Bingöl’ün Yayladere ilçesinde evinin bir odasını atölyeye çeviren emekli Ali Rıza Gökcan, aldığı siparişler üzerine müzik aletleri üreterek satıyor.
Yaklaşık 40 yıl İstanbul'da torna, kalıp, tesviye sektöründe işletmecilik yapan Ali Rıza Gökcan, Bingöl kent merkezine 100 kilometre uzaklıktaki Yayladere İlçesi’ndeki evinin bir odasını çevirdiği atölyede çeşitli müzik aletleri üretmeye başladı.Emekli olduktan sonra boş zamanlarını değerlendirmek içinhobi olarak enstrüman üretimine başlayan Gökcan, İstanbul Teknik Üniversitesinden aldığı nota ve perde aralıkları kalıp planını da kendisinin yaptığını söyledi.‘PARA KAZANMAYI İKİNCİ PLANA ATTIM’Hobi olarak başladığı enstrüman üretimi işinde para kazanmayı ikinci planda gördüğünü belirten Gökcan, “sevdiğim müzik aletlerini yapmak ve geliştirmek için kendime bir torna yaptım. İstanbul’da buraya getirttim. Mey ile başladım, sonra zurna yaptım. Geliştirerek kabak kemane ve saz da yapıyorum. Balaban da yaptım. Hobi olarak başladım bu işe. Para kazanmayı ikinci plana attım, tek amacım Yayladere’de bir şeyler yapmak. Emekli olduğum halde İstanbul Ümraniye’de kalıyorum ve hala orada bir fabrikada çalışıyorum. Senede 4-5 defa Yayladere’ye sırf müzik aletleri yapmak için geliyorum. Her geldiğimde 10-15 gün kalıyordum ancak bu sefer biraz daha uzun kaldım. Müzik aletleri için Elazığ’ın Baskil ilçesinden tomruk getiriyorum. Doğradıktan sonra çatlamasını engellemek için tutkallayıp, 6 -12 ay bekletiyorum. Çabuk kuruması için de evimin çatısında bekletiyorum” dedi.‘ATÖLYEDEKİ ALETLERİ KENDİM YAPTIM’Müzik aletlerini ürettiği atölyesindeki aletlerin çoğunu kendisinin ürettiğini söyleyen Gökcan, “atölyemdeki malzemelerin çoğunu kendim yaptım. Torna, şerit testere, kopyalı pantograf yaptım. Durdukça aklıma bir şeyler geliyor. Tahtadan cep telefonu aksesuarı bile yaptım. 2 çocuğum var, bir kız bir erkek. İstanbul’da çalışıyorlar. Eşimle gelip gidiyoruz. Buraları seviyorum. Allah ömür verdikçe buralara bir şeyler yapmak istiyorum. Biz ailece müzisyeniz, oğlum ve kızım da çeşitli enstrümanları çalıyorlar. Sevdiğim için yapıyorum” şeklinde konuştu.‘MEY YAPMAK BENİM İÇİN DİNLENMEK GİBİ’Enstrüman yapmanın dinlendirici olduğunu ifade eden Gökcan, ürettiği enstrümanların çoğunu hediye olarak verdiğini belirterek şunları söyledi:“Enstrüman yaparken, mey yaparken mesela kendimi dinlenmiş hissediyorum. Mey yapmak dinlenmektir benim için. Çoğunu hediye olarak verdim, para karşılığı isteyenler de oluyor. Ben de masrafların çıkması için satıyorum. Hobi olmaktan çıktı şimdi, en iyisini yapmak istiyorum.” (Özel Haber: Mesut Budraç / DHA)
Yaklaşık 40 yıl İstanbul'da torna, kalıp, tesviye sektöründe işletmecilik yapan Ali Rıza Gökcan, Bingöl kent merkezine 100 kilometre uzaklıktaki Yayladere İlçesi’ndeki evinin bir odasını çevirdiği atölyede çeşitli müzik aletleri üretmeye başladı.Emekli olduktan sonra boş zamanlarını değerlendirmek içinhobi olarak enstrüman üretimine başlayan Gökcan, İstanbul Teknik Üniversitesinden aldığı nota ve perde aralıkları kalıp planını da kendisinin yaptığını söyledi.‘PARA KAZANMAYI İKİNCİ PLANA ATTIM’Hobi olarak başladığı enstrüman üretimi işinde para kazanmayı ikinci planda gördüğünü belirten Gökcan, “sevdiğim müzik aletlerini yapmak ve geliştirmek için kendime bir torna yaptım. İstanbul’da buraya getirttim. Mey ile başladım, sonra zurna yaptım. Geliştirerek kabak kemane ve saz da yapıyorum. Balaban da yaptım. Hobi olarak başladım bu işe. Para kazanmayı ikinci plana attım, tek amacım Yayladere’de bir şeyler yapmak. Emekli olduğum halde İstanbul Ümraniye’de kalıyorum ve hala orada bir fabrikada çalışıyorum. Senede 4-5 defa Yayladere’ye sırf müzik aletleri yapmak için geliyorum. Her geldiğimde 10-15 gün kalıyordum ancak bu sefer biraz daha uzun kaldım. Müzik aletleri için Elazığ’ın Baskil ilçesinden tomruk getiriyorum. Doğradıktan sonra çatlamasını engellemek için tutkallayıp, 6 -12 ay bekletiyorum. Çabuk kuruması için de evimin çatısında bekletiyorum” dedi.‘ATÖLYEDEKİ ALETLERİ KENDİM YAPTIM’Müzik aletlerini ürettiği atölyesindeki aletlerin çoğunu kendisinin ürettiğini söyleyen Gökcan, “atölyemdeki malzemelerin çoğunu kendim yaptım. Torna, şerit testere, kopyalı pantograf yaptım. Durdukça aklıma bir şeyler geliyor. Tahtadan cep telefonu aksesuarı bile yaptım. 2 çocuğum var, bir kız bir erkek. İstanbul’da çalışıyorlar. Eşimle gelip gidiyoruz. Buraları seviyorum. Allah ömür verdikçe buralara bir şeyler yapmak istiyorum. Biz ailece müzisyeniz, oğlum ve kızım da çeşitli enstrümanları çalıyorlar. Sevdiğim için yapıyorum” şeklinde konuştu.‘MEY YAPMAK BENİM İÇİN DİNLENMEK GİBİ’Enstrüman yapmanın dinlendirici olduğunu ifade eden Gökcan, ürettiği enstrümanların çoğunu hediye olarak verdiğini belirterek şunları söyledi:“Enstrüman yaparken, mey yaparken mesela kendimi dinlenmiş hissediyorum. Mey yapmak dinlenmektir benim için. Çoğunu hediye olarak verdim, para karşılığı isteyenler de oluyor. Ben de masrafların çıkması için satıyorum. Hobi olmaktan çıktı şimdi, en iyisini yapmak istiyorum.” (Özel Haber: Mesut Budraç / DHA)









