Kotlar beyazlaştıkça, onların hayatları kararmaya devam ediyor. 4 oksijene bağlı ağır silikozis hastalarından Nejat Demir, Faysal Demir, Ramazan Aydar ve Murat Aydar kalmıştı. 1984 doğumlu Murat Aydar, İstanbul da 500 Evler Şafak Hastanesinde geride gözü yaşlı anne, eş ve çocuğunu bırakarak yaşama veda etti.KARAASLAN: “TEK SUÇLARI EVLERİNE BİR LOKMA EKMEK GÖTÜRMEKTİ”Silikozis hastalarının sesi olan Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Karaaslan, “Bedirhan henüz 7 yaşında ilkokul 1nci sınıfa gidiyor. Ben yurt dışına çıkmadan önce Mutlu beni aradı. “Çok kötüyüm. Dayanacak gücüm kalmadı. Lütfen benim malulen emeklilik işimi çabuklaştırmak için destek olun. Size yalvarıyorum. Sesim çıkmıyor artık. Biliyorum bu dünyadan göç günüm yaklaştı.” demişti. Ben de belge belgelerini istemiş ve kısa sürede elime geçmişti. Sağ olsun bu konuda yanımızda olan SGK Müdürü Muzaffer Çakar bu defa da gerekli işlemleri başlattı. Bazı pürüzleri vardı. Derken 2 gün önce ağır bakımda olduğunu öğrendim. Dün SGK Md. Yard. Ahmet Aktürk’le görüştüm. Sistemden tüm bilgilerini indirdi ve gerekli işlemlere başlayacaktık ki bu sabah annesi Derde Hanımın ağıtlı figanıyla ölüm haberini aldım. Çok üzgünüm. Geri de hiçbir sosyal güvencesi olmayan oğlu kaldı. SYDV Müdiresi Seyhan Savaş Yaraşır’ı aradım gözyaşları içinde. Ellerinden gelen ne olursa yapmaya çalışacaklarını söylediler… Denetimsiz, ruhsatsız, havasız iş yerlerinde sigortasız çalıştırılan bu günahsız çocukların hesabını kim verecek. Tek suçları evlerine bir lokma ekmek götürmekti. Nereden bileceklerdi ki hayatlarının baharında, gençliklerine doyamadan bu dünyadan göçüp gideceklerini…” dedi.Karaaslan, açıklamasına şöyle devam etti: “Tek isteğimiz geçici sürede bu haktan yaralanan arkadaşları gibi hiçbir şart istemeden ruhsatsız ve sigortasız iş yerlerinde çalışmış ve bu haktan yaralanmamış işçilere de malulen emekli olabilme hakkının verilmesi. Her ölüm geride sosyal güvencesiz çocukların mahvına yol açıyor.”BALUKEN’DEN KANUN DEĞİŞİKLİĞİ KANUN TEKLİFİHDP Diyarbakır Milletvekili Bingöllü İdris Baluken, silikoz hastalığına yakalanan vatandaşların sosyal güvenlikleri hakkında kanun değişiklik teklifi sundu. Baluken, teklifinde hastalığın korunma yolları hakkında şu ifadelere yer verdi: “ Kot kumlama gibi yoğun marufiyetlerde 3 ayda bir kontrol muayeneleri yapılmalı, her türlü tetkik işlemleri geliştirilmelidir. Solunum hastalığı gibi hastalıkları olan kişiler için ise bu işlerde çalıştırılmaları yasaklanmalıdır. Bu tip işlerde işe giriş muayeneleri yapılmalı ve yoğun bir denetime tabii tutulmalıdır. Kapalı alanlarda, kolların dışarıdan kullanıldığı mekanizmalarla çalışılmalıdır. Bunun mümkün olmadığı hallerde tüm vücudu örten özel giysiler giyilmeli, aynı zamanda kumlama yapılan alandan toz yayılması engellenmelidir. Toz yayılmasını azaltmak için ıslak ortamda çalışmanın sağlanması da gereklidir.”10 BİN KOT KUMLAMA İŞÇİSİ VARBaluken, kanun teklifinde 10 bin kot kumlama işçisinin olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’de kot taşlama işinde çalışan yaklaşık 10 bin işçi bulunmaktadır. Bu hastalık 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altında bulunmaktadır. Sadece Bingöl’ün Karlıova ilçesinin, Taşlıçay ve Toklular köylerinde, neredeyse her evde bir silikozis hastası bulunduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Sinop, Tokat, Bingöl, Diyarbakır, Siirt, Erzurum, Trabzon, Zonguldak ve Çorum’da da kot kumlama işinde çalışıp kot taşlama sonucu akciğerleri iflas etmiş bir halde memleketine dönen çok sayıda işçi bulunmaktadır. Tüm bu veriler ortadayken genç insanlarımız göz göre göre ölüme gönderilmekte ve düzenleyici bir yasa çıkmasına rağmen sorunlara kalıcı bir çözüm getirilmemektedir” dedi. (Haber Merkezi)
Bingöl
Yayınlanma: 29 Haziran 2016 - 20:42
Sessiz ölüme bir kurban daha
Kotlar beyazlaştıkça, onların hayatları kararmaya devam ediyor
Bingöl
29 Haziran 2016 - 20:42










