Çapakçur Gazetesi – Bingöl Haber

Yazar Ahmet Say Yoğun Bakımda

1960- 1963 yılları arasında Bingöl’de öğretmenlik yapan Yazar Ahmet Say yoğun bakımda.

Yazar Ahmet Say Yoğun Bakımda
121
22 Eylül 2020 - 14:57

1960- 1963 yılları arasında Bingöl’de öğretmenlik yapan Yazar Ahmet Say yoğun bakımda.

Piyanist Fazıl Say, babası müzik yazarı Ahmet Say’ın yoğun bakımda tedavi gördüğünü duyurdu.  Sosyal medya hesabından açıklama yapan Fazıl Say, “Ankara’da bir yoğun bakım odasında, artık çok hassaslaşan bir çizgide, babamın yaşam mücadelesi devam etmekte. Bedeni yorgun ve çok yerinden yaralı. Tedavilerin kimisi iyi cevaplar veriyorsa da, bir kaç mertebe gerektiren zor ve uzun bir iyileşme sürecinin başarılması için sabırla ve sükunetle bekliyoruz, tamamen umutsuz filan değiliz.” ifadesini kullandı.

Say mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Nefes seslerinin şu ana dek hayatımda hiç duymadığım haliyle çok ürkütücü fokurdamaları arasında, babamın çok ama çok alçakgönüllü, çocuksu ve güzel cümleleri oluyordu dün. Yaşamaya sarılınır, – ya da varılmış erdem yorgunluğunda- ‘yaşamak bu bedene sarılsın ya da neyi doğru buluyorsa yapsın’ diye  yargı doğaya bırakılır her şey mümkün, ama çok daha derin öğrendiğim şey şu ki; bir ‘iyi’, ‘milyon kötüye bedel’ bu evrende, Ahmet Say da ‘iyi’dir kardeşlerim. Yarın ola hayrola Tüm sağlık ekibimize şükranla…”

 

AHMET SAY KİMDİR?

Müzik eğitimcisi ve müzik yazarı Ahmet Say, 1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi. 1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleri adlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra “Kocakurt” romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları’nı çıkarttı. 1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.

AHMET SAY’IN BİNGÖL NOTLARI

Önceki hafta Bingöl’deydim. Ne işim vardı orada, anlatayım:
1960-1963 yılları arasında, Bingöl’ün Göriz köyünde (yeni adıyla Çevrimpınar’da) öğretmenlik yapmıştım. Doğu’nun çok yoksul köylerinden birinde görev yapan ilk eğitimcilerden biriydim. Ve şimdi, 55 yıl sonra, içten gelen, önlenemez bir helâlleşme isteğiyle gittim Bingöl’e ve Çevrimpınar köyüne. Ayrıca amacım, 1962 yılında İstanbullu gazeteci dostum ve çocukluk arkadaşım Güngör Denizaşan tarafından bu köyde çekilen fotoğrafların büyütülmüş baskılarından oluşan bir sergi açmaktı il merkezinde. Denizaşan’ı da götürmek istiyordum Bingöl’e; ancak o şimdi 82 yaşında ve yaşadığı bazı sağlık sorunları yüzünden gelmeyi göze alamadı. Onun yerine, Fazıl’ın “Başyardımcısı” konumundaki Taner Zadsan ile İstanbul’da oturan Karaözülü dostum Nâzım Kılıç katıldı bu geziye.
Sergiyi kapalı bir mekânda değil, Bingöl’deki “Sanat Sokağı”nda açmak istiyordum. Bu konuda, belediyedeki aydın dostlardan Selim Boydaş’ın yol göstericiliğiyle Belediye iznini önceden almıştım.
Genellikle 50X70 santim boyutlarında ve 2 santim kalınlığında olan 41 fotoğrafı, “şövale” denen üç ayaklı ressam düzeneği üzerine oturtmayı, eski öğrencim Sadık Çilgasit ve onun cin gibi akıllı kızı Saliha Çilgasit’in sayesinde gerçekleştirdim.
Sergi, cumartesi günü açılacaktı, ama ben Bingöl’e Perşembe günü gittim. Bu ilimizin birkaç yıl önce açılmış bir havaalanı var ve ben, Ankara’dan Bingöl’e tam bir buçuk saatte ulaşıverdim. Ötesi kolaydı, çünkü Sadık Çilgasit ve çocukları karşıladı beni. O akşam Sadıkların evinde toplanıp hasret giderdik. Cuma günü de Göriz’e gittik.
Göriz, 1971 yılındaki şiddetli Bingöl depreminde yerle bir olmuştu. Bense o sırada 12 Mart Darbesi’nin hainlerine yakalanmama derdindeydim; bu yüzden depremzede köylülerimin yanında olamadım.
1971 depreminden sonra Devlet Baba’mız, köylülerin barınması için barakalar vermiş ve öteki köyler gibi Göriz halkı da tam 30 yıl boyunca Allah’ın Bingöl dağ soğuğunda bu barakalarda çile çekmiş. Sonrası yine acıklı: Bingöl’ü ve bu arada bizim Göriz köyünü bir deprem daha silkelemiş! Ama galiba bu kez köy, yardım görmüş: En başta, günümüzdeki Çevrimpınar Okulu ve Çevrimpınar Cami’i, kentlerdeki benzerlerini aratmıyor. Zaten bu köy, ortasından dere geçen öyle bir doğal güzelliğin üstüne kurulmuştur ki, İsviçre köyleriyle yarışabilir.
Göriz’de yaşadığım üç yıl boyunca, yemeğimi suyumu Çalbay ailesi karşılardı. Rahmetli Mehmet Şerif Efendi’nin karısı Kutey ve kızı Harsey sayesinde hemen hiç hastalanmadım, gençliğimi korudum. Bütün köy gözümün içine bakardı. Onların bu konukseverliğini hatırlayarak, gittiğim Cuma günü, artık hayatta olmayanlar için köyde bir mevlit okunmasını sağladım. Ardından Bingöl’deki düzgün bir lokantaya ısmarlamış olduğum iki yüz kişilik bir sofra kuruldu köyde. Tatlısıyla tuzlusuyla bu eksiksiz sofrayı, Fazıl’ın başyardımcısı Taner Zadsan’ın iyilikseverliğine borçluyum.


HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Tüm Hakları Saklıdır. Lütfen Haberleri Kopyalamayınız. Sitemizden alınıp değiştirilen haberlerden Çapakçur Gazetesi Sorumlu Değildir. Gazetemiz Haber Ajanslarına abonedir.