Alınan bilgilere göre, istifaların ardında yönetimsel sorunlar, akademik özgürlük konusundaki tartışmalar ve çalışma koşullarına yönelik rahatsızlıkların etkili olduğu iddia ediliyor. Öğretim üyelerinin ani kararı, üniversite içerisinde “freni boşalan kamyon” benzetmeleriyle yorumlandı.
Üniversite yönetiminden konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, akademisyenlerin istifasının ardından bazı fakültelerde ders programlarında aksamalar yaşanabileceği belirtiliyor.
Bir yıl dolmadan üç dekan istifa etti; “güçlü dekanlar” söylemi yerini “itaat eden idareciler” tartışmasına bıraktı.
Bingöl Üniversitesi’nde son bir yılda yaşanan gelişmeler, kurumda ciddi bir yönetim krizi ve huzursuzluk olduğunu gözler önüne serdi. Göreve başlamasının üzerinden henüz bir yıl geçen Rektör Prof. Dr. Erdal Çelik döneminde, bizzat kendisinin atadığı üç fakülte dekanı ve 1 müdür istifa etti. Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Yüksel, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halim Tatlı, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdunnasır Süt ve ayrıca Genç Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Serdar Poçan da görevinden ayrıldı.
YÖNETİM ANLAYIŞINA TEPKİ
Üniversite kulislerinde, Rektör Çelik’in göreve başlarken dile getirdiği “güçlü rektör yardımcıları, güçlü dekanlar, güçlü bölüm başkanları” söyleminin, gelinen noktada “itaat eden idareciler” anlayışına dönüştüğü yorumları yapılıyor.
Genel Sekreter Vekili Prof. Dr. Veysel Turan’ın adeta “gizli rektör” gibi hareket ettiği, rektör yardımcılarının bile çoğu zaman onun üzerinden iletişim kurmak zorunda kaldığı yönündeki iddialar da akademik çevrelerde rahatsızlık yaratıyor.
SIRADAN OLMAYAN İSTİFALAR
Bir üniversitenin bu kadar kısa sürede üç dekanını kaybetmesi sıradan bir durum değil. Bu tablo, mevcut yönetim anlayışının akademik camiada güvensizlik oluşturduğunu, kurumsal barışı zedelediğini ve üniversitenin istikrarını tehdit ettiğini düşündürüyor.
ÜNİVERSİTELER BİLİMİN VE LİYAKATIN MERKEZİ OLMALI
Üniversiteler; bilimin, özgür düşüncenin ve liyakatin merkezleri olmalıdır. Ancak Bingöl Üniversitesi’nde yaşanan gelişmeler, keyfi ve adrese teslim atamaların, baskıcı bir yönetim anlayışının varlığına işaret eden eleştirileri gündeme getiriyor.
Üniversite kulislerinde freni patlayan bu kamyonun ne zaman ve nerede toslayacağı merak konusu oldu. Öğrenciler ve akademik çevreler, yaşanan gelişmelerin üniversitenin eğitim kalitesine ve akademik itibarına zarar vermemesi için çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çektiler.










BİRAZ DA REKTÖR ARAŞTIRILSIN. ACABA BU DEKANLAR NEDEN İSTİFA EDİYOR
Çalışan rektör görünce mi bu eleştiri dilini kullanmayı tercih ediyorsunuz. Bizim millete çalışmayan, onun bunun işini gören birileri lazım yoksa aman! çalışan birileri gelirse çalışmayanlar çalışmak zorunda kalabilir!
Bu yönetim ve bu anlayışla zaten olacağı budur.
Maalesef hepsi doğru. Hatta istifa eden başka dekanlar da var.
3 değil 4 dekan istifa etti. Müdürler de var.
Üniversitemizde son dönemde yaşanan gelişmeler ne yazık ki akademik teamüllerden ve ortak akıldan giderek uzaklaşıldığını gösteriyor. Dekanlık ve idari görevlerdeki atamaların, ilgili fakültelerdeki akademisyenlerin görüşleri alınmadan, tamamen oldu-bittiye getirilmesi büyük bir huzursuzluk yaratıyor. Özellikle Genel Sekreter Veysel Turan’ın ‘ikinci rektör’ gibi davranarak herkesi baskı altına aldığı, eleştirel görüş bildirenleri ise bir şekilde saf dışı bıraktığı yönündeki algı giderek güçleniyor. Yanlış olduğunu düşündüğümüz konuları iletmek istediğimizde karşılığında yapıcı bir çözüm görmek yerine, bizi zora sokacak hamlelerle karşılaşıyoruz. Üniversitenin kurumsal itibarını güçlendirecek olan şey; korku iklimi yaratmak değil, liyakate dayalı atamalar, şeffaf süreçler ve akademisyenlerin sesine kulak verilmesidir. Aksi halde, nitelikli insanların geri çekildiği ve kurumun geleceğinin risk altına girdiği bir tabloyla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.