Her gün aynı soru aklımı kurcalıyor: Bu ülke, bu vatan, bu şehir nasıl bu hale geldi? Yolsuzluk, hırsızlık, ahlaksızlık artık revaçta. Vefasızlık diz boyu… En yakınımızdan en uzağımıza kadar herkes menfaat ve çıkar peşinde koşuyor. İnsanlar kendilerini çok akıllı, çok terbiyeli sanıyor ama rahatlıkla yalan söylüyor, sahtekârlık yapıyor ve kimsenin fark etmediğini düşünüyor. Oysa biz farkındayız. Biz biliyoruz. Sadece susuyoruz. Çünkü bazen susmak, cahillikten yüz çevirmek demektir.
Bugün bakıyoruz; sokak ortasında rahatlıkla tuvaletini yapanlar, hiç çekinmeden hakaret edenler, hayvanlara eziyet edenler, engellilere küçümseyerek bakanlar, yaşlılara saygı göstermeyenler var. İnsanlar rahatlıkla yalan söylüyor, rahatlıkla hırsızlık yapıyor, rahatlıkla kötülüğü seçebiliyor. Çünkü artık sınır yok. Toplumsal çizgiler, ahlaki duvarlar yıkılmış durumda.
Oysa mesele yalnızca bireylerin hatası değil. Asıl sorun, bizleri yetiştirenlerde ve yetiştirdiğimiz nesillerde. Evlatlarımıza doğruyu söylemeyi, dürüst olmayı, başkalarının hakkına göz dikmemeyi öğretelim. Onlara yalnızca sözlerle değil, kendi davranışlarımızla örnek olalım. Çünkü çocuklar kulağıyla değil, gözüyle öğrenir. Anne babasının yalan söylediğini gören çocuk, doğruyu öğrenemez. Babasının çıkar için eğildiğini gören genç, dik durmayı bilemez. Annesinin başkasına haksızlık ettiğine şahit olan evlat, adalet duygusunu yitirir.
Evlatlarımıza hayvanları sevmeyi öğretelim. Bir kediyi, bir köpeği, bir kuşu seven çocuk, bir cana kıyamaz. Merhameti öğrenir, şefkati öğrenir. Onlara yaşlılara saygı duymayı öğretelim. Büyüklerin tecrübesine kulak vermeyi bilen genç, hayatın kıymetini anlar. Onlara engellilere destek olmayı öğretelim. Farklılıkların ayıp değil, insanlık olduğunu bilsinler. Düşene el uzatmayı, yetime sahip çıkmayı, muhtaç olana ekmeğini paylaşmayı aşılayalım. Ama bütün bunları yalnızca nasihatle değil, hayatımızla göstermeliyiz. Çünkü çocuk görerek öğrenir, yaşayarak büyür. Biz hayvanlara merhamet etmezsek, onlardan merhamet bekleyemeyiz. Biz yaşlılara saygı duymazsak, onlar da duymaz. Biz engelliyi hor görürsek, onlar da görür. Yani iş önce bizde bitiyor. Önce kendimiz örnek olacağız, sonra evlatlarımızdan bekleyeceğiz.
Hepimiz biliyoruz aslında. Bu yozlaşmayı görüyoruz, yaşıyoruz. Fakat farkında olmak yetmez. Aynaya bakmalı, sorumluluk almalı, önce kendimizden başlamalıyız. Yalanı, iki yüzlülüğü, sahtekârlığı bırakmalı; dürüst, erdemli, vicdanlı, ahlaklı ve samimi insanlar olmalıyız. Çünkü bize yakışan bu. Çünkü Müslümana yakışan bu. Çünkü insana yakışan bu.









