Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı prof. Dr. Hakan Olgun, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in Kudüs konusunda Evanjelik politikasının yürütüldüğünü belirterek, “Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanması planlanan bir Armagedon savaşı olarak tabir edilen büyük kanlı bir savaşın yaşanması gerekiyor. Bunu pek çok araştırmacı, ‘tanrıyı kıyamete zorlamak’ olarak yorumluyor. Yani siz mesihin gelişini hızlandırmak için, mesihin gelmesinden önce kurgulanan politik, askeri, coğrafi bütün kaos ortamını yapmanız ve Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeniz gerekiyor” dedi.Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Dinler Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Olgun, ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in resmi başkenti olarak tanımasına ilişkin kararını değerlendirdi.Kudüs’ün, ABD ile İsrail’in ‘evanjelik politikası’ sonucu işgal edilmeye çalışıldığını belirten Olgun, “Kudüs, Ortadoğu coğrafyasında varlık bulmuş bütün dinler için önemli bir şehri ifade ediyor. Kudüs, İsrailoğulları ve Yahudiler için özellikle önemlidir. Evanjelik düşünceyi savunan Hristiyanlığa göre, Hristiyanlıkta mesihin yeryüzüne tekrar dönüşü ve bütün hristiyanların mutlu bir hayat yaşayacağı ideali vardır. Mesihin ne kadar erken dönerse, evanjelikhristiyanlar dünyada o kadar mutlu bir yaşam, altın çağ yaşayacağına inanırlar. O yüzden, Evanjelik düşüncede mesihin gelişini hızlandırma düşünceleri vardır. Mesihin gelişini hızlandırmak için de Ortaoğu’nun kan gölüne dönmesi, İsrail’de şu anda yıkılmış olan mabedin, yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Mabedin yeniden inşa edilmesi, İslam tarihine ait pek çok mabedin yıkılması, yerine Süleyman mabedinin inşa edilmesi gerekiyor. İsrail’e vaad edildiğine inanılan topraklar üzerinde bir büyük İsrail krallığının kurulması gerekmektedir. Son tahlilde de Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanması planlanan bir Armagedon savaşı olarak tabir edilen büyük kanlı bir savaşın yaşanması gerekiyor. Bunu pek çok araştırmacı, ‘tanrıyı kıyamete zorlamak’ olarak yorumluyor. Yani siz mesihin gelişini hızlandırmak için, mesihin gelmesinden önce kurgulanan politik, askeri, coğrafi bütün kaos ortamını yapmanız ve Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmeniz gerekiyor. Bundan sonra, bu kaos ortamından sonra kosmos’un tekrar ikame etmesi için Mesihin yeryüzüne geleceği ifade ediliyor. Dolayısıyla ABD’nin İsrail ile olan ilgisi temel olarak buradan kaynaklanıyor. İsrail’in kendilerine devlet kurup orada mutlu bir hayat yaşamalarından ziyade, İsrail’in orda Müslümanları tehdit eden bir unsur olarak sürekli var olması, aynı zamanda orayı bir kaos ortamına çevirmesi, mümkünse büyük savaşların çıkarılması, Mescit-i Aksa ve Kubbet-ül Sahra’nın yıkılarak yerine Yahudi mabedinin tekrar inşa edilmesi, bu suretle burada Müslümanlar ile Yahudiler arasında büyük bir savaşın çıkması hayal edilmektedir. Bunun sonucunda mesihin geleceği düşülmektedir. ABD politikası bağlamında, Evanjelik düşüncenin esasında burada İsrail’den çok kendi dini ideolojilerini hayata geçirme gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz ki Kudüs’ün başkent olarak sayılması da bunun en açık ifadesidir” dedi.‘ABD’DE CUMHURİYETÇİ PARTİLER, ORTADOĞU ÜZERİNDE OYNUYOR’ABD’de Cumhuriyetçi partilerin Evanjelik Hristiyanlığı kapsamında Ortadoğu’nun bir kaos ortamı içinde olmasını gerektirdiği düşüncesini benimsediğini ifade eden Prof. Dr. Olgun, “Kudüs ile 60 yıla yakın bir imtihan geçmişimiz var. Müslüman ülkelerin ne yazık ki, yollarda yürümenin, sloganlar atmanın, bayrakları yakmanın ötesinde Kudüs davasına hizmet ettiğini düşünmüyorum. Gençlerimizi eğiterek, yetiştirerek, örneğin bir Kudüs araştırma merkezleri kurularak, Kudüs enstitüsü kurularak, buralarda çalışarak politika üretim merkezi ihsas edilebilirdi. ABD’de demokrat ve cumhuriyetçi parti diye iki kanat var. Demokrat parti iktidarda olduğu zaman Ortadoğu politikasında bir yumuşama görülüyor. Ama cumhuriyetçi kanat iktidara geldiğinde bütün politik enerjisini Ortadoğu’ya tekzip ediyor. Bunun sebebi Cumhuriyetçi kanatın EvanjelikHristiyanlık’la olan ilişkisi, EvanjelikHristiyanlığın’da İsa Mesih’in yeryüzüne ikinci kez dönüşü öncesinde Ortadoğu’nun bir kaos ortamı içinde olmasını gerektiriyor. ‘Eğer biz Mesih’in gelmesini hızlandırmak istiyor isek Ortadoğu’yu bir kaos merkezine dönüştürmemiz gerekiyor’ diyorlar. Ortadoğu’nun kaos ortamına dönüşmesi için orda en potansiyel tehdit İsrail’dir. Dolayısı ile İsrail’in parazlandırılması ve Kudüs’ün üzerinde mabedin inşa edilmesi ve Müslümanların buna tepki göstermesinin sağlanması ve uzun vadeli bir Müslüman Yahudi savaşı şuanda Evanjelik politikasının ana fikrini ve temel görüşünü oluşturuyor” şeklinde konuştu.
Gündem
Yayınlanma: 08 Aralık 2017 - 05:08
"Kudüs'ü Almaları İçin, Ortadoğu'yu Kan Gölüne Çevirmeleri Gerekiyor"
Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı prof
Gündem
08 Aralık 2017 - 05:08
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir









