Bingöl’de siyaset uzun zamandır uyum kavramı üzerinden değerlendiriliyor. Aynı çizgide durmak, aynı söylemleri tekrar etmek, aynı kararları sorgulamadan desteklemek çoğu zaman bir erdem gibi sunuluyor. İlk bakışta bu tablo, birlik ve beraberlik görüntüsü veriyor olabilir. Ancak biraz derine inildiğinde şu soru kaçınılmaz hale geliyor: Bu gerçekten bir uyum mu, yoksa adı konulmamış bir biat düzeni mi?
Uyum, farklılıkların yok sayılması değildir. Aksine, farklı fikirlerin bir araya gelerek ortak bir akla dönüşmesidir. Uyumun olduğu yerde istişare vardır, fikir alışverişi vardır, en önemlisi de samimiyet vardır. İnsanlar düşüncelerini korkmadan dile getirebilir, yanlış gördüğünü söyleyebilir, doğrunun peşinde birlikte yürüyebilir. Çünkü gerçek uyum, sadece evet diyenlerin değil, gerektiğinde hayır diyebilenlerin de varlığıyla anlam kazanır.
Ancak sahadaki gerçeklik çoğu zaman bu ideal tablodan uzak görünüyor. Farklı düşünenin dışlandığı, eleştirenin susturulduğu, itiraz edenin uyumsuz ya da sorun çıkaran” olarak etiketlendiği bir anlayış giderek yaygınlaşıyor. Bu noktada artık uyumdan değil, açıkça biatten söz etmek gerekir. Çünkü biatın olduğu yerde sorgulama olmaz, eleştiri olmaz, gelişim olmaz.
Biat kültürü, kısa vadede düzenli ve sorunsuz bir yapı gibi görünebilir. Herkesin aynı şeyi söylediği, kimsenin itiraz etmediği bir ortam dışarıdan bakıldığında güçlü bir birliktelik izlenimi verebilir. Fakat bu, aslında sessizliğin oluşturduğu yapay bir dengedir. Zamanla bu denge bozulur; çünkü bastırılan her fikir, görmezden gelinen her sorun birikir ve daha büyük krizlere yol açar.
Siyaset, sadece koltukları koruma sanatı değildir. Siyaset, toplumu yönetme sorumluluğudur. Bu sorumluluk da ancak liyakatle, adaletle ve şeffaflıkla yerine getirilebilir. Eğer bir yerde biat kültürü hâkimse, orada liyakat geri plana düşer. Hak eden değil, yakın olan öne çıkar. Eleştiren değil, sessiz kalan değer görür. Bu da hem kurumları zayıflatır hem de toplumda güven duygusunu sarsar.
Bingöl gibi köklü, değerlerine bağlı bir şehirde siyasetin bu noktaya sıkışması kabul edilebilir değildir. Bu şehirde insanlar sadece izleyen değil, konuşan, katkı sunan, yön veren olmak ister. Çünkü Bingöl halkı, geçmişten bugüne her zaman iradesine sahip çıkmış, gerektiğinde sözünü esirgememiştir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey uyum adı altında tek sesli bir yapı kurmak değil, çok sesli ama ortak hedefe yürüyebilen bir anlayışı hâkim kılmaktır. Gerçek uyum; herkesin aynı düşündüğü değil, farklı düşündüğü halde aynı amaç için birlikte hareket edebildiği bir zemindir.
Siyasetçiye düşen görev kendisine alkış tutanları çoğaltmak değil, doğruyu söyleyenleri dinleyebilmektir. Çünkü alkış bazen yanıltır, ama samimi eleştiri her zaman yol gösterir.
Artık şu soruyu açıkça sormak gerekiyor:
Bingöl’de siyaset gerçekten ortak akılla mı yürütülüyor, yoksa uyum adı altında bir biat düzeni mi hâkim kılınıyor?
Bu sorunun cevabı, sadece siyasetçilerin değil, toplumun da aynasıdır. Çünkü biat eden bir toplumla, sorgulayan bir toplumun geleceği aynı olmaz.
Unutulmamalıdır ki;
Uyum, iradelerin birleşmesidir.
Biat ise iradenin teslimidir.
Ve bir şehir, iradesini koruyabildiği sürece güçlüdür.










