Bingöl Üniversitesi ve İl Müftülüğünce Üniversite Kongre Merkezinde ‘Modern Çağda Gençliğin İnanç Sorunları’ konulu panel düzenlendi.Bingöl Üniversitesi’nde “Modern Çağda Gençliğin İnanç Sorunları” Paneli düzenlendi. Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen panele yoğun ilgi gösterilirken, salonun hınca hınç dolduğu gözlendi. Bingöl Üniversitesi ile Bingöl İl Müftülüğü tarafından ortak düzenlenen panele; Bingöl Valisi Ali Mantı, Belediye Başkanı Yücel Barakazi, Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, kurum müdürleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Moderatörlüğünü Bingöl Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Olgun’un yaptığı programın panelistleri de İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şinasi Gündüz ile Prof. Dr. Mehmet Mahfuz Söylemez ve Mardin Artuklu Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Mehmet Alıcı’ydı.Programın açılış konuşmasını yapan Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, bu tür faaliyetleri çok önemsediklerini ifade etti. Modern Çağda Gençliğin İnanç Sorunları Panelinde güncel, ihtiyaç duyulan son derece faydalı bilgilerin sunulacağını vurgulayan ve öğrencilerden bu faaliyetlerden olabildiğince istifade etmelerinin gerekli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çapak, önümüzdeki süreçte de benzer programların devam edeceğini belirtti.Panelde selamlama konuşması yapan Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi de Bingöl’de buna benzer programların düzenlenmesini son derece faydalı olduğunu ifade ederek, emeği geçen herkese teşekkür etti.Selamlama konuşması içim kürsüye arz edilen Vali Mantı ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:“Öncelikle hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Üniversitenin güzel programlarından dolayı Rektör Hocam ve ekibini tebrik ediyorum. İnşallah bu güzel faaliyetlerin devam edeceğine inanıyorum. konumuz gençlik olduğu için Bu vesile ile bazı paylaşımlarda bulunmak istiyorum. Önemli olan gençliğimiz ve geleceğimiz ile ilgili bir planlamaya sahip olmamızdır. Her bireyin kendisine ait dünya görüşü ve yaşam tarzı vardır. Önemli olan inandığımız değerleri estesize ederek hayatımıza uygulamaktır. Eğer inandığımız değerleri hayatımıza uygulayamazsak sadece meşgul olmuş oluruz. Sosyal medya ile beraber bilgi kirliliği ve okuma alışkanlığının azalışını üzüntüyle takip ediyoruz. Sanal âlemde dolaşımda olan bilgi maalesef dil ve kalp birlikteliğini sağlamıyor. Çünkü önemli olan inandığımız değerleri hayatımıza ne kadar intikal ettirdiğimizdir. Bunları ne kadar yaşıyoruz, pratikte hangi seviyedeyiz bunlara odaklanmamız lazım. Önemli olan insanların demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve adalet gibi kavramlar konusunda doğru yerde durmalarıdır. Tarafsız olmamız lazım. Sadece kendimize adalet, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve fikir özgürlüğü yaklaşımını doğru bulmuyoruz. Yüce rabbimizin yarattığı ve biricik olan bütün insanlara bu konularda cömert olmamız lazım. Aksi takdirde cimrilik ve hasetlikle bir yere varamayız. Bu kavramlar 1000 ‘li yıllarda ortaya konmuş. Uğruna hala mücadele edilen kavramlar. Bunlar basit kavramlar değil. Ümit ediyorum ve inanıyorum ki herkesin herkese saygı duyduğu ve herkesin birbirinin hakkına riayet ettiği bir toplumda dinine ve rengine bakmaksızın herkes daha mutlu ve huzurlu olacaktır. Bu toplumu birlik ve beraberliğimiz, kültürel, manevi ve tarihi değerlerimiz ile inşa edeceğimize inanıyorum. Bu vesileyle hocalarımıza teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.”Moderatörlüğünü Prof.Dr Hakan Olgun’un yaptığı panele Prof.Dr. Şinasi Gündüz, Prof. Dr. Mahfuz Söylemez ve Doç. Dr. Mehmet Alıcı panelist olarak katıldı.‘Gençliğin sorunları aslında bütün toplumun sorunlarıdır’ diyen Olgun sözü panelistlere bıraktı.“DEİZM, DİNLERİN İNSANLAR TARAFINDAN OLUŞTURULDUĞUNU İDDİA EDEN BİR AKIM”Programın ilk panelisti olan Prof. Dr. Şinasi Gündüz, “Bir İnanç Sapması olarak Deizm: Tanrı var, ama uzakta” konusu ile salonu dolduran katılımcılara sunumunu yaptı. Sözlerine, “Deizme göre Allah vardır, dünyayı yarattı ancak ondan sonrasını insan aklına bıraktı” ifadeleri ile başlayan Prof. Dr. Gündüz, “Yaradanı kabul edip, dini inanışı kabul etmeyen bir düşünce. Deist düşünceye göre ne hara var, ne kilise, ne de cami var. Tanrı beni yarattı bir köşeye çekildi, asıl olan akıldır diyorlar. Deizm, vahyi, kitabı, peygamberi reddeder. Dinlerin insanlar tarafından oluşturulduğunu söyleyen bir akımdır. Tanrı insanı neden ve nasıl yarattığının sorusunun cevabı yoktur onlarda. İnsan öldükten sonra ne olacağının sorusunun cevapları yoktur onlarda” şeklinde konuştu.“DİNİ DEĞERLERİMİZİ MENFAATLERİMİZE KURBAN EDİYORUZ”“Oysaki Allah, yaratan, izleyen, gözleyen, vahiyle peygamber gönderendir” diye sözlerini sürdüren Prof. Dr. Gündüz, “Allah, insana ve âleme müdahale eder. Her şeyin hâkimidir. Allah’a iman edip, şehadet getiren ancak hiçbir emrine uymayan. Dinin gereklerini yerine getirmeyenler var. Bunlar, adı konulmamış deistler gibi davranıyorlar. Asıl tehlikeli olanlar bunlardır. Bu, Müslümanlık için tehlikedir. Asıl sorulardan biri de deizmin neden taraftar buluyor oluşudur. İnsanlar neden deizme yöneliyor, bunu sorgulamalıyız. Bunun üç asıl sebebi vardır. Birincisi, problemli din anlayışıdır. Bu, insanı dinden soğutuyor. İkincisi, dini değerlerimizin itibarsızlaştırılmasıdır. Özellikle medya kanalıyla bunu yapıyorlar. Üçüncüsü ise sosyal, kültürel ve ekonomik yaşantının alabildiğine sekülerleşmesidir. Birbirimize karşı davranışlarımızda İslami değerlerin kaybolmasıdır. Dini değerlerimizi menfaatlerimize kurban ediyoruz. Kendi dini değerlerimizle İslam’ın özündeki değerlerle insanları buluşturmalıyız. İslami değerlerle yetişmeyen zihinler, yabancı fikirlerin esiri olurlar” şeklinde sözlerini noktaladı.“Yeni Çağ Manevi Akımları ve Gençlik: Yoga, Reiki, Meditasyon” konu başlıklı sunumunu yapan Doç. Dr. Mehmet Alıcı ise Yoga’nın esasen Hint düşüncesinde bir ibadet hali olduğunu ifade etti. Hint düşüncesinde Yoga’nın kişinin gündelik yaşamını düzenleyen, nasıl yaşanılacağını söyleyen değerler olduğunu ifade eden Doç. Alıcı, ülkemizde de bazılarınca cilalanıp sunulduğunu belirti. Prof. Dr. Alıcı, Reiki kelimesinin Japonca'da Transandantal ruhun enerjisi yani kozmik yaşam enerjisi demek olduğunu dile getirerek, herkesi maddi manevi sağlığa götüren bir ışık yolu olarak sayıldığını söyledi.“TEVHİDİ HAYATIMIZIN MERKEZİNE KOYARAK YAŞAMALIYIZ”Prof. Dr. Mehmet Mahfuz Söylemez ise “Genç Sahabeler: Asr-ı Saadet’ten Genç Şahsiyet Örnekleri” sunumunda Peygamber Efendimizin helalin ve haramın, iyinin ve kötünün düşünülmeden davranıldığı bir çağda yaşayıp, insanlara güzelliği ve hoş ahlakı anlattığını vurgulayarak sözlerine başladı. Peygamber Efendimize inananların yüzde 65’inin gençlerden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Söylemez, “En yaşlıları Hz. Ebubekir’di, o da 38 yaşındaydı. O’na ilk inananların çoğu gençlerdi. Mesela Hz. Ali 10 yaşındaydı. Gençler, Peygamber Efendimizin etrafında bir hale oluşturmuşlardı. İslam’a ve Peygamberimize en yakın olan ekip gençlerdi.HAYATIMIZIN MERKEZİNE IRKIMIZI, ÜSTÜNLÜKLERİMİZİ DEĞİL TEVHİD İNANCINI KOYMALIYIZProf. Dr. Söylemez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hz. Peygamberimiz, gençlere hayatlarının merkezine tevhidi almalarını istemiştir. Tevhid, hayatın merkezine Allah’ın dışında hiçbir şeyi koymamaktır. Hayatınızın merkezine ırkınızı, dilinizi, takımınızı, üstünlüklerimizi koyarak yaşayamayız. Tevhidi, ahireti merkeze alan bir kitleyi oluşturmak zorundayız. Biz, yüzümüz ahirete dönük değil, dünyaya dönük şekilde yaşıyoruz.”Program soru-cevap faslı ile sona erdi. (Haber Merkezi)









