Gerçi nasıl olacaksa bunca ölümün ardından onu da bilemiyorum da neyse...
Umutsuzca tarıyorum sahifeleri, bakıyor ve anlamaya çalışıyorum yazılıp çizilenleri.
Egemenlerin söyle dedikleri midir yoksa hakikat midir, yazılanları merak ediyorum ve ben de soruyorum gerçek nerede?
Bir vicdan sarmalında imanlarımız ve savlarımız.
İdeolojik yaklaşımlara mı kurban edeceğiz yoksa korkularımıza mı yenileceğiz vicdanımızın sessizliğinde?
Söyleyecek çok şey var aslında, yutkunmak zorunda kaldığımız boğazımızın düğümlenmesine sebep nice zulümler.
Vicdan da ideoloji de hukuk da demokrasi de ve hatta din de dahi kimlik ayrımına tabi tutulan bir halka tanık oluyor iken bu yüzyıl. Biz ne diyebiliriz bilemiyorum.
Umutsuzca karalıyorum sahifeleri, belki biraz da olsa akla kapı açmaktır niyetim, zira iktidarlarınıza hükmetmek yasaktır, öyle bir gücüm de yok zaten.
Tarihe not düşmektir emelim.
Kıtalararası farklılıklar, ırklar arası uzak yaklaşımlar, büsbütün umutsuzluğa sevk edilen insanlık...
Vicdanının terazisini koruyabilme telaşında olan zayıf ancak onurlu halk kitleleri söz sahibi olurlar mı? Bilinmez.
İnsanlık bu kadar çaresiz kaldı mı acep geçen zamanda, bir soytarı ruh hali hakim iktidarlara, kıtaları aşan bir psikopatlık her yerde şizofreniye mahkûm kılıyor insanlığı.
En kirli aygıt denen devlet olgusuna bile rahmet okutturuyor.
Halklar çaresiz, yöneticiler umutsuz, yeni dünya düzeni dedikleri bu mudur acep?
Tek elden bir merkezden yönetiliyor gibi dünya.
Her yapılana her söylenene teslimiyet var.
Koca devlet başkanı hırsız gibi gözaltına alınıyor, suçlu muamelesi görüyor, dünya sessiz.
Cumhurbaşkanı uçak kazasında ölüyor, tık yok.
Binlerce masum bebek katlediliyor, vicdansızca izleniyor.
Yaşam hakkı isteyenlere karşı hayat felce uğratılıyor, tepkisizliğimiz din istismarlığından besleniyor.
Koca koca şöhretli adamların sapıklıkları sıradan normal karşılanıyor.
Neler oluyor nereye gidiyor dünyamız ve nasıl bir gelecek bekliyor çocuklarımızı sormadan edemiyorum umutsuzca.
Belki de eskilerin dediği gibi "Heto lol nibu, Zılal nibena". Bir umut beklentimiz bir Zaza atasözüyle yaşar mı?












Belki de üzerimize dökülen ölü toprağıdır can sandığımız. Belki de umut diye sarıldığımız kan ile revan dır! Kalbinize sağlık, kaleminize kuvvet