Şuradan geçip gidiyoruz.
Selam verdik bizim olmayana.
Selam verdik bizden olana.
Muhabbet ettik börtü böcekle... Azmettik kuş dilini konuşmakla.
Çabaladık başardık ve kaybettik.
Bazen ağladık bazen güldük ve bazen sadece seyrettik.
Bazen de başımızı iki elimizin arasına alıp uzunca düşündük ve yine kalktık doğru olan, yanlış olan yola koyulduk.
Kendi doğrularımızı, kendi yanlışlarımızda bulmaya çalıştık, eğrisi ve doğrusu ile... kendimize ve kendimizde bir yol bulmaya çalıştık.
Geçip gidiyoruz geçip gidenler gibi.
Hepimiz geçip gidiyoruz işte,
Ha bir an evvel, ha bir an sonra.
Gittikçe gidiyoruz yada gittiğimizi sanıyoruz.
Bir an evvel geçip gitmeye çalışıyoruz.
Bir an evvel geçip gidiyoruz. Gidiyoruz, kendimizden, geçmişimizden, bizden, sizden ve hepimizden geçiyoruz.
Kimimiz canımızı, kimimiz kanımızı bırakıp gidiyoruz nihayetinde...
Gitmek biz insanın kaderidir, yada göçmek...
O kaderi gitmekle, gütmekle, göçmekle, vazgeçmekle, unutmakla yaşayıp ve yaşlanıp gidiyoruz.
Hoş bir seda, az biraz nida ve biraz da gürültü patırtı ile gidiyoruz.
Kimimiz kalbimizdeki yara ile kimimiz sırtımızdaki küfe ile.
Kimimiz seviniyor, kimimiz ağlayarak gidiyoruz.
Nihayetinde gidiyoruz işte.
Kimimiz iterek,
Kimimiz itilerek,
Kimimiz karda yürüyüp iz bırakmıyor.
Kimimiz denizde ıslanmadan yürüyor.
Kimimiz bir lokmaya hasret,
Kimimiz cehlinden alıyor cesaret.
Dedim ya nihayetinde gidiyoruz işte
Ya nurlu bir sabaha yada zifiri bir karanlığa gidiyoruz.










