Demirtaş: "İktidar Olsaydık, 24 Saatte Akan Kanı Durdururduk!"
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Partisinin Bingöl İl Kongresine katıldı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Partisinin Bingöl İl Kongresine katıldı. Bingöl’de Mem-u zin düğün salonunda düzenlenen kongreye HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yanı sıra, HDP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, HDP Muş Milletvekilleri Ahmet Yıldırım ve Burcu Çelik, 25. Dönem Şanlıurfa Milletvekili Ziya Çalışkan, Merkez disiplin kurulu üyesi Mahmut Yıldırım ve çok sayıda partili katıldı.
Partisinin İl Kongresinde konuşan Demirtaş, “Bir kez daha Bingöllü hemşerilerim ile birlikte olmanın onuruyla gururuyla heyecanıyla hepinizi hürmetle sevgiyle selamlıyorum. Biraz önce Muş İl kongresindeydik. Orada da ifade ettim, kimse bu partiye hırsızlık için, rant için gelmiyor çünkü burada böyle bir şey yok. Burada özgürlüğün, barışın, kardeşliğin yıllarca kahramanca savunuculuğu var. Geçmiş dönemde fedakarlık yapmış yöneticilerimizi kutluyorum” dedi.
“KAN AKMASIN BARIŞ OLSUN DİYE ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK”
HDP olarak barış için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Demirtaş, “Biz her zaman demokratik siyaseti çözüm mecrası olarak gördük. Kan akmasın, barış olsun diye elimizden geleni yaptık. Uğraştık, didindik, çaba sarf ettik. O gün de barış istiyorduk, bu gün de istiyoruz. O gün de diyalogdan barıştan yanaydık, bugün de öyleyiz. O gün e silahlar konuşmamalı demiştik, bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Bu işler konuşarak çözülür demiştik, bugün yine aynı şeyi söylüyoruz. Bu işler konuşarak çözülür bugün yine aynı şeyi söylüyoruz. O gün yine kürdün hakkını Kürde vermek, insanın hakkını insana vermek, bir halkın hakkını halka vermek lazım diyorduk, bugün de başka bir şey söylemiyoruz. O gün de eşitlik adalet konuşuyorduk, kardeşlik konuşuyorduk, bakın bugün üstümüzde bu kadar zulüm var, haksızlık var yine aynı şeyi söylüyoruz. Bingöllü kardeşlerim elini vicdanına koysun. Saraydaki zat da, başbakan da defalarca konuştular. Verdikleri sözün tek birinin arkasında durabildiler mi?” dedi.
“TEK BİR BARIŞ SÖZCÜĞÜ KULLANMIYORLAR ARTIK”
Ak Parti hükümetinin ‘barış’ sözcüğünü dahi telafuz etmediklerini belirten Demirtaş,“Siz iktidar olduğunuzda istikrar olmayacak mıydı? Söz vermediler mi? İstikrar getireceğiz dediler. Barış içerisinde, huzurlu, güven içerisinde bir yaşam getireceğiz dediler. Bunun için oy istediler. Barışı kardeşliği adaleti meydanlarda konuşmuyorlar mıydı? Şimdi tek birinin ağzından barış sözcüğü çıkıyor mu? Saraydaki günde neredeyse 3 defa konuşuyor, başbakan da fırsat bulursa konuşuyor. Tek bir barış sözcüğü kullanmıyorlar artık. Barışı bir zafiyet olarak görüyorlar. Barış demenin bir zayıflık olduğunu düşünüyorlar. Oysa barış cesurların işidir. Korkaklar barış yapamaz. Siyasete cesareti olmayanlar barışı giyemez. Biz halkımızla birlikte bu cesarete sahip olduğumuz için rahatlıkla her yerde barış diyoruz. Samimiyiz bu konuda” diye konuştu.
“İKTİDAR OLSAYDIK 24 SAATTE AKAN KANI DURDURURDUK”
HDP’nin iktidar olması ile 24 saatte akan kanı durdurabileceklerini söyleyen Demirtaş, “Bugün biz iktidarda olsaydık, bu sabah biz iktidara gelsek, ertesi sabah 24 saatte bu kan dururdu. Yapardık, başarırdık bunu. Fakat bunlar iktidara geldiği günden beri, akan kan daha da arttı. Biz iktidar olsaydık, akan kanın sorumlusu biz olurduk. Kim hükümetteyse, siyasi sorumlusu odur. Biz iktidara gelmeyi başarsaydık, halk bize o kadar destek verseydi, biz ülkemizin sorunlarını konuşarak çözerdik. Diyalogla, müzakereyle çözerdik. Kürdün, Zazanın, Alevinin, Başörtülünün, Ermeni’nin, Hıristiyan’ın kimin ne derdi varsa çözerdik. Adaletle, eşitlikle huzur içerisinde bir ülke yaratırdık. Çünkü bizim şöyle bir derdimiz yok, biz ille seni Türk yapacağız diye uğraşmazdık kimseyle. Zorla Kürt yapacağız diye de kimseyle uğraşmazdık. İlle başını açacağız, kapatacağız diye uğraşmazdık” dedi.
“TÜRK NASIL VARSA, KÜRT DE VAR”
Kürtlerin de varlığının kabul edilmesinin gerektiğini ifade eden Demirtaş, “Bunlardaki anlayış ne? İlle hepinizi Türk yapacağız. Türklük de bir şereftir, tamam. Türk’ün de bir tarihi var, tamam. Hepsi doğru, kardeşimizdir. Türk milletine tek millettir de diyebilirsin. Türk Milleti için tek bir dilimiz var diyebilirsin. Bizim için bir sakıncası yok. Sakıncası olan, sen bizi de Türk yapmak istiyorsun. Yoksa bizim Türk ile bir problemimiz yok. Türk olmasın demiyoruz. Biz Türk nasıl varsa, Kürt de var, Zaza da var diyoruz. Buna saygı duy. Biz nasıl bütün kimliklere saygı duyuyorsak sen de saygı duyacaksın. 90 Yılda biz nereden nereye geldik? En fazla geldiğimiz nokta ‘Kürtler vardır, kabul ediyoruz’ noktası… Ama Kürdün hakkına gelince, onu kabul etmiyorlar. Sadece Kürdün var olduğunu kabul ettiler. ‘Biz tek milletiz, tek diliz’ diyorlar. Nerede kaldı o zaman bu insanların adaleti ve kardeşliği?” dedi.
“BENİM PARTİM DÂHİL, BİR ÇOCUĞUN TIRNAĞINA KURBAN OLSUN”
Karaman’da yaşanan çocuk istismarı olayı ve Ensar Vakfı hakkında açıklamalarda bulunan Demirtaş, açıklamalarında “AKP üstüne İslam perdesi çekilmişi sahte sapkın bir tarikattır. İslam ile alakası yoktur. Bunlarda bütün ahlaksızlıklar normalleştiriliyor. Topluma bunlar benimsetilmeye çalışılıyor. Karaman’da şu vakıf meselesinde gördünüz. 40’dan fazla çocuk istismara uğramış, bunu kimse konuşmuyor. Vakfı konuşuyorlar. Aman diyorlar vakfa bir leke gelmesin. Benim partim dâhil, tek bir çocuğun tırnağına kurban olsun, ne vakfı? Orada önemli olan vakıf mı çocuk mu? Çocuğu koru önce, çocuğu savun. Çıktılar, vakfı savundular. ‘Vakfa leke konduramazsınız’ dediler. Bunlar art niyetli çevreler, tamam bir defa olmuş olabilir ama bu vakıf neredeyse kutsal bir vakıftır, eleştiremezsiniz bile. Önemli olan insan mıdır? Çocuk mudur? Yoksa kurumlar mıdır? Neden vakıf daha önemli? Çünkü bu vakıflar bunların aracılığıyla topluma AKP’nin o sapkın tarikat anlayışı aşılanıyor. Bu şekilde AKP var oluyor. Yardımlar dağıtılıyor, eğitimler yapılıyor, burslar veriliyor. İslam ile alakası olmayan sapkın bir anlayışla toplumu teslim alıyorlar. O yüzden vakıf onlar için çok önemli. Orada kadına mı taciz tecavüz olmuş? Kapatın üstünü. Önemli değil diyorlar. Vakıf önemlidir diyorlar. Sizin vakfınız batsın. Böyle bir anlayışı biz nasıl kabul edelim? Kim savunursa savunsun. Açık ve net söylüyorum, bizim partimizden ya da başka partiden, asla kabul edemeyiz. Herkes haddini bilecek, ona göre hareket edecek. Mikrofonu eline alan, vakfı savunuyor. Çocuğu savunun çocuğu. Deyin ki, çocuğun hakkı var, hukuku var. Vakıftan önce o çocuk kıymetlidir. Bakın, ahlakı nerelere getirdiler. Bu anlayışla 14 yıldır ülkede Rüşveti normalleştirdiler” ifadelerine yer verdi.
BALUKEN ‘DOKUNULMAZLIK’ NEDENİYLE KATILAMADI
HDP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Sözcüsü İdris Baluken, yapılan kongreye gönderdiği yazılı bir mesajda, meclisteki ‘dokunulmazlık’ konuları nedeniyle katılamadığını söyledi. Baluken, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Saray ve AKP tarafından halk iradesi yok sayılmaya çalışıldığı dokunulmazlık tartışmaları parlamentonun gündemindedir. Bizler ilk günden bu yana halkın temsilcileri olarak dokunulmazlıkların değil, halkımıza dayatılan soykırım politikalarının gündemimizde olduğunu ifade ettik. Bugün de parlamentoda işletilmeye çalışan ve soykırım politikalarının parçası olan dokunulmazlık gündemi sebebiyle aranızda bulunamamaktayım. Her birinize ayrı ayrı dayanışma duygularımı gönderiyor, seçilecek olan yönetimimize başarılar diliyorum.”
Düzenlenen kongre, Demirtaş’ın konuşmasının ardından sona erdi.