“Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.”
Bu sözün beni böylesine derinden etkilediği bir hafta içerisindeyim. Daha önce hiç bu denli idrak edememiştim anlamını. Ta ki ben planlar yaparken, planların da bir planlayıcısı olduğunu görene kadar…
Uyanırız. Gündelik işler başlar, derken akşam olur ve bir gün daha biter. Zihnimizde türlü düşünceler dolaşır; kimi zaman geçmişe elem duyar, kimi zaman gelecek için endişeleniriz. Sonra gözlerimizi yumar, uykuya dalarız.
Yakın bir arkadaşımla bir gezi planı yapmıştık. Belki günübirlik bir yerlere kaçarız, biraz nefes alırız, bize de iyi gelir diye düşünmüştük. Plan yapılmıştı.
Lakin biraz halsizlik, akabinde hastaneye yatış…
Bir anda bütün planlar değişiverdi.
Hepimizin gerçeği değil mi bu?
Oysa ne kadar da biliyoruz kendimizden her şeyi… Ne zaman, nerede, ne yaşayacağımızı; yarının bize ne getireceğini… Öyle zannediyoruz. Kendimizden her şeyi biliyormuşçasına planlar yapıyor, sonra her şeyi veren Zât’ı unutuyoruz.
Meğer bizim plan sandığımız şeylerin üzerinde başka bir plan varmış.
Planımıza yine sadık kaldık. Mekân farklıydı sadece… Gezmek istediğimiz yerin yerini hastane koridorları aldı. Ama beraberiz.
Ve belki de asıl mesele buydu.
“Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”
Hastane koridorunda yürürken odalara göz gezdirdim. Her odada ayrı bir hikâye, ayrı bir imtihan, ayrı bir hayat vardı. Kimi bekliyor, kimi umut ediyor, kimi dua ediyor, kimi sessizce şükrediyordu.
Derken duvarda asılı bir tablo nazarımı celbetti. Dikkatle baktım.
Bir tablo…
Ama bana uzun uzun düşünülmesi gereken bir hakikati anlatıyordu.
Belki de hayat, bizim çizdiğimiz yollardan ibaret değildi.
Hayat; planlarımız bozulduğunda değil, o planların üzerinde O’nun planının olduğunu fark ettiğimizde anlam kazanmaya başlıyor.
O gün anladım ki insan, geleceği planlayabilir ama geleceğe hükmedemez.
Biz niyet ederiz, gayret ederiz, plan yaparız.
Sonrası…
O’nun takdiridir.
Yazıyı uzatmadan sonuna hastane duvarında asılı olan o tabloyu ekliyorum.
Bu defa manzarayı değil o tabloyu görelim hepimiz hissemize düşeni alırız belki.













