Yine bir ayrılığın ardından yazmak bize düştü...
Bu şehirde de tüm ülkede olduğu gibi hiçbir başarı cezasız bırakılmadı.
12 Bingölspor kongre kararı aldığını duyurduktan hemen sonra Başkan Mehmet Engin Özturan aday olmayacağını açıkladı. Bakalım kimler talip olacak kulübü yönetmeye? Yoksa sahipsiz mi kalacak? 10 gün sonra göreceğiz. Aslında zaten sahipsiz bırakıldı. Kim sahipsiz bıraktı peki? Sen ve ben tabii ki.
Üç sezondur şampiyonluğa oynamış takımın kaç formasını aldın?
Peki iki hafta sigaraya verdiğin, iki düğünde taktığın, ne bileyim ya da asla giymeyeceğin bir ayakkabıya, bir pantolona verdiğin parayı verip kombine aldın mı? Almayı düşündün mü? Hayır. Ben de düşünmedim.
Kahvede oturup maç izlerken; milyonlarını harcamış, her ay dört gününü ailesinden bin kilometre uzakta geçirip Bingöl’e gelmiş, işlerinin başlarında duramamış, çocuklarını özlediğinde aramaya fırsat bulamamış ama senin çocuğun mutlu olsun diye mücadele etmiş adamlar için atıp tuttun mu? Tabii ki.
Siyasiler destek olmadı. En kolayı. Siyaset bir şeye destek olmaz. Siyaset, kendine destek olma sanatıdır. Siyasete oy lazımdır. Oy kimdedir? Peki o oy gidip siyasetten talepte bulunmuş mudur? Hayır. Onu da yönetim yapmalı.
Çocuklar sokak aralarında geziyor, uyuşturucuya bulaşıyor, şehirde sosyal yaşantı yok, çocuklar için alan yok, imkân yok falan yok, fistan yok. Peki bunları talep ettin mi sevgili oy? Ben etmedim.
Bahis skandalında ikinci kez takım kurulması gerektiğinde yine elini taşın altına koyanlar aynı kişiler oldu. Üç sezonda dört sezon bütçesi harcandı. Bunlara rağmen ülkedeki tek borçsuz kulüp oldu. Ama sen oturup “Yok kara para, yok bahis.” dedin mi? Peki üç beş maçı bahis bültenine giren takıma bir sezonda iki kere takım kuran yönetim, her maçı bahis bültenine girecek sezonda tek takım kurması yeterli iken neden bırakıp gitsin sevgili oy?
Yönetime söyleyebileceğim tek söz Albert Einstein’ın çok sevdiğim şu sözüdür:
“Delilik; aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.”
Siz ilk sezonunuzda, ikinci ya da üçüncü sezonunuzda nasıl destekler gördünüz de önümüzdeki sezon için farklı bir şey beklediniz?
Sizler, çocuklarının geleceğini düşünmeyenlerin çocuklarının geleceği için önce elinizi, sonra gövdenizi koydunuz taşın altına. Şimdi o taşın ağırlığını hissettiğinizde herkes öteki tarafa bakıyor maalesef. Ben de.
Ya sen Sayın Özturan?
Burada uğruna mücadele ettiğin çocukların hemen hiçbiri belki senin çocuğunun imkânlarına sahip değildi. Sence onlar senin çocuğunun geleceği için mücadele eder miydi? Senin işin ne durumda? Merak ederler mi? Sana tüm parayı biz kazandırmışız gibi getirip kulübe yatırmanı bekleriz tabii ki.
Ya sağlığına ne demeli? Geçirdiğin rahatsızlığından sonra yazdık çizdik ama birimiz de çıkıp “Yoruldun, sağlığın daha önemli, bırak artık.” demedik. Ki strese bağlı bir rahatsızlık olduğunu herkes biliyordu.
30 sene sonra bizi 2. Lig’e çıkardın. Daha da önemlisi tarihte ilk defa altyapı kurulmasını sağladın. Daha da önemlisi ilk kez borçlu olmayan bir kulüp bıraktın. Futbolcuların kaçıp gitmediği, kulübü mahkemeye vermediği, dışarıdan araya adam sokup transfer olmak istediği bir kulüp oluşturdun.
Ama biz, üzerine kitap yazılacak bu üç seneyi bir çırpıda unutuvereceğiz. Sezon başladığında maçlara çıkmayan takımdan bir iki haber yapıp sonra dönüp bakmayacağız. Birkaç ay öncesinde başarıları ulusal medyada konuşulan takımın yok oluşunu izleyeceğiz. Sonra da dönüp tek bir kişiye dahi “Neden?” diye hesap sormayacağız. Kahvede arkalarından atıp tutma sporumuz iyidir bizim.
Hem Amedspor var. Onun maçlarına gideriz. Onun kitlesi daha fazla. Onun etkileşimi çok. O popüler. Benim şehrimin çocuklarının çıkması gereken beş altyapı branşına da artık kim çıkar bilemiyorum.
Yıllardır bu şehri sömüren uluslararası şirketlerden medet beklemek de saçma. Onlar zaten burayı sömürmek için gelmişler. Buralara kadar gelmeleri bile onların gözünde bizlere bir lütuf. Kaldı ki paralarını bu şehrin çocukları için harcasınlar. Senelerdir adamları şehri zehirlememeye ikna edemedik.
Çözüm mü? Yok valla. Olsa en başta “Eureka!” diye bağırarak girerdim yazıya. Maalesef.
Bir aralar meselelerin çözüleceğine inanan biriydim. Sonra anladım ki meselelerin çözüme değil, çözüm isteyenlere ihtiyacı var. O yüzden ben de artık çözüm istemeye karar verdim.
Bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı, üç milletvekili, bir vali ve bir belediye başkanı var. Ticaret ve Sanayi Başkanında da biraz para olduğunu bildiğimiz için onu da kurumsal olarak olaya dahil ediyoruz. Onlar bulsun çözümü. İnsanlara iş bulsunlar. İnsanların çocuklarına iş bulsunlar. İnsanların arabaları bozulsa tamir etsinler. İnsanlar hasta olduklarında tedavi etsinler. Hastanede sıradaki hastanın yerine gidip orada beklesinler. Kapıya çöp döktüğümde onu çöpe atsınlar. Hangi kuruma gidersek öncesinde arayıp haber versinler. Bunlardan sonra dönüp Bingölspor’a para versinler.
Hayır, tabii ki bu böyle olmaz, olmamalı.
Ben bir proje hazırlayıp gittiğimde benim projemi onaylasınlar, onaylatsınlar. Onlara söz verenler olduğunda o sözün akıbetini sorsunlar. Elbette ki siyasetçilere de iş düşecek. Ama yeri geldiğinde. 12 Bingölspor’un tek eksiği siyasi destek değil ki.
En başta 12 Bingölspor’un bir şehre ihtiyacı var. Şehri yok bu kulübün. 12 Bingölspor’u da Elazığ’a mı bağlasak? �� 23 Bingölspor yapar, yolumuza devam ederiz. Hazır stat da var. Sadece şampiyonluk kutlamasında falan gelse kâfi.
Şehirsiz bir takımın gelebileceği yer bu kadardır. Takımı benimsemeyen bir şehirden fazlasını beklemek Einstein’ın dediği noktaya götürür bizi.
30 yıl bekleriz biz de. İnşallah M. Engin Başkan da kendi oğlundan söz alır. O gün oğlu gelir, bir üç yıl da o çocuklarımızın yüzünü güldürür.
— Ki M. Engin Başkan’da en gıpta ettiğim nokta bu sözdür. Bir evladının babasına verdiği sözü tutmuş olması kadar gurur duyacağı bir şey yoktur bu hayatta. Sanırım sırf o söz bile bugüne dek yaptıklarından pişmanlık duymaması için tek başına yeterlidir.
Tabii benim de canım yanıyor. Kırıcı olmamaya özen gösterdim. Bir spor kulübünün değerini, önemini, gücünü, etkisini kavrayamamış bir toplumuz.
Savaşların olduğu, sefaletin olduğu, güçlünün zayıfı ezdiği bir düzende yüzlerimizi güldürdüler. Bunun için teşekkür ediyorum.
Bizden çok fazla şey beklemek de onlara ders olsun.












