Kitaplar en güzel sığınaktır. İç dünyamıza ses verdiğimizde, sığınmamız gereken en güvenli limanın kitaplar olduğunu anlarız. Kitap okumak; kimi zaman eleştirebileceğimiz, kimi zaman hayran kalacağımız bir yolculuktur. Ve bu, okuyucuya müthiş bir zevk verir. İnsan; sevmenin ve yermenin de bir sınırı olduğunu yine kitaplardan öğrenir.
Kitaplar, cehaletimizi her an yüzümüze vurur. Gerçek bir kitap okuru, bildiklerinden dolayı herkesin de aynı şeyleri bildiğini varsayar ve haddini ona göre bilir. Kitap okumak; dünyanın birçok yerini gitmeden görmenin, geçmişe yolculuk yapmadan tarihi öğrenmenin adıdır. Yazılanları ve çizilenleri zahmetsizce keşfetmektir.
Bugün kitaplar, vitrinlerde yetim ve öksüz bir şekilde okurlarını bekliyor. Bazen o kadar uzun süre bekliyorlar ki sararmış yaprakları, onların sahipsizliğinin birer kanıtı gibi karşımızda duruyor. Koca kitapçıların vitrinlerinde "ağlayan" kitaplar görmek hazin bir durum. Kitapçılar artık günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için oyuncak ve kırtasiye malzemeleri satıyor. Bu durum tüm kitapseverleri üzerken, bu mesleğin gittikçe kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da gösteriyor.
Geçmişte yazarların ne büyük zahmetler çektiğini okuyoruz. Yüzlerce kitabı el yazısıyla kaleme alırken, mütevazılıklarından hiçbir şey kaybetmemişler. İnsan bildiği kadardır. Bildikleri ile güçlü ve nüfuz sahibidir. Her tarafından bilgi akan bir çağda cahil kalmak, cahil kalmaktan ziyade cahil olduğunu bilmemek...
Bugün her şey teknolojik olmasına rağmen okuma oranlarımız yok denecek kadar az. Eskiden gazeteler sadece ülkemizde kitap okuma oranının düşüklüğünden bahsederdi; şimdilerde ise bu durum tüm dünyanın ortak sorunu hâline geldi. Okumadığımız için kendimizi, çevremizi ve tarihimizi doğru analiz edemiyor; gelecek tasavvurumuzda eksik kalıyoruz. Kitap okuma oranı düştükçe sokak dili sertleşiyor; insanlar kendilerini haklı göstermek için zorbalığa başvuruyor ve bunu bir "hak arama" yöntemi sanıyorlar.
Eskiden kütüphaneler derme çatma binalardan oluşur, görevliler asık suratlı olur, okuyucular ise içeri çekinerek girerdi. Şimdi ise mükemmel binalar, milyonlarca kitap var ama okuyucu yok. Bu kadar imkânın içinde bu denli büyük bir boşluğun olması büyük bir sorundur. Hâlbuki kitaplar, dertlerimizi içtenlikle sunabileceğimiz kadar dost ve güvenilir sığınaklardır. Fiziksel olarak okuyamasak bile artık sesli kitap uygulamaları var; çok uygun bedellerle binlerce kitaba ulaşmak mümkün.
Lütfen okuyalım ve okutalım. Okudukça cehaletin üstesinden gelebileceğimizi göreceğiz. Hayattaki en güzel meşgalenin kitapla olacağını unutmayalım.
Kitapla kalın, hoşça kalın...
https://yukseldargin.blogspot.com/2026/02/kitaplar-en-guvenli-sgnagmz.html










