Samimiyet, kişinin doğrusuyla yanlışıyla duygu ve düşüncelerini içinden geldiği gibi aktardığı, paylaştığı, rahatlıkla dile getirdiği çok önemli bir halet-i ruhiyedir.
Sahteliğin, yapmacıklığın gölgesinde bile barınma şansı bulamayan narin bir çiçektir samimiyet insanı insan yapan en güzel ve en güçlü can damarıdır.
Samimiyetin olduğu her zaman ve her yerde sözler tatlı olur, tebessüm yürekten vurur insanı, yaşam gerçek anlamına kavuşur.
İnsanlara samimi bir dil kullanıldığında ister istemez maskeler düşer, perdeler kalkar, insanın kendini saklama ihtiyacı bertaraf olur, renkler kendini belli eder.
Omuzlarınızdaki yükün bir anda hafiflediğini fark edersiniz, zihin dünyanızdaki fırtınaların, dalgaların dinmeye başladığını, ruhunuza huzur esintilerinin usul usul estiğini hissedersiniz.
Samimiyet ağzın değil, gönlün dilidir. Eski tabirle kal değil, hal dilidir, Birinin gözlerine baktığınızda orada iyisiyle kötüsüyle nasıl bir hal görürseniz, işte o samimiyetin ta kendisidir.
O bakışın arkasındaki niyet, samimiyetinizin derecesini, kalitesini gösterir, onun için sahte veya içten olması açısından samimiyet ve samimi niyet her zaman dikkate değerdir, önemli ve anlamlıdır.
Mevlana o meşhur sözünde, bir insanın ya olduğu gibi görünmesini veya göründüğü gibi olmasını temenni ve tavsiye ederken iyi bir karakterin de kötü bir karakterin de uzun soluklu gizli kalamayacağını, mutlaka bir gün kendini ele vereceğini vurgulamaktadır.
Yani Mevlana o veciz sözünde başta bireysel ve sosyal hayatta başarılı ve huzurlu olmak için ruh ve zihin dünyasının tam bir uyum içinde olmasının şartlarından samimiyetin olmazsa olmaz olduğunu söyler.
Ancak insanoğlu bazen en çok sevdiği,saydığı şahıslara karşı bile samimi davranmaktan çekinir,geri durur. Yanlış anlaşılmaktan, kırılmaktan, ters tepkiyle karşılaşmaktan ötürü samimiyetini baskılamaya ve gereği gibi kullanmamaya çalışır.
Elbette ki yerine, zamanına ve kişiye göre samimiyet farkı olmalı ama yine de ister istemez kendini ele verir insan samimiyet konusunda.
Hatta derler ki kör de görür, sağır da duyar samimiyeti.
Gerçek samimiyetin sayesinde hataları, kusurları saklamak ve gizlemekten vaz geçip, onları kabullenmeyi ve ders çıkararak çözüme kavuşturmayı amaç edindiğiniz zaman daha sakin, daha sahici ve dolayısıyla huzura kavuşan ve kavuşturan bir kalbiniz olur.
Samimi insanların olduğu bir yerde ve ortamda muhakkak atmosferi saran pozitif bir enerji ve ferahlatan bir havanın meydana geldiğini görür ve hissedersiniz.
Karşınızdakinin ruhuna nüfuz eden cümleler daha yumuşak, kelimeler daha tesirli ve istikrarlı, umutlar sürekli diri ve daha gerçekçi olur.
Çünkü samimiyetin ve samimi iyi niyetin olduğu durumlarda hem güven hem özgüven duygusu insanın kendini, umutlarını, hayallerini gerçekleştirerek hedeflerine ulaşmasını sağlar ve ruhunu tarif edilemez bir huzura kavuşturarak hayatına anlam katar.
Samimiyet, mucizevi bir deva, tesirli ve tedavi edici bir ilaçtır.
İçi dışı bir olan kişinin, dili de kalbinin ritmine göre hareket ettiği için onun zihin ve ruh ikilisi harika bir koordinasyon ve konsantrasyon dahilinde el ele emin adımlarla yol alarak belirledikleri hedefe varmaları çok daha kolay olacaktır.










