Nasıl insanlar olduk? Bir gün durup da kendimize, “Bizden sonrakilere nasıl bir dünya bırakacağız?” diye sormadan yaşıyor gibiyiz. Sokakta, işte, okulda aynı bildik lakırdılar, küfürler, bağırışlar… Bir zamanlar irfan denizinde yüzmüş büyüklerine şimdi hayretle bakan çocuklar var. Kendisine bile faydası dokunmayan insan, çocukların dünyasında neyi değiştirebilir?
İnsan karanlığa alışmaya görsün; pencereden içeri küçücük bir ışık sızdığında bile eli hemen pencereye gider. Kapatır. Ardından perdeleri sonuna kadar çeker. Öyle bir çağa düştük ki perdeler artık yalnız güneşi değil, hakikati de gölgeliyor.
Bir dinî sözü, sahibine ve manasına bakmadan nereden çıktığına göre tartar olduk. Arif bir zatın sözünü paylaşmaya, kitabını okumaya bile çekinir olduk; sırf filanca yayınevinden çıktı diye. Oysa hakikat, yayınevinin kapısında bekleyen bir misafir değildir. Onu hangi mahallenin, hangi cemaatin, hangi etiketin söylediğine bakarak değil, hakikat olduğu için aramak gerekmez mi?
Kutuplaşmanın ötesine geçtik; birbirimize bakarken insanı görmez olduk. Dünya ısınırken biz birbirimize soğuduk. Bunca sıcak gelişmenin ortasında içimizde buzdan duvarlar ördük. Nereye gittiğimizi bilmeden, uçurumun kenarında yürür gibi ömür tüketiyoruz.
“Parayla imanın kimde olduğu bilinmez,” der arifler. Biz ise imanını, vatan sevgisini, samimiyetini birbirimize ölçüp biçmeye kalkıştık. Bayrak diye en yüksek sesle bağıranın kimlerle düşüp kalktığına bakmadık; sessizce yaşayanın kalbine ise hüküm verdik. İmansız gördüğümüz, yalnızca başka bir mahallenin çocuğu olduğu için ötekileştirdiğimiz insanlardan, bazen irfan denizine giden yolun adresini öğrenir olduk.
Ben yola çıktığım günden beri bildiğim hakikatin çizgisinde yürümeye çalıştım. Yola çıktım, fakat yoldan çıkmadım. Allah’ı ve Resulü’nü kendime rehber bildim; Kur’an’a ve sünnete dört elle sarıldım. Vatan bildim yaşadığım coğrafyayı. Bastığım toprağın altında aziz şehitlerin hatırası olduğunu bilerek yürüdüm. Her adımımda, onların emanetine basıyor olmanın ağırlığını taşıdım.
Bundan sonra da çizgimi bozmak niyetinde değilim.
Çünkü ben bu yola yükselmek için çıktım. Dünyaya değil, dünyanın içinde yükselmeye geldim. Alçak uçuşlarda gözüm yok.
Dedim ya: Yola çıktım ama yoldan çıkmadım.
Biiznillah.















