12 Bingölspor’u üç yıl içinde 2. Lig’e taşıyan bir başkan, ardında borçsuz bir kulüp bırakarak görevinden ayrıldı. Asıl soru ise şu: Bu şehir, verilen emeğin karşısında gerçekten borçsuz mu?
“Yola çıkarken en yabancı olduğum yolculuk, 12 Bingölspor Kulüp Başkanlığıydı.”
Bu sözler, yaklaşık bir yıl önce 12 Bingölspor’u Bölgesel Amatör Lig’den alıp 2. Lig’e yükselten Başkan Mehmet Engin Özturan’a aitti. Geçen sürede yaşadıkları da düşünüldüğünde, bu görevin ona yalnızca tecrübe değil, yılların yükünü de kattığını söylemek yanlış olmaz.
Bugün basınla paylaştığı “borcu yoktur” belgeleri, Türk futbolunda nadir görülen bir tabloyu ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl yükselen, bu sezon mücadele eden ve yeniden üst lige çıkan bir kulübün mali açıdan tertemiz olması neredeyse istisna sayılabilecek bir durum. Hatta ülke genelinde bu belgeye sahip kulüp sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini söylemek abartı olmayacaktır.
Ancak yüzlerce kulüpte başkanlık koltukları doluyken, bugün 12 Bingölspor’da o koltuk boş.
Peki neden?
Bir insan, en başarılı olduğu anda sahneden çekilir mi? İsmini pankartlara yazdırıp başarıyı uzun süre sahiplenenler varken, bu başarının mimarı neden en keyifli anında geri durur?
Belki de onun görmek istediği tek bir kişi vardı… ve o kişi bu başarıya tanıklık etti. Gururu sessizce yaşamak, mutluluğu kendi dünyasında saklamak istemesi en doğal hakkıydı.
Kocaman bir tebrik…
Meselenin Şehir Tarafı
Mehmet Engin Özturan, takımı devraldığında hedefini üç yıl içinde 2. Lig olarak açıklamıştı. Bugün bu hedef gerçekleşti. Fakat gerçek başarı yalnızca lig yükselişi değildir.
Asıl başarı; ilk yıldan itibaren bölge şampiyonu olan bir altyapı kurmak, şehir adına bir stadyum mücadelesi vermek ve tüm bunları hiçbir beklenti içine girmeden gerçekleştirebilmektir.
Kısacası, bu şehrin takımını kimi zaman şehirden yeterli destek görmeden başarıya taşımaktır.
Geçtiğimiz günlerde “iğneyi kendimize batırmalıyız” demiştim.
Bu insanlar bize uzun süredir hissetmediğimiz bir sevinci yaşattı. Çocuklar sokaklarda, stadyum çevresinde mutluluk çığlıkları attı.
Peki biz ne yaptık?
Yeterince ilgilenmedik. Gerektiği kadar sahiplenmedik. Hatta çoğu zaman görmezden geldik.
Onlar ayda birkaç kez işlerini ve ailelerini bırakıp bu şehre geldi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen takımları, yöneticileri ve sporcuları ağırladı. Üstelik kendi adlarına değil; Bingöl’ü temsil etmek için.
Karşılığında maddi kazanç değil, en değerli varlıklarını ortaya koydular: zamanlarını.
Belki bir karne gününü, belki bir bayramı, belki çocuklarının unutulmaz anlarını kaçırdılar.
Biz ise çoğu zaman maçı kahvede izlemekle yetindik. Oysa stadyuma gitmek yirmi dakika bile sürmüyordu.
Kazandıklarında hazır cümlelerle tebrik ettik; kaybettiklerinde ise kolayca suçlamalara yöneldik.
Dürüst olalım:
Bunları hiç söylemedik mi?
Yargılamak, en hızlı başvurduğumuz yöntem olmadı mı?
Bugün paylaşılan “borcu yoktur” yazısı, aslında hepimize verilmiş güçlü bir mesaj niteliğinde. Bir tokat adeta
Peki bizim borcumuz yok mu?
Bu emeğe, bu sevince, bu başarıya ve yüzlerce çocuğun sporla buluşmasına katkı sağlayan o altyapıya karşı sorumluluğumuz yok mu?
Bu insanlar bu şehirde ihale mi aldı? Yol mu yaptı? Siyasi bir kazanç mı hedefledi?
Samimi olalım.
Bugün kupayı Bingöl’de teslim alan başka biri olsaydı, belki akşamında kupayla birlikte başka kapılara yönelirdi. Bu da mümkündü. Ancak mesele niyet meselesidir.
12 Bingölspor Başkanı Mehmet Engin Özturan;
Otuz yıl sonra bu şehre özlenen sevinci yaşatmış, üç yıl içinde takımı 2. Lig’e taşımış, kulüp tarihinde ilk kez altyapı yapılanmasını kurmuş ve bu altyapıyla köklü takımlara karşı önemli başarılar elde etmiştir.
Burada ayrı bir parantez de Altyapıdan Sorumlu Yönetici Ömer Baraç için açmak gerekir. İngiltere’de olmasına rağmen seçmelerden antrenman süreçlerine kadar her ayrıntıyla bizzat ilgilendi. Bingöl’de çocukların gelişimi için kurduğu kendi kulübünü kapatarak tüm emeğini 12 Bingölspor’a adadı. Fotoğraf paylaşmadı, reklam yapmadı; ancak bu şehre sunduğu katkı, burada yaşayıp hiçbir sorumluluk almayan pek çok kişiden daha büyüktü.
Bu nedenle kısa sürede oluşturulan altyapı çalışmaları ayrıca uzun uzun anlatılmayı hak ediyor.
Başkan Özturan’a dönersek…
Bunları yapmak zorunda değildi.
Ama yaptı.
Ve görevini en onurlu şekilde devretti.
Yeni Bir Dönem Başlıyor
Artık önümüzde yeni bir süreç var.
Borçsuz bir kulübe talip bulmak zor değildir. Asıl mesele, bu kulübü ileriye taşıyacak vizyonun kimde olduğudur.
Temennimiz; sporu gerçekten bilen, çocukların geleceğinde sporun ve sanatın önemini kavrayan insanların bu sorumluluğu üstlenmesidir.
Aksi hâlde ne olacak?
Yeniden ikna heyetleri mi kurulacak? İmza kampanyaları mı başlatılacak?
Bunu zaman gösterecek.
Ancak unutulmamalı:
Lig başlamak üzere.
Takım yapılanması, kamp programı, teknik kadro ve transfer süreci hızla planlanmalı.
Çünkü zaman, düşündüğümüzden çok daha hızlı ilerliyor.











