İnsan en çok bir ağaca benzemek ister. Dallanıp uzamak ister; köklerinin derinlere, dallarının ise arş-ı alaya yükselmesini... Gönlünde çok büyük dünyalar taşır. Birçok menkıbede ve kadim desenlerimizde ağaç örneklerinin, motiflerinin kullanılması boşuna ve yersiz değildir. Her insanın bir ağacın altında geleceğe dair kurulmuş bir hayali vardır.
Nice insan gecenin bir karanlığında, içine gömdüğü bir aşkı mutlaka fısıldamıştır, gizli bir sırrını açmıştır onlara. En sevinçli duygularını, en hüzünlü hallerini onlara açmıştır onlara. Her çatlak kabuğundan anlarız onun acılarını, her katmanından dedemiz ile olan anılarını.
Nobel ödüllü Alman yazar Hermann Hesse, Ağaçlar kitabının önsözünde şöyle der: "Ağaçlar hep en etkileyici vaiz olmuştur benim için. Beethoven ve Nietzsche gibi... Onlarla konuşmayı, onları dinlemeyi bilen öğrenir hakikati. Münferit şeylerle ilgilenmez, hayatın kadim yasasını söylerler."
Hangimiz çocukluğunu bir ağaç dalında yaptığı hamakta sallanarak geçirmedi ki? Kimimizin annesi, kapımızda duran ağacın dalına astığı yayık ile sabahın serinliğinde ayranın yağını toplamıştır.
Bazen kupkuru bir dal gibi anlamsız bir şekilde büyür, sadece gölge verir; ama o gölgesiyle hem yaşamında hem de hayatının sonunda bile insana ve insanlığa hizmet eder. Kimi insanlar ise dallarından hem meyve hem gölge verir etrafına. Üretken olmak, yokluktan mucitçe güzel icraatlar yapmak; tıpkı köklerini derinlere, dallarını insanlığın ve tüm canlıların hizmetine sunan faydalı bir ağaç gibidir. Verirken türlü hesaplar yapan çok insan var sağımızda, solumuzda, yanımızda, ötemizde ve gerimizde. Hesapsız iyilikler yapmak insanın en güzel davranışı olması gerekirken maalesef hesaplı iyiliklerle övünerek hayatımızı sürdürüyoruz.
İnsanın hizmetine sunulmuş, doğal olarak insana hayat veren ve yaşamasına olanak sağlayan tüm hayattar elementleri ve maddeleri göz ardı etmemek gerekir. Onlardan faydalandığımızda bizden hesap sormadıkları gibi bize imkânlarını sınırsızca açıyorlar.
Mevlana’nın deyimiyle; tevazuda toprak gibi olmak, faydada güneş ve su gibi olmak Yaradan’ımız tarafından bizden istenen güzel hasletlerdir. Bunların idrakine varmak gerekir.
Ağaç motiflerinin kültürümüzde, desenlerimizde yoğun bir şekilde kullanılıyor olmasının ise ayrı bir insanlık mirası olduğunu unutmamak gerekir. Duygularımızda, yaşamımızda ve her türlü alışverişimizde faydalı olma durumunu esas almak gerektiğini düşünerek; insanlığa katılabilecek en değerli his, Güneş, Ay, su ve toprak misali hesapsızca faydalı olmaktır. Bu bizim en iyi halimiz olmalıdır.
Hislerinde çok ulvi duygular taşıyan insan, bazen de tam tersi olur; manasının dışında başka mecralara kayar, kaydırılır ya da o mecralarda yok olup gider. Ama her şeyden evvel insan yüce bir anlamın tezahürü ve Rabbimizin mucizesidir. Aynı zamanda şeytanlaşmaya meyilli bir varlık olduğunu da unutmayalım.
Bu hayatta bir dikili ağacı olmalı her insanın, meyveli ya da meyvesiz... Biraz sakinlik verir insana, insanlığa bir dal bırakmanın huzuruyla. Gölgesinde oturana huzur verir, meyvesinden yiyene güç verir ağaçlar.
Yeryüzünün adeta can bağıdır, gölgesidir, yarınıdır; bir değil binlerce halidir. Bundan ötürü her gördüğümüz ağaç ile dertleşmek, onlara içimizdekileri döküp sevgi sözcüklerini içtenlikle söylemek, her ağacı önemsemek insanın yürekten düsturu olmalıdır. Ağaç dediğimizin sadece bir kütükten ibaret olmadığını, bazılarının birkaç atamıza yoldaşlık ettiğini düşünerek onlar ile dertleşip gönüldaşlık etmeliyiz. Günü gelince daldan düşen bir yaprak gibi, sessizce bizden sonra gelenlere yer açıp bir ağacın vakarıyla gidebilmeliyiz.
Ağaçlar gibi verirken hesapsız, alırken minnetle; yapılanlara bire bin verme gayretinde olmamız dileğiyle...















