Veysel Canlı: Savaş Ganimeti

Veysel Canlı: Savaş Ganimeti

İllet ve Zillet arasında kalan muhafazakâr bir yörenin çocuğuyum.

Din denince bizim buralarda akan derelerin suyu durur. Hele ki, genel ve yerel seçimlerde her seçim arefesinde siyasetin yalakaları, menfaatçileri, kaymağı yeme telaşında olan şahıslar hemencecik tek bir ağızdan: “ Din elden gidiyor.” söylemleriyle yaygara, velvele yapıp o temiz duygulara sahip, Allah korkusunu içinde barındıran muhafazakâr coğrafyamın temiz insanlarını din üzerinden yaptıkları siyasetle kandırıp, hepsinin oylarını alıyorlar.

Her seçim döneminde bir savaş mantığıyla yapılan çalışmalar bizleri de o savaşın birer süvarisi haline getiriyor iken, gördüğüm manzarada savaş sonunda kazanılan ganimet sadece belirli bir kesim arasında paylaşılmakta.

Madem her seçim bir savaş gibi görülüyorsa, kazanılan ganimetin de eşit şekilde dağıtılması gerekmez mi?

“Kurt yapmaz bu taksimi, kuzulara şah olsa!”

Siz tüm ganimeti ( İhale, Kadro, Arazi vb. ) eş, dost, akrabaya dağıtıyorsunuz.

Kimse kimseyi kandırmasın. İnsanlarımız ekmeğe muhtaç durumda. Çocuklarımız yoksulluk içerisinde. Dürüst olalım…!

Seçim öncesinde yapıp etmeleriniz ve söylemleriniz hepimizin malumu.

Ancak;

Seçimden sonra kimse din imanı konuşmuyor.

Seçimden sonra yeme, içme ve daha fazla mal, mülk, makam edinme hırsı…

Seçimden sonra geri kalmış bir memleket…

Seçimden sonra insanımızın maddi ve manevi çöküşü…

Eğer ki; seçim sizin dediğiniz gibi illet ve zillet ile olan savaşsa, biz; yani bu muhafazakâr coğrafyanın temiz insanları olarak her savaş alanında ön saflarda savaşmadık mi?

Bakınız Hz. Peygamber ayetle sabit olan ganimetlerden beşte bir pay verilmesi konusunda ne yapıyor:

Hiç savaşmayan, savaşta yer almayan fakir müslümanlara, hatta ve hatta kalplerini İslama ısındırmak için uygun gördüğü gayr-i müslümlere ganimetten pay dağıtmıştır.

Peki ya diğer beşte dördü ne yapmıştır?

Savaş sırasında düşmandan ele geçirilen ganimeti Allah yolunda savaşan savaşçılara  Taksim etmiştir. Geri kalan beşte biri ise yukarıda bahsettiğim hiç savaşmayan fakir müslüman ve hatta gayri müslümlere bile dağıtmıştır.

Demem o ki;

Madem ki her seçim bir savaşsa ve her seçim döneminde “Din elden gidiyor.”  propagandasıyla biz muhafazakâr insanları savaş meydanındaki neferler gibi, sandık başında size oy vermemizi sağlıyorsanız, aşağıdaki kıssayı iyi okuyun ve kendinizi gözden geçirin.

Hz. Peygamberimiz savaşların birinde bir koyun ağılının yanında askere namaz kıldırıp, selam verdikten sonra ayağa kalktı. İki parmağı arasına bir yün parçasını alarak şöyle dedi:

“ Bu sizin ganimetlerinizdendir.

Benim sizinle birlikte bu ganimetlerden beşte birden başka bir hissem yoktur. Binaenaleyh siz de bir ipliği veya dikilmiş bir çaputu dahi yerine koyun. Hainlik yapıp haber vermeden bir şey almayın.”

veysel canlı

YORUM ALANI

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hilmi BüyükTemmuz 6, 2020 / 9:10 amCevapla

seçim bir savaş değildir ve sonrasında seçilenlerin elindeki imkan da ganimet değildir.savaşmak için düşmanlık gerekir. seçimde bir göreve talip olmak, kamu adına bir hizmeti üstlenmek temelde gönüllülük esasına dayanan bir olaydır. olması gereken seçilecek kişinin liyakatına bakmaktır. üstleneceği görevi layıkıyla yerine getirebilecek ekibi, kadroyu belirlemektir. sonrasında seçmeyenin hakkını gasp etmek değildir. ganimetin kelime anlamı düşmandan zorla ele geçirilen maldır. daha yalın bir ifadeyle gasptır. savaşın anlamını açamama gerek yok zağar. velhasıl seçimde düşman ve ganimet yoktur. allahın peygamberinin hadiside bir intihap üzerine değildir. yazınız kavram kargaşası ve tutarsızlıklarla dolu. siyaseti bir rant mücadelesi olarak görürseniz varacanığınız nokta maalesef böyle mızmızlanmak olur. ve ne yazık ki allahın peygamberini de içine katarak yaptığınız sözüm ona “adalete davet”ten çıkan sonuç sadece bir yanılsamadır. içine doğduğumuz bu toplum “illet ve zillet” arasında kalan muahafazakar bir yöre değildir. Biz illeti de zillet de kendine müslüman dinbazlardan gördük ne yazık ki.