Uzun zaman olmuştu kalemi elime almayalı.
Sigarayı yakıp küllüğe bıraktığımda, içimde fırtınaların koptuğunu fark eder gibi bir nefes daha çektim. Sonra kaleme gülümsedim:
“Sen körelmedin değil mi, benim gibi?”
“Var mısın yine beyaz sayfalara akmaya?”
Yıl olmuş iki bin yirmi beşin son demleri…
Yeni yıla sayılı saatler kalmış. Hâlâ kendini temiz sanan onlarca kirlinin arasında, beyaz sayfaları kirletmenin heyecanıyla kirliliği anlatmak ne garip.
Sahi, siz de kirli misiniz?
Bu kirli çarkın içinde siz de kirlendiniz mi?
Çocukken hep aynı bahanenin arkasına saklanırdık:
“Kirlenmek güzeldir.”
Böylece ana babamız kızmazdı. Oysa biz kirlenmeyi, çamura batmayı özgürlük bilirdik. Sorgusuz sualsiz eğlence sanırdık. Özgürce yaşamak, hayatın tadına varmak diye belledik. Ve yaşadık o en güzel zamanları.
Şimdilerde ‘keşke’leri dilimize sakız ettik. Geçmişi özlüyor, umutsuzluğun alasını yaşıyoruz.
Peki sahi…
Kirlenmek gerçekten güzel miydi, yoksa biz sadece üstümüzü batırmanın korkusuna mı karşıydık?
Güzel zamanlardı. Hepimiz istisnasız bir Pazar günü, “kirlendik” diye analarımızdan terlik yemişizdir. Ya da o mavi leğende, dayaktan sonra pervasızca yıkanmışızdır. Büyüklerimiz haklıydı:
Kirlenmek güzeldi…
Ama sadece çocukken, sadece sokak aralarında oynanan oyunlarda.
Sahi, siz hiç kirlenmediniz mi o oyunlarda?
“Evet” diye iç geçirmenizi şimdilik bir kenara bırakın. Konumuz çocukluğumuz değil. Konumuz, zamana yenik düşen kişiliklerimiz ve düşüncelerimizdeki kirlenme.
Çeyrek asırdır değişen yüzyılın verdiği rahatlıktan mı?
Teknolojinin sınırsız özgürlüğünden mi?
Yoksa rant kavgasının tam ortasında kalmış olmaktan mı bilinmez…
Ama bir gerçek var ki; çıkar savaşlarında hepimiz kirlendik. Bu çarkın içinde hepimiz pisliğe bulandık. Ve maalesef kimse kirlendiğini kabul etmiyor.
Şimdi size, “Siz de o kirlilerden misiniz?” diye sorsam…
Suratınız asılır, benzinizi solar, ses tonunuzdaki gerginlik etrafınıza yayılır. Ya da sessizliğe gömülür, susarsınız.
Tamam, sakin olun.
Alınmanıza gerek yok. Ben size “kirlisiniz” demiyorum.
Sadece soruyorum:
Siz de kirli misiniz?
Kızmanın anlamı yok. Çayınızı yudumlayın, bir sigara daha yakın. Ben bu düzene karşı öyle yapacağım.
Peki, kirlenmek nedir?
Yanlışa, çıkar uğruna “yanlış” diyememektir kirlenmek.
Var olan pisliği gizlemektir.
Haksızlığa uğrayana destek olmamak ya da bizzat haksızlık etmektir.
Açgözlü olmaktır.
Sadece “ben” demek ve bu uğurda hak, hukuk tanımamaktır.
Bu listeyi üç beş sayfaya da sığdırırım. Ama yaparsam, bu da bu sayfaları hak etmeyenler için kirletmek olur.
Şimdi kendinize, ailenize, çevrenize ve ekmek teknenize karşı bir empati kurun.
Kirli misiniz, değil misiniz?
Cevabınız “hayır” ise, kirlenmediğiniz için tebrikler.
Ama cevabınız, parayla satın alınamayan vicdanınıza yenik düşüyorsa…
Çözüm hâlâ sizin elinizde. İsterseniz temizlenirsiniz.
Unutmayın, temiz bir toplum bireyden başlar.
O adımı birey atar.
Ve şunu aklımızdan çıkarmayalım:
“Kirlenmek güzeldir” sözü sadece çocuklara aitti.
Öyle de kalmalıydı.
Bu sözü bugün hâlâ bahane ediniyorsanız, ebeveynlerinizi yanlış anlamışsınız demektir.










