O kadar aç insan var ki; fikri de zikri de kendi gibi sefil. Masumdan yana olmaktan korkuyor. Hakkın yanında durmanın bedelinden değil yalnızca, koltuğu kaptırmaktan korkuyor. Bir başkasının hakkını savunurken kendi payına düşecek gölgenin küçüleceğini düşünüyor.
Bana kalırsa ki kalmaz...
O kadar kuru kalabalık var ki etrafta. İnsan çok, ses çok, söz çok; fakat ortada insanın içini ferahlatacak bir cümle yok. Benim fikrimi kim ne etsin zaten? Toplasan birkaç beğeniden öteye gitmez yazdıklarım. Birkaç parmak dokunur ekrana, birkaç saniye görünür, sonra başka bir şeyin altında kaybolur gider.
Belki de haklılar.
Bana kalırsa haklılar.
Ben de zor beğenirim.
Sevemedim gitti bu çağı.
Bu çağın insanını da...
Hele yakın tarihini, haftada iki gün balık yiyerek aklında tutmaya çalışan balık hafızalara diyecek o kadar çok lafım var ki; susuyorum. Çünkü bazı sözlerin tesirini, fazla söyleyerek kendim azaltmaktan korkuyorum.
İnsan bazen söyleyeceklerinin çokluğundan değil, söylemenin artık hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini fark etmekten yoruluyor.
Bana kalırsa bana konuşacak tek bir laf bırakmayın.
Zaten her şeyi bilen, fakat bilmesi gerekenlere bu kadar uzak duran bir milletin içinde yaşamanın acziyeti yetiyor bana.
Ne garip...
Bilgi çoğalıyor, idrak azalıyor.
Haber çoğalıyor, hakikat kayboluyor.
Ses çoğalıyor, vicdan kısılıyor.
Herkes konuşuyor.
Fakat kimse gerçekten duymuyor.
Bazen kendimi istilaya uğramış bir şehir gibi hissediyorum.
Surları hâlâ ayakta, fakat sokakları yorgun.
Evleri yerinde, fakat pencerelerinde ışık az.
İnsanları kalabalık, fakat meydanları ıssız.
Ve ben, o şehrin bir köşesinde oturmuş, kimin geldiğini değil, kimin gittiğini sayıyorum.
Yorgunum.
İnsanlardan değil yalnızca.
Anlatamamaktan, anlatmaya çalışmaktan, aynı şeyi tekrar tekrar görüp hâlâ şaşırmaktan yorgunum.
Belki de en çok, insanın insandan umudunu kesmemesi gerektiğini bilip yine de her gün biraz daha yorulmaktan...
Bana kalırsa ki kalmaz.
Çünkü insanın bazı cümleleri kendisine bile fazla gelir.
Bazı çağlar sevilmez.
Bazı kalabalıklara karışılmaz.
Bazı suskunluklar korkaklık değil, sözün kıymetini korumaktır.
Ben bugün biraz susacağım.
Çünkü içimde söyleyecek çok şey var.
Ve bazı şeyler, söylendiğinde değil, insanın içinde taşıdığı ağırlıkla anlaşılır.















