Toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri birlik, beraberlik ve birbirimizin başarısından sevinç duyabilme erdemidir. Ne yazık ki bazen bunun tam tersiyle karşılaşıyoruz. Bir insanın, bir kurumun, bir köyün ya da bir şehrin ortaya koyduğu güzel bir çalışma takdir edilmek yerine hasetle karşılanabiliyor.
Bingöl, kadim kültürüyle, güçlü aile bağlarıyla ve dayanışma ruhuyla bilinen bir şehirdir. Ancak zaman zaman bu güzel iklimi gölgeleyen bir hastalık da karşımıza çıkıyor: Haset.
Bir kişinin elde ettiği başarıyı küçümsemek, yapılan hizmetleri görmezden gelmek, insanların iyi niyetli çalışmalarına çamur atmak ne o kişiye ne de topluma bir fayda sağlar. Oysa gelişmiş toplumların ortak özelliği, başarıyı alkışlamak ve iyilikte yarışmaktır.
Bugün Bingöl’de hangi alana bakarsak bakalım; köylerde yapılan hizmetlerden sivil toplum çalışmalarına, eğitimden spora kadar birçok alanda emek veren insanlar bulunmaktadır. Elbette eksikler olacaktır, eleştiri de olacaktır. Ancak eleştiri ile haseti birbirinden ayırmak gerekir. Eleştiri yapıcıdır, yol gösterir. Haset ise yıkıcıdır, kırıcıdır ve toplumsal huzuru zedeler.
Atalarımız boşuna “Meyve veren ağaç taşlanır” dememiştir. Bir insan hizmet üretiyorsa, taş üstüne taş koyuyorsa mutlaka eleştirilecek, hatta bazen haksız ithamlara maruz kalacaktır. Önemli olan bu durum karşısında doğrulardan vazgeçmemektir.
Bingöl’ün kalkınması, köylerimizin gelişmesi ve gençlerimizin geleceğe umutla bakabilmesi için birbirimizin ayağına basmak yerine omuz vermeyi öğrenmeliyiz. Bir kardeşimizin başarısı hepimizin başarısıdır. Bir köyün gelişmesi diğer köylerin kaybı değil, bölgenin kazancıdır.
Unutmayalım ki haset, karşıdakine zarar vermeden önce sahibinin huzurunu tüketir. Muhabbet, dayanışma ve samimiyet ise hem insanı hem toplumu büyütür.
Bugün ihtiyacımız olan şey; birbirimizin eksiğini aramak değil, birbirimizin güzel işlerine destek olmaktır. Çünkü Bingöl ancak birlikte güçlenir, birlikte büyür ve birlikte geleceğe yürür.












