Uzm. Klinik Psikolog Fatma Özdemir, Çapakçur Gazetesi için yazdı: "Oruçluyken meydana gelen yoğun su kaybı öfke ve saldırgan tutumlara yol açabiliyor"Biz Uzmanlar, sinirli olanları uyarıyoruz.Orucun insan psikolojisi üzerindeki etkileri ,ibadetin insanın sınırlarının farkında olmasına, ruhundaki derin yönleri keşfetmesine ve benlik bilincinin güçlenmesine yardımcı olduğunu söylüyor.Ancak bazı insanların oruç tutarken, normalden fazla öfkeli ve saldırgan tavırlar sergileyebilmesi, sinirli, öfkeli ve saldırgan ruh halinin, ibadetin verdiği huzuru engelliyor.Oruçluyken meydana gelen bu sinirlilik halini yoğun su kaybına bağlı.Öfke, bizi bir davranışı yapmaya yönelten diğer duygularımızdan biridir. Engellendiğimizde, hayal kırıklığına uğradımızda, fiziksel zarar gördüğümüzde, haksızlık yapıldığında, tehdit edildiğimizde öfkeleniriz. Öfke içsel ve dışsal faktörlerden meydana gelebilir. Belli bir kişiye ya da bir duruma öfkelenebilirsiniz. Ya da öfke kişisel problemleriniz nedeniyle meydana gelebilir. Sıcaklık, açlık ve susuzluk gibi nedenler de daha kolay öfkelenmeye yol açabilir. Ramazan'dayız. Üstelik sıcaklar çok arttı. Bu durumda yukarda saydığımız faktörlerin hepsi geçerli hale gelir ve öfkemizi kontrol etmek için özel bir gayret gerekir. Öfke vücutta bazı fizyolojik ve biyolojik değişikliklere neden olur: Kalp atışı ve kan basıncı artar, adrenalin ve noradrenalinde artış olur. Öfke, duygusal ve fiziksel değişikliklerin bir karışımıdır. Öfkelendiğinizde vücudunuzdan büyük bir enerji dışarıya çıkar. Bu enerji, kimi zaman bir kişiden, kimi zaman eşten, kimi zaman da bir objeden çıkartılabilir. Son seçenek, kişinin kendisine zarar verdiği durumdur.ÖFKEYİ ANLAMAK VE İFADE ETMEKÖfke ilişkilerin bozulmasına neden olur. Ayrıca tansiyon yükselmesi, bedenimizde olan fizyolojik değişiklikler başka etmenlerle birleşince bazı hastalıklara da zemin hazırlayabilir. Öfke, tüm duygular gibi ifade edilmesi gereken bir duygudur. Sorun nasıl ifade ettiğimizdir. Bir duyguyu doğru ifade edebilmenin temel şartı, öncelikle o duyguyu anlamaktır. Bizi nelerin öfkelendirdiğini fark ederek başlayabiliriz. Öncelikle kendimize şu soruları sorarak başlayabiliriz: "Bu durum gerçekten şu an gördüğümü sandığım gibi mi?", "Başka nasıl düşünülebilir?", "Olayın gözden kaçırdığım yönleri olabilir mi?" Bu sonular hemen olmasa da bir süre sonra yarar sağlayabilir. Sonra o duygu ile başa çıkmak gerekir. Başa çıkmak için kullandığımız bazı yollar vardır. En doğrusu, öfkemizi sözel olarak aktarmaktır. Bazen öfkemizi bastırmaya çalışırız. Bazen de sakinleşmek için bazı yöntemleri deneriz. Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya 'öfke kontrolü' denir. Öfke yönetimi tekniklerinin amacı, kızgınlığın ve öfkenin yol açtığı duygusal ve bedensel tepkileri azaltabilmektir. Öfke kontrolünde ilk müdahale, sizi öfkelendiren kişi ve/veya ortamdan uzaklaşmaktır. Sizi öfkelendiren şeylere maruz kalmaktan kendinizi alıkoyun ve sakinleşmek için kendinize zaman tanıyın. Öfke kontrolünde ikinci adım, öfkelendiğinizde yaşadığınız fiziksel uyarılmanın yarattığı enerjiyi boşaltmaktır. Bunun için aşağıda belirttiğimiz egzersizleri gerekli görüldüğü hallerde uygulamak işinizi kolaylaştırabilir.Öfke ve saldırgan tutumlar yoğun su kaybıyla beraber ortaya çıkabilmektedir. Yanı sıra bireyin sigara, alkol gibi bir alışkanlığı varsa ve oruçluyken bunlardan uzak durmakta zorluk yaşıyorsa sinirli olmasında bir etken de bunlar olabilir. Önüne geçmek için yapılacaklar yine sahur ve iftar vakti su tüketimini artırmak ve vücudu gün içinde fazla yormamaktır. En önemlisi de güzel düşüncelerle niyet etmektir. Çünkü tüm günü sinirli bir şekilde kendinize ve çevrenize kızarak geçirdiğinizde ibadetin verdiği huzurdan mahrum kalabilirsiniz.Zihinsel yorgunluk önlenebilir mi?Uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle zihinsel bir yorgunluk yaşamak aslında vücudumuzun verdiği normal tepkilerdir, zihinsel faaliyetlerde düşüş meydana gelebilmektedir. Bunun için iftar ve sahur saatlerinde sağlıklı ve protein ağırlıklı beslenmek, uykuyu iyi almak, işlerin planlamasını zihnimizin durumuna göre düzenlemek oldukça önemlidir. İnsan vücudu her şeye adapte olabildiği gibi oruca da kısa sürede uyum sağlar. İlk günler ağır işlerden ve uykusuz kalmaktan kaçınmak gerekir.Psiyatrik hastalığı olanların oruç tutması sakıncalı mıdır?Psikiyatrik tedavi gören hastalarda ilaç kullanımı ve buna bağlı oluşan etkiler nedeniyle oruç tutmaları riskli olabilir, ilaçlarını ve psikoterapilerini aksatmamak kaydıyla oruç tutabilirler. Özel tanılarda örneğin; bipolar bozukluğu olan hastalarda oruç tutma eylemi, uykusuzluk, kaygı gibi faktörler nedeniyle mani dediğimiz alevlenme dönemini tetikleyebilir. Gözetimi altında oldukları hekimleriyle bu kararı vermeleri daha sağlıklı olacaktır çünkü susuzluk sebebiyle, özellikle lityum gibi, böbrek çalışmasına bağlı ilaçların kan düzeyleri artabilir. Açlık ve kan şekerindeki düşüş sebebiyle de valproik asit gibi, karaciğerden geçen ilaçların vücuda emilimi, dağılımı, dönüşümü ve atılması değişir. Bu ilaçlara oruç tutanlarda doz ayarlaması yapmak oldukça önemlidir. Antidepresan ve antipsikotik alan hastalarda yan etki olarak bilinen ağız kuruluğu, susuzluk ve bazen izlenen zihin bulanıklığı belirtileri artabilir. En azından bu dönem daha uzun etkili ve günde tek doz alınacak, yan etkisi daha az ilaçlara geçmek bir çözüm olabilir.Suçluluk duygusunu engellemek için ne yapılmalı?Hastalık ya da başka sebepler nedeniyle oruç tutamayan insanların şunu unutmamasında fayda vardır; şu an bedeniniz buna hazır değil ve oruç tutmak sizin için oldukça yıpratıcı olabilir. Şartlar uygun olmadığı, bedeniniz buna izin vermediği için bu ibadeti yapamıyorsunuz. Fakat bu ibadet dışında birçok şey yapmanız ve ruhunuzu doyurmanız mümkün. Örneğin; dua en etkili telkin ve huzur bulma yöntemlerinden biridir. Oruç tutamıyorsanız bu süreyi böyle değerlendirebilirsiniz.Oruç tutmanın psikolojiye olumlu etkileriDua ve ibadetler bireyi alçakgönüllü olmaya, ilahi olanı sonsuzu duyumsamaya, kendi sınırlarının farkında olmaya ve kendinin en derin yönlerini keşfetmeye, benlik bilincini güçlendirmeye yol açar. Ayrıca dua ve ibadetler bunalım anlarında içimizde sığınabileceğimiz bir dayanak yaratmaktadır. Sözcükler, sözel formüller, her türlü tapınma eylemi olarak ibadetler, varoluşsal psikodinamikler açısından söylersek; ölüm, özgürlük, yalıtım, anlamsızlık gibi kaygılar ve derin yapıları anlamlandırma ve çözme, kısaca bireye var olmanın getirileriyle yüzleşmesinden kaynaklanan çatışmaları aşmasında çok önemli katkılar sağlar. Çalışmalarda; ibadetin bireyin akıl-ruh sağlığını korumasına yardımcı olduğu, yaşam gücünü artıran, ona sosyal destek sağlayan nitelikte olduğu söylenmektedir.Açlık ve susuzluk empati kurabilmeyi sağlarOruçla sosyal yardımlaşma ve dayanışma da açığa çıkmaktadır. Oruç ile açlığın ve susuzluğun zorluğunu yaşayan birey empati kurma yeteneği kazanır. Ramazan ayı, insanların çevresine destek verme, yardımlaşma, para ve imkan paylaşma olanağını artmaktadır. Böylelikle yardımlaşma, iyilikte bulunma ve bunun karşılığında gelen manevi doyum; bireyi içsel bir huzura kavuşturmaktadır. Çalışmalarda; dini meşguliyetlere yer veren insanların daha az depresyona girdikleri, depresyonu olan kişilerin de daha çabuk iyileştikleri, daha az kaygılandıkları, psikolojik açıdan daha iyi durumda ve iyimser oldukları, hayatta daha fazla anlam ve amaç buldukları, intihara kalkışma oranlarının daha düşük olduğu gözlenmiştirÖFKE İLE BAŞ ETMENİN YOLLARIÖfke ile baş etme konusunda önemli bilgiler veren Uzman Psikolog Falay, konuşmanın, öfkeyle başa çıkmanın ve öfkeyi kontrol etmenin en yararlı yolu olduğunu belirtmek isterim.. Bu sayede oluşabilecek öfke patlamalarına daha oluşmadan ve zarar vermeden müdahale edebilir.
"Öfkemizin yükseldiğini fark ettiğimiz durumlarda soluk alışverişlerimize son derece dikkat edelim. Nefes alırken 5'e kadar sayalım, o nefesi verirken de 10'a kadar sayalım. Dikkati içe ve içeride olan bitene döndürmek dışarıdaki bizim öfkelenmemize neden olan şeyi görmememizi sağlar. Yine aynı öfkemizin yükseldiği durumlarda, içimizden sadece sayalım. Biz 50'ye kadar saymaya odaklanmışken hem dikkatimiz içimize dönüp öfkeye neden olan şeyden uzaklaşır, hem de saydığımız her sayıyla içimize bir huzur bulutu yayılır. O huzur bizi bir sonra yapabileceğimiz ve sonradan pişmanlık duyabileceğimiz tepkiden uzak tutar. Günlük hayatımızda normal şartlar altında öfkelenmemize yol açabilecek şeyleri mutlaka iyi biliyoruzdur. İşte artık en azından bu bir ay için onlardan uzak durma zamanı geldi. Belki hepsinden aynı anda uzak durmak mümkün olmayabilir. Ama ne kadarından uzak dursak o kadar iyidir."Ramazanda öfkenin açlığa, susuzluğa, sıcağa ve sigarasızlığa bağlı olarak normalden 1-2 seviye fazla olabilmektedir. "Ancak bu durum bir geçiş sürecinin sonucudur ve geçişli her şeyde olduğu gibi, alışınca öfke kontrol edilebilir bir düzeye geriler. Öfke gerileyince kontrol edilebilince kendimiz ve etrafımız üzülmez. Son olarak da; eğer ne yaparsak yapalım dizginleyemediğimiz bir öfkemiz varsa ve bunun yüzünden camlar çerçeveler iniyor veya daha kötüsü kalpler kırılıyorsa bence duralım düşünelim. Sonuç itibariyle Ramazan ayı açlığın ve susuzluğun arkasında derin bir felsefe olan bir aydır. Ve eğer buna uyum sağlayamıyorsak lütfen kendimizi zorlamayalım"Dr. Fatma ÖZDEMİR, Uzm. Klinik Psikolog ( PhD)Çocuk Ergen YetişkinÇift Aile PsikoterapistiBahçelievler Aile HastanesiRuh Hastalıkları ve SağlığıPsikiyatri Bölmü.
"Öfkemizin yükseldiğini fark ettiğimiz durumlarda soluk alışverişlerimize son derece dikkat edelim. Nefes alırken 5'e kadar sayalım, o nefesi verirken de 10'a kadar sayalım. Dikkati içe ve içeride olan bitene döndürmek dışarıdaki bizim öfkelenmemize neden olan şeyi görmememizi sağlar. Yine aynı öfkemizin yükseldiği durumlarda, içimizden sadece sayalım. Biz 50'ye kadar saymaya odaklanmışken hem dikkatimiz içimize dönüp öfkeye neden olan şeyden uzaklaşır, hem de saydığımız her sayıyla içimize bir huzur bulutu yayılır. O huzur bizi bir sonra yapabileceğimiz ve sonradan pişmanlık duyabileceğimiz tepkiden uzak tutar. Günlük hayatımızda normal şartlar altında öfkelenmemize yol açabilecek şeyleri mutlaka iyi biliyoruzdur. İşte artık en azından bu bir ay için onlardan uzak durma zamanı geldi. Belki hepsinden aynı anda uzak durmak mümkün olmayabilir. Ama ne kadarından uzak dursak o kadar iyidir."Ramazanda öfkenin açlığa, susuzluğa, sıcağa ve sigarasızlığa bağlı olarak normalden 1-2 seviye fazla olabilmektedir. "Ancak bu durum bir geçiş sürecinin sonucudur ve geçişli her şeyde olduğu gibi, alışınca öfke kontrol edilebilir bir düzeye geriler. Öfke gerileyince kontrol edilebilince kendimiz ve etrafımız üzülmez. Son olarak da; eğer ne yaparsak yapalım dizginleyemediğimiz bir öfkemiz varsa ve bunun yüzünden camlar çerçeveler iniyor veya daha kötüsü kalpler kırılıyorsa bence duralım düşünelim. Sonuç itibariyle Ramazan ayı açlığın ve susuzluğun arkasında derin bir felsefe olan bir aydır. Ve eğer buna uyum sağlayamıyorsak lütfen kendimizi zorlamayalım"Dr. Fatma ÖZDEMİR, Uzm. Klinik Psikolog ( PhD)Çocuk Ergen YetişkinÇift Aile PsikoterapistiBahçelievler Aile HastanesiRuh Hastalıkları ve SağlığıPsikiyatri Bölmü.









