Bingöl’de bir NATO Zirvesi yapılsa keşke.
Öyle üç beş bakanın, birkaç genel müdürün katıldığı sıradan bir toplantı değil. Trump’ın uçağının ineceği, Mark Rutte’nin “Burada internet çekiyor mu?” diye soracağı, Macron’un kaldırım taşlarına dikkat ederek yürüyeceği cinsten büyük bir zirve.
Çünkü bu memlekette hizmetin bir türlü normal şartlarda gelmediğini artık hepimiz biliyoruz.
Yol istersin, “Programda yok” derler.
Fabrika istersin, “Yatırımcı bekleniyor” derler.
Tıp fakültesi istersin, “Bunlar uzun vadeli işler” derler.
İstihdam istersin, “Gençler girişimci olsun” derler.
Şehir merkezinde düzgün kaldırım, temiz sokak, planlı ulaşım istersin, gözlerini tavana dikip “Siz de çok şey istiyorsunuz” derler.
Haklılar tabii.
Bir şehirde yol istemek, hastane istemek, üretim istemek, okul istemek, iş istemek gerçekten de büyük lüks. Hele Bingöl gibi insanların yıllardır “Biz de bu ülkenin içindeyiz” demek zorunda kaldığı bir yerde, bunlar fazla iddialı talepler sayılabilir.
Ama NATO Zirvesi olursa işler değişir.
Trump geçecek diye gece yarısı asfalt dökülür. Normalde altı ayda bitmeyen yol, sabaha kadar bitiverir. Çünkü asfaltın da bir gururu vardır. Herkese serilmez belki ama dünya liderleri geçecekse kendini yere atar.
Mark Rutte görecek diye yıllardır sıvası dökülen binaların dış cepheleri ücretsiz boyanır. Mahalleli sabah kalkar, “Bizim apartman ne ara Paris belediyesi standardına geçti?” diye birbirine sorar.
Macron uğrayacak diye kaldırım taşları Avrupa standartlarına göre hizaya girer. Bugün yürürken insanın bileğini burkan taşlar, bir gecede cetvelle dizilmiş gibi olur. Hatta belki o kaldırım taşları ilk kez gerçekten yayaların yürüyebileceği bir hale gelir.
Bir de düşünün; şehir girişindeki tabelalar yenilenir, refüjler çiçeklenir, kaldırımlar süpürülür, sokak lambaları yanar, bozulan yollar düzelir, duvarlar boyanır, trafik düzenlenir. Bizim yıllardır “Yapılsa ne güzel olur” diye konuştuğumuz şeyler, dünya liderleri iki saatlik konvoyla geçecek diye bir anda mümkün oluverir.
Demek ki oluyormuş.
Demek ki kaynak varmış.
Demek ki ekip varmış.
Demek ki plan yapılabiliyormuş.
Demek ki yol yapılması için illa olağanüstü hâl gerekmiyormuş.
Sadece o yoldan vatandaşın değil, önemli bir misafirin geçmesi gerekiyormuş.
Bingöl halkı yıllardır bu memleketin asli unsuru olarak yol istiyor. Olmuyor.
Fabrika istiyor. Olmuyor.
Tıp fakültesi istiyor. Olmuyor.
Gençler iş istiyor. Olmuyor.
Şehir büyüsün, üretim artsın, insanlar göç etmek zorunda kalmasın istiyor. Ona da “Biraz sabredin” deniliyor.
Vatandaşın sabrı zaten bu şehirde en çok kullanılan kamu yatırımıdır.
Yıllardır sabrediyoruz.
Belki de yanlış yerden istemişiz.
Yol istemeyeceğiz artık. NATO konvoy güzergâhı isteyeceğiz.
Fabrika istemeyeceğiz. Zirve güvenlik bölgesi isteyeceğiz.
Tıp fakültesi istemeyeceğiz. Dünya liderlerinin sağlık ekipleri için geçici hastane isteyeceğiz.
Kaldırım istemeyeceğiz. Macron’un yürüyüş rotası diyeceğiz.
Şehir merkezinin düzenlenmesini istemeyeceğiz. “Sayın Trump’ın geçiş güzergâhında görüntü kirliliği olmasın” diyeceğiz.
Belki o zaman bizi ciddiye alırlar.
Çünkü bu ülkede bazen vatandaş olmak yetmiyor. Dünyanın gözü üstünde olacak bir konvoyun geçeceği sokakta yaşamak gerekiyor.
Bingöl’e NATO Zirvesi istiyoruz.
Yol istedik olmadı.
Fabrika istedik olmadı.
Tıp fakültesi istedik olmadı.
Hizmet istedik, çok görüldü.
Bari dünya liderlerini getirin de şehir, kendi vatandaşına bir günlüğüne layık görülen hizmeti görsün.
- Fuat Sönmez












