Bingöl’de son günlerde vatandaşa düşen görev belli: Bir yandan halk otobüsleriyle uğraşmak, diğer yandan Milli Eğitim’in plansızlığını anlamaya çalışmak.
Gerçi anlamaya çalışmak biraz iddialı. Çünkü ortada anlaşılacak bir plan varsa, önce onu bulmak gerekiyor.
Üç ay yaz tatili geçiyor.
Üç ay…
Dile kolay. Okulların açılacağı tarih takvimde aylar öncesinden belli. Buna rağmen eğitim öğretim başlayacağı sırada güçlendirme kararı alınan okullar, öğrencilerin başka okullara dağıtılması ve velilerin ne olacağını anlamaya çalışması bize yine aynı soruyu sorduruyor:
Bu işler ne zaman planlanıyor?
Okullar kapalıyken yapılabilecek işler neden okul açılırken yapılıyor?
Öğrenci okuluna gideceği zaman okulun hazır olmadığı fark ediliyorsa, burada yalnızca bir aksaklık değil, ciddi bir planlama problemi vardır.
Ama merak etmeyin.
Bingöl sahipsiz değil!
Vekillerimiz zaman zaman çıkıp “Bingöl halkının sahibi biziz” diyor.
Ne güzel.
O zaman insanın aklına ister istemez şu geliyor:
Madem sahibiyiz diyorsunuz, bari şu evin dağınıklığını da bir zahmet görün.
Çünkü vatandaşın derdi artık yalnızca eğitim değil.
Okulların açılmasıyla birlikte ulaşım meselesi de yeniden önümüze konuldu.
Şehrin sahipsizliğini fırsat bilen halk otobüsleri, ücretsiz ulaşım kartları konusunda vatandaşın karşısına yeni bir uygulamayla çıkıyor.
Burada mesele birkaç karttan ibaret değil.
Mesele, sosyal devlet anlayışının ve kamu hizmetinin nasıl ele alındığıdır.
Engelli vatandaşın, ücretsiz taşıma hakkından yararlanan vatandaşın ulaşımı bir lütuf değildir. Kanunun tanıdığı bir haktır.
Dolayısıyla belediyenin görevi, “Nasıl anlaşırız, nasıl uzlaşırız?” diye el altından pazarlık aramak değil; kanunun ve vatandaşın hakkının arkasında durmaktır.
Gerekirse en ağır yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.
Çünkü kamu hizmeti, “Bugün seni taşıdım, yarın taşımıyorum” anlayışıyla yürütülemez.
Tam burada belediye başkanına da küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor.
Sayın Başkan…
Altından kaldırım yapmak elbette güzel.
Ama vatandaşın üzerinde rahatça yürüyebileceği kaldırımdan önce, minnetsiz binebileceği belediye otobüsleri olsa belki daha makbule geçer.
Çünkü kaldırımı herkes kullanır ama ulaşım sorunu yaşayan vatandaş, o kaldırımın güzelliğini seyrederek otobüs bekler.
Hem de ücretsiz kartı geçecek mi, geçmeyecek mi diye düşünerek…
Bingöl’ün artık kaldırım yarışından biraz çıkıp şehir yönetimine bakması gerekiyor.
Eğitimde planlama, ulaşımda hakkaniyet, sosyal hizmetlerde hukuk…
Bunlar belediyeciliğin süsü değil, temelidir.
Bingöl halkının daha fazla “sahibi” söylemine değil, sorumluluk alan yöneticilere ihtiyacı var.
Çünkü bir şehrin çok sahibi olabilir.
Ama işler her defasında vatandaşın sırtına kalıyorsa, insan ister istemez sorar:
Bingöl’ün sahibi çok da, neden vatandaş kendisini hâlâ sahipsiz hissediyor?
- Fuat Sönmez















