojinin bir gün kültürel değerlerimizde köklü bir değişim etkisi yaratacağını tahmin edebilir miydiniz? İnsan bireyselliği, diğerleri dediğimiz sosyal çevresinde kendisine özgü özellikleriyle anlam kazanır. Beynimizin ön lobu ergenlik döneminde bir kimlik tanımına gider ve kişinin kendi özgül benliğini ortaya koymasını sağlayarak ona kişilik kazandırır. Bireylerde var olan bu durum genel anlamda toplumlarda da böyledir. Her toplum kendi özgül kimlik özellikleriyle diğer toplumlardan ayrılır ve böyle anlam kazanır. Zaten insanlığın üretimi de farklı kültürel çevrelerin etkileşimi ve iletişimiyle hız kazanmıştır. Dolayısıyla farklı kültürel özellikler her toplum açısından hayati bir önem kazanmaktadır. Fakat teknolojinin hızla gelişmesiyle hâkim olan post-modern kültürün, toplumların özgül kültürel değerlerini tehdit etmesi, kültürel çevrelerin kimliksiz kalmasına sebep oldu. Bunu derinden hissediyoruz ama birçoğumuz farkında bile değiliz.

 

  1. İnsanlar arasında gerçekleşen iletişim, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli bir olgudur. Çünkü insan tek başına maddi ihtiyaçlarını karşılayamaz. İnsanın sosyal bir varlık olması bu iletişimi zorunlu kılmaktadır. Üstelik bireyin ruhsal iyi olması için de gereklidir iletişim. Bu çağın belki de en büyük sorunu. Çünkü iletişim olgusu tamamen ruhsuz bir hale getirildi. Nasıl mı? Tabii ki sanal iletişim organları ile. Sanal, gerçeğin zıddını ifade eder. Gerçek olmayan bir iletişim insana huzur verir mi? Örneğin eskiden bir insan birkaç kişiyle dostluk kurar ve bu dostluğu her ihtiyaç duyduğunda hissederdi. Yani gerçek bir iletişim ile kazanılmış dostluklardı. Fakat sanal iletişim ile bir bireyin binlerce arkadaşı olabiliyor. Üstelik takipçiler de kazanabiliyor. Fakat bu arkadaşların sadece ismi var. Hiçbir ihtiyaçta hissedilmeyen arkadaşlıklar ve dostluklar, kişinin daha fazla yalnız hissetmesine sebep olur. Yalnızlık içerisinde bocalayaduran insan, sahte maskeler ve emojiler ile kendini ve çevresini kandırmaya devam eder. Ama asla ihtiyaç duyduğu o boşluğu dolduramaz.

 

  1. 6. Teknolojinin gelişimi aslında beden sağlığımız açısından önemli bir gelişimdi. Çünkü bu yeni teknolojik imkanlar ile hastalıklar erkenden teşhis edilebilir, görüntüleme cihazlarıyla problemler kusursuz tespit edilebilir ve tedavi için gereken cerrahi veya ilaç müdahaleleri kolaylıkla yapılabilirdi. Fakat beklendiği gibi olmadı. Üstelik yepyeni ve onarılması güç problemler de meydana getirdi. Bunlardan en büyüğü de kanser. Maalesef bugün, içinde yaşadığımız bu teknolojik dünyanın dört yanı radyasyon ile çevrili. Kısaca radyasyon, maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısının protonlardan fazla olmasıyla ortaya çıkan kararsızlıktan doğan alfa, beta ve gama ışınlarıdır. Biri iyonlaştırıcı, diğeri iyonlaştırıcı olmayan iki tür radyasyon vardır. İyonlaştırıcı radyasyon kimyasal bağları etkilediği için çok zararlıdır ve kansere yol açabilir. Radyasyona maruz kalanlar, radyasyonu başkalarına ve temas ettikleri yüzeylere bulaştırırlar. Mesela, elbiselerine radyasyon bulaşan kişiler bunu oturdukları sandalye ve koltuklara veya sarıldıkları insanlara bulaştırırlar. Radyasyon vücutlarının içinde olan kişiler ise bunu yakınlarında bulunan insanlara bulaştırabilirler. Kan, ter, idrar gibi vücut sıvılarında radyasyon bulunabilir. Bu tür sıvılarla temasla da radyasyon geçer. Hastanelerde çokça gördüğümüz “dikkat radyasyon var!” uyarısı, aslında önemli bir tehdidin habercisi. Üzerinde çokça durmamız gereken bu gerçek, küçümsenecek gibi değil.

 

  1. 7. Trajikomik bir vaka bu: e-hastalıklar. Şaka değil, yeni bir kavram. Bu kavram teknoloji ile birlikte ortaya çıkan yeni hastalıkları ifade ediyor. Nedir bu hastalıklar? Saymakla bitmez. Mesela bunlardan biri “nomofobi”. Nedir bu nomofobi? Cep telefon yoluyla kurulan iletişimin kesilmesi korkusu. Ya da “facebook depresyonu”. Yeni bir depresyon çeşidi bu. Daha çok duygusal hayal kırıklıklarını içeriyor, fakat sanal ilişkiler sonucu. En düşündürücü olanı ise “siberhondrik” olsa gerek; hastalık durumlarında bir bilene danışmak yerine internet üzerinden çare aramak hastalığı. Ve daha buna benzer birçok hastalık…

 

İyi de bunların hastalık olduğunu kim söyledi? Tabii ki hastalanmamızı isteyen kesim. Aslında hastalık diye isimlendirdiğimiz birçok olay, sadece bir düşünceden ibaret. Beynimizde resmedilmeyen hiçbir olay, somut olarak yaşanılamaz. Fakat ister hastalık olsun, ister farklılık; teknolojinin bu ve benzeri birçok olumsuz getirisi es geçilemez. Çünkü hızla gelişen teknoloji hızla eskitiyor insanlığı ve insanlık artık kaldıramayacağı bir yükün altına giriyor. Bu yükün altında ezilmek tehlikesi olduğu kadar, bu yükü kontrol etmek de mümkün elbette.

 

Tekrar etmeliyim ki, burada maddeler halinde açıkladığım teknolojik olumsuzluklar bu kadarla sınırlı değil. Bunlar benim ilk aklıma gelenler. Daha birçok tehlike ile karşı karşıya kaldığımızı unutmamalıyız.

 

Bu yazıyı baştan sona okuma sabrı gösteren herkesin zihninde “peki ne yapmalı” sorusu belirmiştir elbette. Tabii ki teknolojiye bir dur demeyeceğiz, çünkü teknoloji gerekli olduğu için var. Buna ihtiyaç duyduğumuz için icat ediyor ve üretiyoruz. Yapmamız gereken ise bilinçli bir kontrol.

 

Bilinçli bir kontrol için her zaman her yerde hissedilen bir farkındalık hali yaşamalıyız. Bu farkındalık hali bizi kontrollü kullanıma sevk edecektir. Nitekim kullanım kontrollü olunca, olumsuzluklar da giderek ortadan kalkacaktır.

 

En çok da gelişim çağlarında olan çocuklar üzerinde dikkatle durmalıyız. Çocukların teknolojinin bu olumsuzluklarından etkilenmelerini engellemeli, onları olabildiğince kontrollü yetiştirmeliyiz. Sürekli bilinç aşılanarak büyüyen çocuklar, kendilerini diri tutan bir farkındalık hali ile yaşarlar.

 

Şu gerçeği hiçbir zaman unutmamalıyız: Bir bıçak, bir katilin elinde ölüm saçabiliyor iken, bir doktorun elinde hayat kurtarabilmektedir. Yani aslında nesneye işlev kazandıran biziz. Dolayısıyla teknoloji de bizim ile işlev görmektedir. Bizim istediğimiz şekilde geliştiği gibi, bizim istediğimiz yönde etkileyecektir bizi.

 

O halde:

 

Bıçağı bir doktor edasıyla tutmalı; ölüm değil hayat katmalıyız.

 

Psikolog Kadir Özsöz

 

İnsttagram iletişim: instagram.com/psk.kdrozsoz/

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Tüm Hakları Saklıdır. Lütfen Haberleri Kopyalamayınız. Sitemizden alınıp değiştirilen haberlerden Çapakçur Gazetesi Sorumlu Değildir. Gazetemiz Haber Ajanslarına abonedir.

porno izleporno indirsikiş izle

istanbul escortşişli escort

bolu bayan escort adiyaman bayan escort aydin bayan escort agri bayan escort kirsehir bayan escort aksaray bayan escort amasya bayan escort erzurum bayan escort bartin bayan escort batman bayan escort