Bingöl İl Özel İdaresi son yıllarda önemli hizmetlere imza atıyor. 2024 yılında yüzlerce kilometrelik yol çalışmaları, 2025 yılı kapsamında içme suyu, kanalizasyon ve isale hatlarında yapılan yatırımlar inkâr edilemez büyüklükte. Bu hizmetler, kırsalda yaşayan vatandaşın hayatına doğrudan dokunan, yaşam standardını yükselten adımlardır. Emeği geçen herkese hakkını teslim etmek gerekir.
Ancak mesele sadece büyük işler yapmak değildir. Asıl mesele, yapılan hizmetin vatandaş nezdinde nasıl hissedildiğidir. Ne yazık ki bugün sahada konuşulan, yapılan büyük hizmetlerden çok; küçük ama etkisi büyük eksikliklerdir. Ve bu eksiklikler, yapılan tüm güzel işleri gölgelemeye başlamıştır.
Peki bu eleştirilerin temelinde ne var?
Öncelikle kurum içi disiplin ve ast-üst ilişkilerindeki zafiyet dikkat çekiyor. Sahada görev yapan bazı personelin görev tanımının dışına çıkarak hareket etmesi ya da sorumluluk alanlarını ihmal etmesi, hizmetin aksamasına neden oluyor. Bunun yanında araç parkuru eksikliği, sahada en çok hissedilen sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Üstelik bu eksikliğin giderileceğine dair verilen sözler ve kamuoyuna sunulan müjdeler de hafızalardan silinmiş değil. Ancak bu sözler zamanında yerine getirilmediğinde, mesele sadece bir eksiklik olmaktan çıkıyor; doğrudan kurumsal güveni zedeliyor. Dahası, bu sürecin takipçisi olan mülki amirler ve siyasi temsilciler de istemeden bu olumsuz tablonun içinde anılıyor. Çünkü sahada karşılığı olmayan her söz, hem kuruma hem de o sözü sahiplenenlere eksi olarak yazılıyor ve yazdırılıyor.
Daha da önemlisi, verilen sözlerin zamanında tutulmaması. Bir muhtara ya da köy halkına verilen söz, sadece bir ifade değildir; o söz, köyde yaşayan insanların beklentisini şekillendirir. Muhtar, aldığı sözü köylüsüne iletir. Ancak sözler tutulmadığında, muhtar da zor durumda kalır, kurum da itibar kaybeder.
Hizmet önceliklendirmesinde yaşanan adaletsizlikler de ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Acil yapılması gereken işler ötelenirken, daha az öncelikli ya da şahsi taleplerin öne alınması, sahada huzursuzluk oluşturuyor. Kamu hizmetinde şahsi işlerin, umumi işlerin önüne geçmesi kabul edilemez.
Bir örnekle somutlaştıralım: Bir köye 5 kilometrelik yol yapılmış olsun. Elbette bu büyük bir hizmettir ve köylü memnun olur. Ancak aynı köyde bir su patlağı günlerce, haftalarca giderilmezse; o köyde kimse yapılan yolu konuşmaz. Aksine, çözülemeyen sorun daha yüksek sesle dile getirilir. Ya da cenaze gibi hassas bir durumda “araç yok” denilmesi, ya da sel, yangın gibi acil durumlarda ekipman eksikliği nedeniyle müdahalenin gecikmesi, yapılan tüm hizmetleri ikinci plana iter.
Daha da vahimi, vatandaşın şahsi işler için kurum araçlarını köyde gördüğünde oluşan algıdır. Bu durumda bırakın 5 kilometrelik yolu, 15 kilometre yol dahi yapılsa, o köyde memnuniyet sağlamak mümkün olmaz.
Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
Kamu yöneticileri ve sahada görev yapan tüm personel, elbette iş yapma ya da yapmama yetkisine sahiptir. Ancak kimsenin bir muhtarı, bir köy heyetini tutulmayacak sözlerle oyalama hakkı yoktur. Çünkü verilen her söz, sahada karşılığı olan bir taahhüttür. Ve tutulmayan her söz, hem muhtarı hem devleti zor durumda bırakır.
Yapılması gereken aslında bellidir:
Adaletli hizmet dağılımı, zamanında müdahale, şeffaf iletişim ve verilen sözlerin arkasında durmak.
Unutulmamalıdır ki; büyük hizmetler alkış getirir, ancak küçük ihmaller güven götürür. Ve kaybedilen güven, yapılan en büyük hizmetten bile daha kıymetlidir.
Bingöl gibi gelişmekte olan bir şehirde, yapılan yatırımların kalıcı karşılık bulması için sadece hizmet üretmek değil, o hizmeti doğru, adil ve zamanında ulaştırmak şarttır. Ancak o zaman yapılan dev yatırımlar, küçük eksiklerin gölgesinde kalmaz; aksine halkın gönlünde hak ettiği yeri bulur.












