Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

SINIRLANMA KALIPLARLA

Fevziye ARIKAN: “SINIRLANMA KALIPLARLA”
Karşıyaka Anadolu Lisesi 10.sınıf öğrencisi

Köşe yazısı yayım tarihi: 07.03.2018

SINIRLANMA KALIPLARLA
Misafir Kalem
Misafir Kalem( misafirkalem@capakcurgazetesi.com.tr )
2.472
06 Mart 2018 - 23:30

Kalıplara sığma aşkıyla dolup taşıyoruz fakat o kalıplardan taşamıyoruz. Herkes aynı olmanın peşinde, uzağız farklı düşüncelere. Kavgalıyız bizden olmayanla, kavgalıyız dünyayla. Hoyrat bir el çıkarmış gibi ruhlarımızdan yaşama sevincini. Bir de vicdanımızı ve merhametimizi. Ne kadar çok kalıba sığdırmışız insanları? Kürt – Türk, sağcı – solcu, dindar – ateist, Türbanlı –  türbansız, siyah – beyaz, kadın – erkek ve daha birçoğunun ayrımı yapılıyor acımasızca. Ve biz sürekli ikisinden biri olmayı seçiyoruz, karşı taraftakini haksız buluyor, eleştiriyoruz. Biri de çıkıp demiyor ki ben insanım. Dinim, dilim, ırkım, rengim, yaşım, cinsiyetim, siyasi görüşümle, her şeyimle insanım. Benden farklı olan da insan, ben onunla da yaşarım.

Kimse söylemez bunu, kimse söyleyemez. Söylerse onu da yerleştirecekler açık cezaevinden farksız kalıplara. “ Şov yapıyor, gösterişçi!” diyecekler. Ama sorarsak, hoşgörü akıyor kalplerinden. Evet, hoş görüyorsunuz. Hoş görmeye çabalayarak. Sanki hoş değilmiş de siz hoş görüyorsunuz. Bu da bir kalıp, hoş görmek: hoş görmeye çalıştığın kişiye gayret etmeden hoş görülemeyeceğini hissettirmek, onu incitmek. Hoş görmeyin, hoş tutun. Hoş tutun gönülleri, hoş tutun tek sözle incinecek kalpleri. Hoş tutunca gönülleri, hoş görünecek hayatın çetrefilli gerçekleri.

İnsanlar somutlaştırdı insanlığı. Soyut olan her şey anahtarsız sandıklara kaldırıldı. Güzellikler eskilerde kaldı. Ölülerle beraber gömdüler, merhameti. Bu yüzdendir ki şimdiye kalmamış tek bir zerresi. Tebessüm gökyüzünün amansız derinliğine yolculandı. Ve tebessümün yerini klavye gülücükleri aldı. Issız bir ormana saklandı sevinçler, ortaya çıkarıldı yalan hüzünler. Derince bir kuyuya atıldı çocuk kahkahaları. Nedendir bilinmez, yankılanan tek ses korku dolu çığlıklarıydı. Bir uçurtmanın rengârenk kuyruğuna bağlandı, muhabbet. Gökyüzünün derinliğine bırakıldı. Uçurtma geri dönünce telefon ekranlarına yerleşip kaldı. Bu neslin gördüğü tek uçurtma beğeni yağmuruna tutulan fotoğraftaki uçurtmaydı. Ettikleri tek sohbet parmakları aracılığıyla, harflerin üzerinden geçe geçe yaptıklarıydı. Tebessümleri klavyelerde, merhametleri gösterişteydi. Ve sevinçleri… En çok onlar yalandı.

Dedim ya, hayatımızı biz harekete geçmedikçe yıkılmaya niyeti olmayan kalıpların üzerine kurmuşuz. Bu cümleyi yukarıdaki paragraf boyunca söylemediğimi mi düşündün? Eğer öyleyse, sen de kalıplardan nasibini almışsın demektir. Anlamların, aynı kelimelerden oluşan bir cümle kılığında çıkmasını istedin karşına. Farklı yazıldığı için onu da dışladın bir bakıma.

Belki saçma olduğunu düşünüyorsundur bu söylediklerimin. Yüksek sesle “Bu ne saçmalık, kardeşim?“ demiş de olabilirsin. Birincisi tanımadığım bir okurun bana kardeşim demesi mutluluk verici. Ancak yazdıklarıma sinirlenmiş birinin beni mutlu etmek isteyeceğini hiç sanmam. Peki, söylesenize neden sinirlendiğimizi belirten cümlelerde kardeşim kelimesini kullanırız? Basmakalıp cümleler işte. İkinci olarak saçma kelimesi de bir kalıp. Neden saçayım ki ben cümlelerimi? Ortaya saçılmış kelimeler, ne komik. Acınası bir komiklik…

Şimdi de, acınası komiklik mi olur diye düşündün değil mi? Düşünmediysen alkış, kutluyorum seni. Düşündüysen eğer, acınası komikliğin ne olduğunu en etkili yöntem olan yaşayarak öğrenme yöntemiyle anlamışsındır. Zorlanıyorsan devam etme kalıp arkadaş. Çok büyük ihtimalle bir sıvı gibi benimsemişsin kalıpları, hemen şeklini almışsın ve bundan bu yazıyı okuyana kadar hiçbir rahatsızlık duymamışsın.

Ve hala zihninin köşelerinde etkilenmediğini, bir rahatsızlık uyanmadığını söylüyorsun. Ne mutlu sana! O zaman bu yazıyı kendini bir an bile sorgulamadan dümdüz okumuşsundur. Ancak böyle olsaydı etkilenmediğini düşünürken kendini sorguladığının farkında olurdun. Etkilenip etkilenmediğini düşünmediğini söylüyorsan demek oluyor ki düşünmediğine kanaat getirmek için düşünmüşsün.

Her neyse, öyle ya da böyle, kalıplara tutunuyoruz. Çağa ayak uyduracağız diye uyduruk yaşıyoruz. Kaybolmuş tahammülümüz, zorlaşmış tebessümümüz, mutluluk nedir bilmeyen yüzümüz, merhameti tanımayan gönlümüzle kıyametin küçüğüyüz.

Fevziye ARIKAN

Karşıyaka Anadolu Lisesi10.sınıf öğrencisi

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ayşe KayaMart 7, 2018 / 7:49 pmCevapla

Yine harika bir yazı yazmışsınız kaleminize yüreğinize sağlık…

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Hakları Saklıdır. Lütfen Haberleri Kopyalamayınız. Sitemizden alınıp değiştirilen haberlerden Çapakçur Gazetesi Sorumlu Değildir. Gazetemiz Haber Ajanslarına abonedir.