”Facebook” TANRIM SEN KONUŞ -Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri
Çapakçur Gazetesi Bingöl Haberleri

TANRIM SEN KONUŞ

Sebahat Aydın Köşe Yazısı
Yayım tarihi: 06.03.2018

TANRIM SEN KONUŞ
06 Mart 2018 - 11:50 'de eklendi. 7298 Bingöl Çapakçur Gazetesi

“Tanrım bari sen konuş, en çok dili bilen sensin”.[1]

Batsın bu dünya diye bir şarkı var bilmem bilir misiniz? Öyle derinden söylemek lüzumu

doğuyor şu aralar dilimde… “batsın bu dünya”. dın dın dıınn

Üstümüze toprak yağar  mı? Diye sormuş mudur  ya da yazmış mıdır yazar en kalın roman  kitaplarında. Üstümüze toprak yağar mı?..

Dünya en yakışıklı devresinde, en altın çağlı   zamanlarını mı yaşıyor. Soralım mı bunu rönesansın ağa-cıklı beylerine?

Neden sitem ediyorum sevgili Kürk Mantolu Madonna’m?. Sitemim sana değil ya hani şu kendini bişeycik sanıp seni başkaca zanneden zihniyet budalalıklarına. Neyse döneyim ben dönmek istediğim yere.

Yine dilimde o şarkı beynimin o en derin yerinde bir fon gibi. “Batsın bu dünya!” dönsün dursun beynimin  içinde ben de yazayım.

Kafam sokak röportajlarının birinde : “Daha temiz bir dünya için.” Çok kirlendik çok…

Bütün kara parçalarında aynı ütopya. Hep temiz kalmayı murad ederek vitrin camlarında mutluluk pazarlayan sevgili dünyaya aldanıyor canım kalbimiz.

Evvel zaman içinde  kaldırım taşlarının toplar damarlı sokaklarında “hayat bilgisi” okuyan o çocukluğumuzda hiç düşündük mü? Ya da pokemon oynayan ellerimizle uçmayı düşleyen benliklerimizde “dünyayı ben kurtaracam “ deyip roller aldık mı?Almışışızdır muhakkak. Neyse bu sorumuzun cevaplarını ve bütün cartını curtunu Freud amcaya havale edip dönelim konumuza.

Şöyle dünyanın şu garip telaşları arasında pencere tarafında bir yer ayırıyorum kendime. Bi sürü gariplikler dönüyor. Venüs’e, Mars’a kafa tutar gibi. Tanrılar belamızı mı veriyor sayın Marx?(!)

Oyuncaktan uçaklar bombalıyor coğrafyanın kırmızı sınırlarnı, annelerin göz yaşlarını taşıyor sırtında karıncalar. Ateşleri söndürmek için mi? Kumdan evleri yıkılıyor,  vasiyetinde cennette yemek yemeği hayal eden çocukların. Yıkıntıların arasında yaşayan sabiler… sabiler…sabiler…(yok yok devamını yazamacağım)

Çığlığında boğulan çocuklar uçuyor cennete…

Hayır hayır kapatın bu pencereyi. Yönetmenim ağlatmasak çocukları, üzmesek onları.

Ah dayanamadım. Gözaltı torbalarım taşıyamadı gözyaşlarımızı.

Neden değiştiremiyoruz dünyayı? Neden sadece tarihler değişiyor? Haritaların sarılı , yeşilli ,kahverengili yerleri neden hep kırmızı?(sorular)

Mars’a ne zaman gideceğiz o zaman? Sevgili bilim adamları buldunuz mu suyu? Ay’da arsa alacak parası yok ki çocukların…

-ben suçsuzum hakim bey.!

Sayın çok sayınsızlara kalırsa doğrudur(!) hakim bey, yer çekimine meydan okuyan cümleler sarf ediliyor suçlu ağızlardan.

Hani Süpermen hani Batman? New York’un, Washington’un sokaklarından ne zaman çıkacaksınız? Kahramandınız ya. Çocuklar sizi bekliyormuş.(!)

Olmuyor bayım olmuyor. Çivisi çıkmış dünyanın  işte öyle  değil mi? Duvara çakalım mı? Aman Allah’ım! Galileo duysa bu söylediğimi. “ama yine de dönüyor” biliyorum, biliyorum.

Ben ki aman dünyaya zeval gelmesin diye her şeyin en  doğalını seçiyorum, aman efendim ozon  tabakacığımız delinmesin falan. Tanrım toprak yağdırma  lütfen.

Elde var sıfır. Hocam komşuya tuz almaya mı gidiyorduk.? Sahi komşu kaldı mı komşuluk ya tuz? Bir de küle muhtaçtık değil mi?

[1] Bülent Parlak, Sevgili Huzursuzluğum

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT


Yasal Uyarıdır:Çapakçur Gazetesi'nde yer alan içeriklerin her hakkı saklıdır. Web sitesi içerisindeki resimler, yazılar kaynak gösterilse dahi, başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, internet ve web ortamında ya da başka biçimde alenileştirilemez, basılıp çoğaltılamaz. Aksi durumda hukuki işlem başlatılır.

İnstagram hesabımızı takip ettiniz mi? Tıklayın: @capakcurgazete  
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER