Bingöl Üniversitesi Öğrencileri Derneği (BÜÖDER) öğrencileri, geçtiğimiz günlerde Bingöl Üniversitesi kampüsü önünde çıkan kavga hakkında basın açıklamasında bulundu. Darp edildiklerini iddia eden öğrenciler, hukuki olarak haklarını arayacaklarını söyledi.Bildiri dağıtırken kampüs önünde çıkan arbedede bulunan Baver Damlayıcı isimli öğrenci, “Arkadaşlar ile birlikte üniversite kapısında bildiri dağıtıyorduk. Bize müdahale ettiler. T.Y. isimli şahıs tarafından. Rica olarak değil, tehdit ederek bizi uzaklaştırmaya çalıştılar. Yasal haklarımızı kullanıyoruz dedik. Diğer güvenlikçilerin ‘dağıtabilirsiniz, sıkıntı yok’ demelerine rağmen, T.Y. üzerimize gelmeye başladı. Diğer güvenlikçileri dinlemeden... ‘Siz hayvansınız, insan dilinden anlamıyorsunuz’ diyerek üzerimize gelmeye başladı. Bizim arkadaşlarımız da tepki gösterdi. Bunu neden yapıyorsunuz dedik. Şükrü ve Kasım arkadaşımız, gidip güzel bir dille konuşmaya çalışırken, S.T. isimli güvenlik amiri, Şükrü arkadaşımıza şiddet uyguladı. 3-4 güvenlik personeli de şiddet uygulamaya başlayınca, biz araya girdik. Orada arkadaşlar birbirine girdi. Bu arada biz olay esnasında ‘amir vuruldu’ diye duyduk. Olay geçtikten sonra Recep Tayyip Erdoğan Mahallesi’nde bulunan bir parka gittik” dedi.“GÜVENLİK GÖREVLİSİ KARAKOL İÇİNDE DARP ETTİ”
Güvenlik Görevlisinin karakolda kendisini darp ettiğini iddia eden Damlayıcı, “TEM ekipleri gelip bizi parktan aldılar. Düzağaç karakoluna gittik. Arabadan iner inmez, Şükrü arkadaşımızın boğazını sıkıp ‘buradan sağ çıkmayacaksınız’ dediler. İçeriye alındık. Bizim üzerimizin aramaları esnasında T.Y. isimli güvenlik memuru, beni darp etti. Hastane raporlarım da var. T.Y. kavgayı başlatan kişiydi. Hastaneye gittik, yine aynı şahıs bütün arkadaşlarımızı hedef gösterdi” diye konuştu.AYDIN: “ANAYASAL HAKLARIMIZI KULLANDIK”Bildiri dağıtılması ve ardından gelişen olaylar hakkında konuşan Bingöl Üniversitesi Öğrencilerinden Baran Aydın, kampüs dışında bildiri dağıtmanın yasal olduğunu ve anayasal haklarını kullandıklarını söyledi.Aydın, konu hakkında yaptığı açıklamasında “Bingöl Üniversitesi’nde ikinci senem... Geçen seneden bu yana, üniversite yönetiminin despotik yaklaşımlarına şahit olduk. Geçen sene ikinci dönem başında, ilk dönem açılan soruşturmaların ardından bir açlık grevine girdik. 18-19 gün açlık grevi yaptık. O grevdeki taleplerimizin bir çoğu kabul edildi. O dönem de bu yaklaşımları televizyon kanallarına, Rektör Bayraş’ın verdiği röportajlardaki çelişkileri biz dile getirdik. Grevin ardından bizim kabul edilen taleplerimizden biri, üniversite içerisinde izinsiz basın açıklaması ve etkinlik düzenleyeceğimizdi. Biz ondan sonra birçok basın açıklaması ve etkinlik düzenledik. Bunlara yönelik hiçbir sorun çıkmadı. Rektörün kendi röportajlarında da, basın toplantılarında da dile getirmiştir muhakkak. Ben hiçbir basın açıklamasına ceza vermedim diye açıklamalar yapmış. Biz Üniversitenin sene başında Ankara’da yaşanan saldırı ile ilgili olarak basın açıklaması düzenledik. Bu basın açıklamasının ardından Üniversite’nin kantinlerinde olan televizyonlarda ‘bu basın açıklamaları izinsizdir, katılan öğrencilere ceza vereceğiz’ şeklinde bir açıklama yaptılar” diiye konuştu.“ŞÜPHELİ SIRFATI İLE İFADE VERİLDİ”
Arkadaşlarının mağdur olduğunu ancak şüpheli sıfatı ile ifade verdiklerini iddia eden Aydın, “Üniversite önünde ben birçok bildiri dağıttım. Üniversite yönetiminden bilgi isterseniz size vereceklerdir. Defalarca bildiri dağıttım. Fakat hiç birinde böyle bir sorun gelişmedi. Ne hikmetse, nasıl olmuşsa bu bildiri dağıtımında; ki bu bizim anayasal bir hakkımızdır, anayasada da bununla ilgili hiçbir sorun yoktur. Orada güvenlik görevlileri öğrencilerin anayasal haklarını kullanmalarına engel olmuştur. Darp ettiler, ardından o kadar polisin ardından karakolda darp ettiler, bunun ardından arkadaşlarımız şüpheli şahıs sıfatı ile mahkemelik oldu. Onun haricinde bizim geçen sene üniversite içerisinde biz bir stand açtık. Bu standın ardından Rektör Yardımcısı ile görüşmelerimiz oldu. Üniversitelerde stand açmak için, üniversite yönetimine bir dilekçe vermemiz gerektiğini öğrendik. YÖK Disiplin Kurulu Yönetmeliğine bakıldığı zaman, stand açma ile ilgili bir sıkıntı yok. Biz dilekçemizi verdik, kabul edilmedi Biz de stand açmadık. Sonra ben ve iki arkadaşıma bir soruşturma açıldı. Bu soruşturmanın ardından Bingöl Üniversitesi Merkezi Kafeteryası’nı işgal ettiğimiz gerekçesi ile bir dönem uzaklaştırma cezası aldık. Ben Rektör Baydaş ve yönetime şunu söylemek istiyorum. Üniversitede bir anket yapılsın. Üniversitede hiçbir alanda bir işgal eylemi gerçekleştirilmiş mi? Hiçbir gerekçe yokken ben ve iki arkadaşım üniversiteden birer dönem uzaklaştırma cezası aldık. Üniversite etrafına çevirdikleri demirler, cezaevlerinde bile yok. Bu şekilde zulüm etmek vicdani midir? Yasal ve hukuksal boyutunu geçin, şu an var olan anayasa ve hukuklardan en mükemmeli insanın vicdanıdır. İnsanın vicdanı en büyük anayasa ve hukuktur. Bu yapılan hangi vicdana ve hangi hukuka sığar?” diye konuştu.“HUKUKSAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”
Yaşanan olay ile ilgili olarak hukuksal yollara başvuracaklarını belirten Aydın, “Öğrencilere yapılan bu zulüm ne bu dünyada, ne de öbür dünyada bedelsiz kalır. Özellikle yaşanan olayla ilgili hukuksal yollarla mücadelemizi bırakmayacağız. Pazartesi günü özellikle arkadaşımızı karakol içerisinde darp eden güvenlik görevlisi ve diğer insanlar hakkında hukuksal yola başvuracağız. Hukuksal yönde mücadelemizi sürdüreceğiz. Hukuki olarak cezalarını alana kadar da peşini bırakmayacağız. Dersim Üniversitesine ittiğim zaman şunu gördüm. Her şehit görüşün posterleri ve pankartları var. Bu ülkenin geleceğini inşa etmeye çalışıyorlar. Bu uygulamalar bir tek Bingöl Üniversitesi’nde yok. HDP Bingöl Vekilini üniversiteye girmesine engellemeye yönelik yaptırımlar hala yapılıyor. Oysa o olaydan günler önce Bakan Yılmaz Üniversite içerisine rahat bir şekilde girebilmiştir. Bu yaptırımlar ve pratikler, hiçbir üniversitede yoktur. Birçok üniversitedeki arkadaşlarla irtibat halindeyiz. Yaşadığımızı sıkıntıları anlatınca nasıl olur da bu sıkıntıyı yaşarsınız diye tepki alıyoruz. Geçen sen bu zulümler yüzünden açlık grevine girmedik mi? Ben grevde birinci gruptaydım ve 6 gün aç kaldım” şeklinde konuştu.Aydın, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Bunu hukuksal yönden düşünce ve düşünceyi yayma özgürlüğünün kısıtlanması, anayasal hakların engellenmesi, hukuka aykırı pratikler uygulanıyor. Bunlar ile ilgili hukuksal yönde mücadelemizi sürdüreceğiz. Özellikle istediğimiz şey, u zulüm artık görülsün. Ülkemizde yargılama sistemi uzun sürüyor. Bu durumdan hukukçular da rahatsız. Öğrencilerin kaderini bu uzun yargılama sistemine kurban edemeyiz. H.T.’nin daha bıçakladığına yönelik kesin bir şey yok. Güvenlik kamerası görüntülerini avukatlarımız ve arkadaşımızın ailesi de izledi. Bıçağın sapladığı anın hiçbir görüntüsü yok. Komple bir şüphe üzerine kurulmuş. Arkadaşımızın nerede olduğunu biz de bilmiyoruz. Olay ile ilgili 9 arkadaşımız gözaltına alınıp bırakıldılar. Cumartesi günü arkadaşlarımız ifadeye çağrıldı. Emniyetteki ifadelerinin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılıkta sadece bir arkadaşımızın ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk edildiler. Adli kontrol verme talebi ile mahkemeye sevk edildiler. 9 arkadaşımız tahliye edildi. Arkadaşlarımız mahkemede de belirtti, o sırada mağdur sıfatı ile ifade vermesi gerekiyordu. Çünkü arkadaşlarımızın hepsi darp edildi. Olay anı ile ilgili görüntüleri paylaşsınlar. Arkadaşlarımız orada komple müzakere yolunu deniyorlar. Ancak T.Y. isimli görevli, bir arkadaşımızı itiyor ve arkadaşımızın kol saati kırılıyor. Ona rağmen arkadaşlar yine müzakere yolunu deniyor. Bunlara rağmen, kasım ve şükrü arkadaşımız güvenlik görevlileri ile konuşmaya gittiklerinde, arkadaşlarımızın boğazını sıktılar. Arkadaşlarımız da joplarla darp edildiler. Haklılığımıza güveniyoruz. O anın güvenlik kameralarını paylaşsınlar. İlk tartışma anından olay sonuna kadar olan görüntüleri paylaşsınlar. T.Y. isimli güvenlik görevlisini diğer arkadaşları kulübeye çektikten sonra, diğer arkadaşları gelip özür diliyorlar. Arkadaşımız adına özür dileriz diye. Daha önce bu durumlara biz de şahit olduk. Gelip özür diliyorlar, sonra tekrar saldırıyorlar. Yönetim, o görüntüleri ütün kamuoyu ile paylaşsın. Bakalım darp edilen ve şiddete maruz kalan özel güvenlik görevlileri mi yoksa arkadaşlarımız mı? Müzakere oluşturmaya çalışan arkadaşlarımız mı onlar mı, kesin kanısına varalım. Arkadaşımız aranıyor ve hala bulunamadı.”ATLI: “HEDEF GÖSTERİLDİM”Bingöl Üniversitesi öğrencilerinden Zeynep Sultan Atlı adlı öğrenci ise, bir sosyal paylaşım sayfasının kendisini hedef gösterdiğini ifade ederek, “Ben Bingöl Üniversitesi 1. Sınıf Kürt dili edebiyatı okuyorum. Bu olaylar geliştikten sonra bir sosyal medya haber sayfası, öğrenci olmadığına dair, beni hedef göstererek bir paylaşımda bulunmuştur. Beni grubu yönlendirdiğime dair bire bir hedef göstermiştir. Hişyar Özsoy ile dernek açılışımızdaki fotoğraflarım ve arkadaşlarımızın gözaltında alınması ve darp edilmesi olayı ile ilgili vicdani yaklaşımımdan dolayı bütün fotoğraflarımı paylaşıp beni hedef göstermişlerdir" dedi.“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM”
Kendisinin hedef gösterildiği gerekçesi ile hukuki yollara başvuracağını belirten Atlı, “Bu yönde yapılan bütün iddiaların yalan olduğumu belirtmek istiyorum. Ben Bingöl Üniversitesi öğrencisiyim. Bundan sonra başıma gelecek her şeyden bu sayfasının sahibi sorumludur. Sayfaya Pazartesi günü suç duyurusunda bulunacağım. Öğrenci olmadığıma dair yapılan bu paylaşımlarından dolayı, başıma gelen her şeyden de onlar mesuldür. Bunu belirtmek istiyorum. Bingöl Üniversitesi’nde yaptığımız vicdani eylemlerimiz karalanmaya çalışılıyor. Hepimizi farklı şekilde İnsanlara gösteriyorlar. Sayfa hakkında suç duyurusunda bulunacağım, şikâyetçi olacağım” dedi.
Güvenlik Görevlisinin karakolda kendisini darp ettiğini iddia eden Damlayıcı, “TEM ekipleri gelip bizi parktan aldılar. Düzağaç karakoluna gittik. Arabadan iner inmez, Şükrü arkadaşımızın boğazını sıkıp ‘buradan sağ çıkmayacaksınız’ dediler. İçeriye alındık. Bizim üzerimizin aramaları esnasında T.Y. isimli güvenlik memuru, beni darp etti. Hastane raporlarım da var. T.Y. kavgayı başlatan kişiydi. Hastaneye gittik, yine aynı şahıs bütün arkadaşlarımızı hedef gösterdi” diye konuştu.AYDIN: “ANAYASAL HAKLARIMIZI KULLANDIK”Bildiri dağıtılması ve ardından gelişen olaylar hakkında konuşan Bingöl Üniversitesi Öğrencilerinden Baran Aydın, kampüs dışında bildiri dağıtmanın yasal olduğunu ve anayasal haklarını kullandıklarını söyledi.Aydın, konu hakkında yaptığı açıklamasında “Bingöl Üniversitesi’nde ikinci senem... Geçen seneden bu yana, üniversite yönetiminin despotik yaklaşımlarına şahit olduk. Geçen sene ikinci dönem başında, ilk dönem açılan soruşturmaların ardından bir açlık grevine girdik. 18-19 gün açlık grevi yaptık. O grevdeki taleplerimizin bir çoğu kabul edildi. O dönem de bu yaklaşımları televizyon kanallarına, Rektör Bayraş’ın verdiği röportajlardaki çelişkileri biz dile getirdik. Grevin ardından bizim kabul edilen taleplerimizden biri, üniversite içerisinde izinsiz basın açıklaması ve etkinlik düzenleyeceğimizdi. Biz ondan sonra birçok basın açıklaması ve etkinlik düzenledik. Bunlara yönelik hiçbir sorun çıkmadı. Rektörün kendi röportajlarında da, basın toplantılarında da dile getirmiştir muhakkak. Ben hiçbir basın açıklamasına ceza vermedim diye açıklamalar yapmış. Biz Üniversitenin sene başında Ankara’da yaşanan saldırı ile ilgili olarak basın açıklaması düzenledik. Bu basın açıklamasının ardından Üniversite’nin kantinlerinde olan televizyonlarda ‘bu basın açıklamaları izinsizdir, katılan öğrencilere ceza vereceğiz’ şeklinde bir açıklama yaptılar” diiye konuştu.“ŞÜPHELİ SIRFATI İLE İFADE VERİLDİ”
Arkadaşlarının mağdur olduğunu ancak şüpheli sıfatı ile ifade verdiklerini iddia eden Aydın, “Üniversite önünde ben birçok bildiri dağıttım. Üniversite yönetiminden bilgi isterseniz size vereceklerdir. Defalarca bildiri dağıttım. Fakat hiç birinde böyle bir sorun gelişmedi. Ne hikmetse, nasıl olmuşsa bu bildiri dağıtımında; ki bu bizim anayasal bir hakkımızdır, anayasada da bununla ilgili hiçbir sorun yoktur. Orada güvenlik görevlileri öğrencilerin anayasal haklarını kullanmalarına engel olmuştur. Darp ettiler, ardından o kadar polisin ardından karakolda darp ettiler, bunun ardından arkadaşlarımız şüpheli şahıs sıfatı ile mahkemelik oldu. Onun haricinde bizim geçen sene üniversite içerisinde biz bir stand açtık. Bu standın ardından Rektör Yardımcısı ile görüşmelerimiz oldu. Üniversitelerde stand açmak için, üniversite yönetimine bir dilekçe vermemiz gerektiğini öğrendik. YÖK Disiplin Kurulu Yönetmeliğine bakıldığı zaman, stand açma ile ilgili bir sıkıntı yok. Biz dilekçemizi verdik, kabul edilmedi Biz de stand açmadık. Sonra ben ve iki arkadaşıma bir soruşturma açıldı. Bu soruşturmanın ardından Bingöl Üniversitesi Merkezi Kafeteryası’nı işgal ettiğimiz gerekçesi ile bir dönem uzaklaştırma cezası aldık. Ben Rektör Baydaş ve yönetime şunu söylemek istiyorum. Üniversitede bir anket yapılsın. Üniversitede hiçbir alanda bir işgal eylemi gerçekleştirilmiş mi? Hiçbir gerekçe yokken ben ve iki arkadaşım üniversiteden birer dönem uzaklaştırma cezası aldık. Üniversite etrafına çevirdikleri demirler, cezaevlerinde bile yok. Bu şekilde zulüm etmek vicdani midir? Yasal ve hukuksal boyutunu geçin, şu an var olan anayasa ve hukuklardan en mükemmeli insanın vicdanıdır. İnsanın vicdanı en büyük anayasa ve hukuktur. Bu yapılan hangi vicdana ve hangi hukuka sığar?” diye konuştu.“HUKUKSAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ”
Yaşanan olay ile ilgili olarak hukuksal yollara başvuracaklarını belirten Aydın, “Öğrencilere yapılan bu zulüm ne bu dünyada, ne de öbür dünyada bedelsiz kalır. Özellikle yaşanan olayla ilgili hukuksal yollarla mücadelemizi bırakmayacağız. Pazartesi günü özellikle arkadaşımızı karakol içerisinde darp eden güvenlik görevlisi ve diğer insanlar hakkında hukuksal yola başvuracağız. Hukuksal yönde mücadelemizi sürdüreceğiz. Hukuki olarak cezalarını alana kadar da peşini bırakmayacağız. Dersim Üniversitesine ittiğim zaman şunu gördüm. Her şehit görüşün posterleri ve pankartları var. Bu ülkenin geleceğini inşa etmeye çalışıyorlar. Bu uygulamalar bir tek Bingöl Üniversitesi’nde yok. HDP Bingöl Vekilini üniversiteye girmesine engellemeye yönelik yaptırımlar hala yapılıyor. Oysa o olaydan günler önce Bakan Yılmaz Üniversite içerisine rahat bir şekilde girebilmiştir. Bu yaptırımlar ve pratikler, hiçbir üniversitede yoktur. Birçok üniversitedeki arkadaşlarla irtibat halindeyiz. Yaşadığımızı sıkıntıları anlatınca nasıl olur da bu sıkıntıyı yaşarsınız diye tepki alıyoruz. Geçen sen bu zulümler yüzünden açlık grevine girmedik mi? Ben grevde birinci gruptaydım ve 6 gün aç kaldım” şeklinde konuştu.Aydın, açıklamalarına şöyle devam etti:
“Bunu hukuksal yönden düşünce ve düşünceyi yayma özgürlüğünün kısıtlanması, anayasal hakların engellenmesi, hukuka aykırı pratikler uygulanıyor. Bunlar ile ilgili hukuksal yönde mücadelemizi sürdüreceğiz. Özellikle istediğimiz şey, u zulüm artık görülsün. Ülkemizde yargılama sistemi uzun sürüyor. Bu durumdan hukukçular da rahatsız. Öğrencilerin kaderini bu uzun yargılama sistemine kurban edemeyiz. H.T.’nin daha bıçakladığına yönelik kesin bir şey yok. Güvenlik kamerası görüntülerini avukatlarımız ve arkadaşımızın ailesi de izledi. Bıçağın sapladığı anın hiçbir görüntüsü yok. Komple bir şüphe üzerine kurulmuş. Arkadaşımızın nerede olduğunu biz de bilmiyoruz. Olay ile ilgili 9 arkadaşımız gözaltına alınıp bırakıldılar. Cumartesi günü arkadaşlarımız ifadeye çağrıldı. Emniyetteki ifadelerinin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılıkta sadece bir arkadaşımızın ifadesi alındıktan sonra adliyeye sevk edildiler. Adli kontrol verme talebi ile mahkemeye sevk edildiler. 9 arkadaşımız tahliye edildi. Arkadaşlarımız mahkemede de belirtti, o sırada mağdur sıfatı ile ifade vermesi gerekiyordu. Çünkü arkadaşlarımızın hepsi darp edildi. Olay anı ile ilgili görüntüleri paylaşsınlar. Arkadaşlarımız orada komple müzakere yolunu deniyorlar. Ancak T.Y. isimli görevli, bir arkadaşımızı itiyor ve arkadaşımızın kol saati kırılıyor. Ona rağmen arkadaşlar yine müzakere yolunu deniyor. Bunlara rağmen, kasım ve şükrü arkadaşımız güvenlik görevlileri ile konuşmaya gittiklerinde, arkadaşlarımızın boğazını sıktılar. Arkadaşlarımız da joplarla darp edildiler. Haklılığımıza güveniyoruz. O anın güvenlik kameralarını paylaşsınlar. İlk tartışma anından olay sonuna kadar olan görüntüleri paylaşsınlar. T.Y. isimli güvenlik görevlisini diğer arkadaşları kulübeye çektikten sonra, diğer arkadaşları gelip özür diliyorlar. Arkadaşımız adına özür dileriz diye. Daha önce bu durumlara biz de şahit olduk. Gelip özür diliyorlar, sonra tekrar saldırıyorlar. Yönetim, o görüntüleri ütün kamuoyu ile paylaşsın. Bakalım darp edilen ve şiddete maruz kalan özel güvenlik görevlileri mi yoksa arkadaşlarımız mı? Müzakere oluşturmaya çalışan arkadaşlarımız mı onlar mı, kesin kanısına varalım. Arkadaşımız aranıyor ve hala bulunamadı.”ATLI: “HEDEF GÖSTERİLDİM”Bingöl Üniversitesi öğrencilerinden Zeynep Sultan Atlı adlı öğrenci ise, bir sosyal paylaşım sayfasının kendisini hedef gösterdiğini ifade ederek, “Ben Bingöl Üniversitesi 1. Sınıf Kürt dili edebiyatı okuyorum. Bu olaylar geliştikten sonra bir sosyal medya haber sayfası, öğrenci olmadığına dair, beni hedef göstererek bir paylaşımda bulunmuştur. Beni grubu yönlendirdiğime dair bire bir hedef göstermiştir. Hişyar Özsoy ile dernek açılışımızdaki fotoğraflarım ve arkadaşlarımızın gözaltında alınması ve darp edilmesi olayı ile ilgili vicdani yaklaşımımdan dolayı bütün fotoğraflarımı paylaşıp beni hedef göstermişlerdir" dedi.“SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM”
Kendisinin hedef gösterildiği gerekçesi ile hukuki yollara başvuracağını belirten Atlı, “Bu yönde yapılan bütün iddiaların yalan olduğumu belirtmek istiyorum. Ben Bingöl Üniversitesi öğrencisiyim. Bundan sonra başıma gelecek her şeyden bu sayfasının sahibi sorumludur. Sayfaya Pazartesi günü suç duyurusunda bulunacağım. Öğrenci olmadığıma dair yapılan bu paylaşımlarından dolayı, başıma gelen her şeyden de onlar mesuldür. Bunu belirtmek istiyorum. Bingöl Üniversitesi’nde yaptığımız vicdani eylemlerimiz karalanmaya çalışılıyor. Hepimizi farklı şekilde İnsanlara gösteriyorlar. Sayfa hakkında suç duyurusunda bulunacağım, şikâyetçi olacağım” dedi.









