İran’a yönelik gerçekleştirilen ve masum çocukların, kadınların, sivillerin hayatını kaybettiği saldırılar; artık münferit bir kriz değil, sistematik bir küresel zorbalığın açık tezahürüdür. Bu saldırılar herhangi bir güvenlik söylemiyle meşrulaştırılamaz. Bu; açıkça güç zehirlenmesinin, pervasızlığın ve devletleşmiş bir zorbalığın ürünüdür.
Bugün mesele yalnızca İran değildir. Bugün mesele, bir coğrafyanın sindirilmesi; ümmetin iradesinin kırılması; İslam dünyasının dağınıklığından cesaret alan şer odaklarının yeni bir dizayn sürecini dayatmasıdır. Çocukların kanı üzerinden strateji kuran bir akıl, insanlık adına konuşamaz.
Asıl acı olan ise İslam dünyasının dağınıklığıdır. Tepkiler cılız, refleksler zayıf, irade parçalıdır. Oysa tarih bize göstermiştir ki; Müslümanlar bir ve beraber olduğunda hiçbir güç karşılarında duramamıştır. Parçalandıklarında ise her biri ayrı ayrı hedef haline gelmiştir.
Bugün Müslüman ülkelerin acilen siyasi, ekonomik ve diplomatik zeminde güçlü bir birlik iradesi ortaya koyması zaruridir. Bu bir hamaset çağrısı değil; bir beka meselesidir. Ortak savunma politikaları, ortak diplomatik tavır, ortak ekonomik duruş sergilenmediği sürece bu saldırgan zihniyet daha da cesaretlenecektir.
Birlik; sadece sloganlarda kalan bir temenni olmamalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere tüm bölgesel yapılar artık somut ve caydırıcı adımlar atmalıdır. Enerjiden ticarete, savunmadan diplomasiye kadar her alanda müşterek bir duruş ortaya konulmalıdır. Çünkü dağınık bir ümmet, iştah kabartan bir manzaradır.
Bu mübarek günlerde Rabbimizden yalnızca rahmet değil; basiret, feraset ve dirayet diliyoruz. Dualarımız; mazlumların izzet bulması, zalimlerin ise hesap vermesi içindir. Ancak dua ile birlikte irade, kararlılık ve birlik de gereklidir.
Zulüm ile abad olunmaz. Tarih, gücünü haktan değil zorbalıktan alanların nasıl dağıldığına defalarca şahit olmuştur. Bugün yapılması gereken; öfkeyi akla, dağınıklığı birliğe, sessizliği güçlü bir diplomatik iradeye dönüştürmektir.
Zaman, ayrılık zamanı değil; birlik zamanıdır.
Zaman, susma zamanı değil; ortak ve kararlı duruş zamanıdır.










