Ah İstanbul… Seni nasıl anlatsam ki? Eminim senden çok daha güzel bahsedenler olmuştur. Zira herkes âlemi kendi penceresinden seyreder. Nitekim Yahya Kemal de kendi penceresinden ne güzel anlatmış:
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”
Kimileri sende bitmek bilmeyen trafiği, yükselen binaları ve kalabalığı görür. Ben ise biraz daha farklı bir pencereden bakmak istedim.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gün ağarmaya başlamıştı. Gökyüzü alabildiğince turuncuya boyanıyordu. O manzarayı görünce heyecanla sahile indim. Birazdan güneş doğacaktı. O ana şahit olmak, ardından vapurla Beşiktaş’a doğru yol alırken masmavi denizin üzerinde İstanbul’u seyretmek… İşte o an, bu şehrin neden bu kadar sevildiğini bir kez daha hissettim.
İstanbul’u anlatmaya kalksam sanırım kelimeler yetmez. Belki onu başka bir yazıda uzun uzun anlatırım. Ama bugünkü hikâyemiz biraz daha farklı.
Beşiktaş’a vardığımızda uzun zamandır görmediğim arkadaşımla buluştuk. Bir zamanlar, “Kim bilir bir daha ne zaman görüşeceğiz?” diye düşünürken, tam bir yıl sonra yolumuz İstanbul’da yeniden kesişmişti.
Gezi için kendimize bir rota belirlemiştik. Doğru yolda ilerlediğimizi düşünürken bir de baktık ki bambaşka bir yoldan gidiyoruz. Yıldız Sarayı’na gitmek isterken meğer Yıldız Parkı’na gelmişiz. İlk anda şaşırdık ama yürüdükçe bu şaşkınlık yerini hayranlığa bıraktı. Birbirinden güzel yolların arasından geçtik, doğanın huzurunu içimize çektik.
Eve dönüp arşivime yeniden bakarken bunların bana şunu düşündürdüğünü fark ettim: Bazen bizim için doğru olduğuna inandığımız şey gerçekleşmediğinde üzülürüz. Oysa hayat bizi hiç beklemediğimiz yollara çıkarır.
Felek bizi döndürür, hâlden hâle çevirir. Her döndüğümüz yerde bizi bekleyen bambaşka bir hazine vardır. Belki de kaçırdığımızı sandığımız şey, aslında bizi daha güzel bir yere ulaştıracak yolun başlangıcıdır.
Bu yüzden kaybettiklerimize üzülmek yerine, hayatın bize hazırladığı yeni güzelliklere hayret etmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü bazen en güzel yolculuklar, hiç planlamadığımız yollarda başlar.












