Toplumun en büyük sınavı eğitimde fedakârlıktır.
Toplum olarak bugün en büyük eksikliğimiz, eğitimde "biz" olma ruhunu kaybetmiş olmamızdır. Birçok birey; eğitimi sadece öğretmenlerin ve binaların içine hapsedilmiş bir süreç sanarak, bu sorumluluk alanından elini eteğini çekmiş durumda. Oysa eğitim, toplumsal bir mülkiyet değil, ortak bir emanettir. Ancak hepimiz bu süreci sahiplendiğimizde eğitim kaliteli ve sürdürülebilir hale gelebilir. Artık ilimizden ilçemize, resmi ya da özel fark etmeksizin tüm okullarımızı kendi evimiz gibi görme vaktidir.
Manevi Tefeciliğe Son Vermeliyiz.
Yıllarca dillerden düşmeyen o meşhur "Ben çektim, evladım çekmesin" anlayışını artık tarihin çöp sepetine atma vakti geldi. Bu yaklaşım, sadece sorumluluk almaktan kaçan, yolları karanlık ve kendi hatasını göremeyecek kadar küstah bir bilinç yapısına sahip gençler türetmektedir. Geleceğin yöneticilerini, erdemli ve liyakatli insanlarını bu "boşvermişlik" içinden çıkaramayız.
Cemil Meriç’in o eşsiz tespitiyle; "İyilik yaparken karşılık bekleyen, manevi tefecilik yapmıştır." Bizler gençlerimize maddi ve manevi katkıda bulunurken, bunu bireysel bir rüşvet beklentisiyle değil, "İyilik yap denize at" düsturuyla yapmalıyız. Toplumu iyileştirmenin tek yolu eğitimdir ve bu yolda kâr gütmeyen projelerin ya sağında ya solunda ya da tam merkezinde yer almak bir vatandaşlık görevidir.
Genç İlçesi’ndeki Işık: Gönüllü Etüt Merkezi
Geçtiğimiz günlerde Bingöl'ün Genç ilçesinde şahit olduğumuz o muazzam tablo, aslında her şeyin özeti gibiydi: Bir avuç gönüllü insanın, aylık 100 TL gibi sembolik aidatlarla bir araya gelerek kurduğu ücretsiz etüt merkezi... Bu proje, samimiyetin ve adanmışlığın somut bir örneğidir. Şikâyet etmek kolaydır; zor olan ise o etüt merkezindeki bir çocuğun başarısında "benim de bir tuğlam var" diyebilmenin huzuruna talip olmaktır.
Yola Revan Olma Vakti
Artık düştüğümüz yerden kalkma vakti gelmiştir. Şikâyet kültürünü bırakıp çözümün bizzat kendisi olmalıyız. Eğitim meteryallerimizi, vaktimizi ve imkânlarımızı gönüllü bir şekilde eğitimin emrine sunmalıyız. Unutmayalım ki; başıboş bırakılan her genç, geleceğimize saplanan bir hançerdir.
Önümüzde iki yol var: Ya bu eğitim seferberliğinde tek yürek olup ayağa kalkacağız ya da cehaletin karanlık dehlizlerinde kaybolup gideceğiz.
Eğitimin güzelliklerinde buluşmak dileğiyle... Selamette ve selametle kalın.










