
"Devletimizin yetkili makamlarına arzu halimizdir." Taner'in anne ve babası.
Bir anne ile babanın dokuz aya yaklaşan çaresiz bekleyişi...
Allah'ın yarattığı en kıymetli emanet, kız ya da erkek fark etmeksizin evlattır.
Anne ve babaların kalbi, evlatlarının yanında olmasıyla huzur bulur.
Evladının sesini duyabiliyorsa, onun için hayat anlamlıdır.
Bingöl'ün yüreği Taner Balat...
Yirmi üç yaşında.
Hayatının en güzel çağında.
Umutları var, hayalleri var.
Dönüp sarılacağı, kendisini bekleyen bir ailesi var.
Ancak 9 Ekim'den bu yana kendisinden hiçbir haber alınamıyor.
Bir insan, bir genç, yeryüzünden bu kadar sessiz kaybolabilir mi?
Taner'in annesinin yüreğinde her gün aynı cevapsız soru:
"Bugün oğlumdan bir haber gelir mi?"
Taner'in babasının dilinden düşmeyen aynı cümle:
"Taner şimdi nerede?"
Taner, Bingöl'den İstanbul'a, İstanbul'dan Edirne'ye geçti.
Edirne'den Yunanistan'ın Orestiada (Oresta) şehrine ulaştı.
Bunu biz söylemiyoruz.
Somut deliller, kamera kayıtları ve elde edilen bilgiler bunu gösteriyor.
Taner, Orestiada'dan Selanik'e gitmek için otobüs bileti alıyor.
Biletini kimlik göstermeden aldığı gerekçesiyle görevli bilet satıcısı tarafından Yunan polisine haber veriliyor.
Kamera kayıtlarında Taner, polislerin geldiğini görüyor ve içecek dolabının arkasına çekiliyor.
Neden geldiğini bilen uzun boylu Yunan polisi içeri giriyor.
Bilet satıcısının polisin kulağına bir şeyler söylediği görülüyor.
Polis kapıya doğru yöneliyor.
Birkaç saniye sonra Taner yok...
Tam dokuz aya yaklaşan bir süredir Taner'den haber alınamıyor.
Bir annenin ve bir babanın hayatında geçen her gün; umutla korku arasında geçen uzun bir bekleyişe dönüşüyor.
Empati kuran bir ebeveyn olarak soruyorum:
Taner'i Yunan polisi aldı mı?
Kayıtları nerede?
Alındığına dair işlemlere ilişkin belgeler nerede?
Deport edildiyse resmi tutanakları veya kayıtları nerede?
Sınır dışı edilme teslim tutanakları nerede?
Eğer Yunan polisi Taner'i almadıysa;
Polislerin üzerindeki göğüs veya baş kameralarının görüntüleri nerede?
Polis araçlarının kamera kayıtları da mı yok?
Çevredeki güvenlik kameraları, MOBESE görüntüleri nerede?
Kameraların arasında bir insan birkaç dakika içinde nasıl kaybolabilir?
Avrupa'nın birçok yerinde güvenlik sistemleriyle donatılmış Yunanistan'da bir insanın son görüldüğü andan sonra hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolması nasıl açıklanabilir?
İki dış kameranın çalışmaması nasıl izah edilebilir?
Bu soruların cevabını yalnızca Taner'in annesi ve babası değil, insanlık adına vicdan sahibi herkes bekliyor.
Burada sorulan yalnızca:
"Taner nerede?"
sorusu değildir.
Burada sorulan, bir insanın kayboluşunun ardından gerçeğe ulaşma sorumluluğudur.
Dokuz aya yaklaşan süredir her telefon sesi bir umut oluyor.
Çalan her kapı zili, yüreklerde yeniden bir heyecan ve hüzün oluşturuyor.
Her gece aynı dua ediliyor.
Her sabah aynı umutla güne başlanıyor.
Anne ve babanın sosyal medya hesaplarında paylaştıkları her satır aslında tek bir cümlede birleşiyor:
"Oğlumuzu bulun."
Onların tek isteği evlatlarına kavuşmak.
Belirsizliğin sona ermesini, Taner'in akıbetinin ortaya çıkmasını istiyorlar.
Hiç kimse sevdiği bir insanın bilinmezliğe karışmış bekleyişiyle yaşama tutunamaz.
Taner'in kardeşleri her an onun adını anıyor.
Akrabaları, dostları, arkadaşları, komşuları...
Tüm Bingöl bekliyor.
En çok da annesi ve babasının yüreği, gözleri kapıya çevrili bekliyor.
Bu aile bugüne kadar elinden gelen her şeyi yaptı.
Türkiye'de başvurmadıkları kurum bırakmadılar.
Yunanistan'da çalmadıkları kapı bırakmadılar.
Kendi imkânlarıyla defalarca Yunanistan'a gittiler.
Ulusal ve uluslararası bütün hukuki yolları kullanmaya çalıştılar.
Her belgeyi topladılar.
Her görüntünün peşine düştüler.
Her ihtimali araştırdılar.
Ancak bir anne ve babanın gücü sınırsız değil.
Bir an bile gözümüzden ayırmaya kıyamadığımız evlatlarımız için onlar aylardır ayakta durmaya çalışıyor.
Acıdan yoruldular.
Beklemekten yoruldular.
Ama umutlarını kaybetmemek için çaba göstermeye devam ediyorlar.
Ailenin çabası artık tek başına yeterli değil.
Daha fazlası gerekiyor.
Bundan sonrası devlet büyüklerinin işi.
Bundan sonrası diplomatik girişimlerin, hukukun ve insan haklarının konusu.
Taner için devletimizin ilgili tüm kurumlarının ve Yunan makamlarının en üst düzeyde iş birliği içinde hareket etmesi gerekiyor.
Kaybolan yalnızca Taner değildir.
Kaybolan; insanın umut ve güven duygusudur.
Bir annenin evladına kavuşma umududur.
Biz biliyoruz...
Taner artık yalnızca annesinin ve babasının beklediği bir evlat değildir.
Bugün Taner...
Yarın başka bir ailenin evladı olabilir.
Çünkü acının kimliği yoktur.
Bir annenin gözyaşının dili, ülkesi ve sınırı olmaz.
Bir babanın kapıya çevrilen gözlerinin bekleyişi hiçbir kelimeyle anlatılamaz.
Evlat hasretinin sınırları olur mu?
Bugün bir evin ışığı eksik.
Bir annenin yüreğinde dinmeyen bir sızı var.
Bir babanın içinde kapanmayan bir yara var.
Yarın aynı karanlık başka bir evin penceresine düşmesin diye sesleniyoruz.
Taner'i bulun.
Bir anne daha ağlamasın.
Bir baba daha çaresiz kalmasın.
Bir kardeş, kardeşinin adını boşluğa söylemek zorunda kalmasın.
Bundan sonra hiçbir Taner, adı bilinmeyen bir sessizliğin içinde kaybolmasın.
Taner Balat nerede?
Bu soru yalnızca ailesinin değil; evlat sahibi olan herkesin sorusudur.
Bu yazı, görüp geçilecek birkaç satır değildir.
Bu yazı; bir anne ve babanın tükenmeyen umudunun, dinmeyen acısının ve evladına kavuşma arzusunun sesidir.
Taner'in akıbeti, yalnızca ailesinin değil; insanlığın ortak vicdanına emanet edilmiş bir gerçeğe ulaşma arayışıdır.
Nerede olursa olsun, hangi ülkenin ya da hangi makamın sorumluluk alanına giriyorsa; en üst mercilerin vicdan, hukuk ve insanlık adına birlikte hareket etmesini bekliyoruz.
Bir annenin, bir babanın evladının kayboluşu karşısında hiçbir gerekçe, hiçbir makam insan hayatından daha değerli değildir.
Taner bulununcaya, akıbeti aydınlatılıncaya kadar bu bekleyiş sona ermeyecek elbette.
Herkesin dilinde aynı soru yaşamaya devam edecek:
Taner Balat nerede?
Taner'i bulun.












