Filistin Kara Konvoyu’nun önünü kesenler şunu çok iyi bilmelidir: Bir konvoyu durdurmak, bir davayı durdurmak değildir.
Ürdün ve Irak merkezi yönetimlerinin önümüze koyduğu engeller, bize yalnızca yolların değil, siyasi hesapların da ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Filistin’de çocuklar bombalar altında can verirken, yardım ve dayanışma için yola çıkan insanların sınır kapılarında bekletilmesi, tarihe geçecek bir tablodur.
Biz bugün öfkemizi taşkınlığa değil, Kur’an’ın sabrına teslim ediyoruz. Kur’an-ı Kerim okuyarak bekliyor, Rabbimize dua ederek direncimizi koruyoruz.
Ama buradan açıkça söylüyoruz:
Bizi araçlarımızla durdurabilirsiniz; vicdanımızla durduramazsınız.
Sınır kapılarını kapatabilirsiniz; Filistin’in feryadını dünyanın vicdanından silemezsiniz.
Yolları kesebilirsiniz; fakat hakikatin önüne set çekemezsiniz.
Bugün bize “buradan geçemezsiniz” diyenler, yarın tarihin kendilerine soracağı sorularla karşı karşıya kalacaktır:
Mazlumun yanında mı durdunuz, yoksa zulmün önündeki engelleri mi korudunuz?
Biz kimsenin toprağını istemiyoruz. Kimseyle savaşmaya gitmiyoruz. Biz yalnızca mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu göstermek, insanlığın vicdanını harekete geçirmek için yollardayız.
Silahımız öfke değil, sözümüzdür.
Gücümüz kalabalığımız değil, inancımızdır.
Direncimiz ise sabrımızdır.
Bugün sınırda Kur’an okunuyorsa, bilinmelidir ki bu sessizlik teslimiyet değil; zulme karşı vakar içinde yükselen bir itirazdır.
Filistin davası birkaç aracın, birkaç insanın veya birkaç günün davası değildir.
Filistin, insanlığın vicdan sınavıdır.
Ve biz bu sınavda susmayacağız.
Yolumuzu kapatabilirsiniz.
Ama hakikatin yolunu kapatamazsınız.
Bizi bekletebilirsiniz.
Ama irademizi bekletemezsiniz.
Çünkü biz inanıyoruz:
Sefer bizden, zafer Allah’tandır.












