Yola çıkıyorum; bu kez herhangi bir şehre, sahile ya da geziye değil.
Yanıma valizimi almıyorum..
Ansızın karar verip çıktım yola.
Bu yol başka…
Karşılığı ödenmeden gidilecek bir yol.
Param yeter mi diye de düşünmüyorum.
Bir yere giderken aslında varıştan çok yolda olmayı seviyorum.
Listemde çalan şarkıları, bazen de sözsüz ezgileri tekrar tekrar dinliyor; başımı cama yaslayıp geride kalan şehirleri, dağları ve ovaları bu melodiler eşliğinde seyrederek hayallere dalıyorum.
Belki de en çok bunu seviyorum: varmak değil, yolda olmak hâlini…
“Yol bir yere gitmez; o bir durma biçimidir. “demişti Yılmaz Erdoğan
Sahi, nedir bu yol?
Bir yere ulaşmak mı mutlaka?
Bir yolculuğa çıktığımı söylemiştim.
Her yolculuk bir sebebe mi dayanır?
İş, özlem, kavuşma ya da keşfetmek benzeri…
Beni bu yolculuğa sürükleyen neydi?
Bilmiyorum.
Yüreğimde tarif edemediğim bir durgunluk vardı günlerdir.
Bilete ihtiyaç duymadan, yerimden kıpırdamadan başladım bu yürüyüşe.
Sarp ve çetin bir yol bu; diğer yollar gibi onun da ulaştığı bir menzili var.
Uzun, yorucu ve meşakkatli…
Fakat varılan yer öylesine güzel ki belki de dayanılır; zorluğun hoşluğu budur.
Zaman zaman herkesin geçtiği bu yolda kalanlar da oluyor.
Doğrusu benim halet-i ruhiyemde pek güven telkin etmiyor.
Yine de yola çıkmam gerektiğini biliyorum.
Yanımda valizim yok; lakin yüreğim ve benliğim eşlik ediyor bana. Gözlerimi kapıyorum.
Kuş sesleri, geçen arabaların uğultusu, çocuk kahkahaları…
Derken bütün sesler bir anda sükûta eriyor.
İşte başlıyor tam bu anda gerçek yolculuğum.
Her durakta farklı duygular karşılıyor beni.
Adım adım iç dünyama ilerliyorum.
Acılarımla, yarım kalan hayallerimle, yapmak isteyip gerçekleştiremediklerimle yüzleşiyorum.
En zor olan da bu hesaplaşma.
Yol uzadıkça uzuyor.
Molası başlıyor yolculuğumun; burada soluklanacağım bir süre.
Henüz adımlarım sayılı, ilerleyemiyorum.
Zaten yeni çıkmıştım bu yola.
Belki ilham durağını geçebilirsem diğer menziller bu kadar uzak gelmez.
İçimde bir ağaç dallanıp budaklanırsa, gölgesinde soluklanır; sonra yeniden yola revan olurum.
Çünkü belki de her şey o gölgede verilen nefeste saklıdır.
-Bu yazı, Yansımalar grubunun “Tutam Yar Elinden” parçası eşliğinde kaleme alındı. Ben de kendi elimden tuttum; benliğimi alıp yola çıktım.-













