Bugün bu satırları, memleketimde yaşayan bütün anne babalara, ailelere ve öğretmenlere yazıyorum. Çünkü hepimiz aynı sorumluluğun altındayız: Gençlerimizi korumak, onlara yol göstermek ve geleceğe hazırlamak. Eğer bunu başaramazsak, yalnızca onları değil, memleketimizi de kaybedeceğiz.
Çocuklarımızın gözlerimizin önünde büyüyüp hedefsiz, amaçsız, yönsüz bir nesle dönüşmesini izleyemeyiz. Onların kalplerine doğruyu, dürüstlüğü, sevgiyi, merhameti biz işlemeliyiz. Bu sorumluluk ne yalnızca okul sıralarında başlar ne de yalnızca evin içinde biter; hayatın her anında devam eder. Bir öğretmenin sevgisizliği, bir anne babanın ilgisizliği, bir toplumun duyarsızlığı genci karanlığa sürükleyebilir.
Bugün acı bir gerçekle karşı karşıyayız: Yönünü bulamayan gençlerimizin bir kısmı kumar masalarının başında, bir kısmı fuhuş bataklıklarında, bir kısmı madde bağımlılığının pençesinde, bir kısmı da teknolojinin esiri olmuş durumda. Bunları söylemek kolay değil ama susmak, bu gerçeği görmezden gelmek çok daha ağır bir vebaldir. Eğer biz onları doğru bir şekilde yönlendirmezsek, yanlış yollar onlara kucak açacaktır. Ve biz bir genci kaybettiğimizde, aslında geleceğimizden bir parça kopar.
Buradan öğretmenlere sesleniyorum: Ders kitabından daha kıymetli şeyler öğretin. Sınıfta adaleti, merhameti, paylaşmayı yaşatın. Öğrencilerinize kitap okumayı sevdirmeye çalışın. Okuyan, araştıran, düşünen bir gençlik inşa edin. Çünkü okumayan bir nesil, sorgulamayan bir nesildir; sorgulamayan bir nesil de kolayca yönlendirilen, kaybolan bir nesil olur.
Buradan ailelere sesleniyorum: Çocuklarınıza yalnızca ekmek değil, güven de verin. Onlara yalnızca nasihat etmeyin, bizzat örnek olun. Çünkü çocuk gördüğünü öğrenir. Siz doğrulukla yaşarsanız o da dürüst olur. Siz merhametli davranırsanız o da şefkatli olur. Siz kitap okursanız o da okumaya yönelir.
Ve buradan bütün ebeveynlere sesleniyorum: Evlatlarınıza yalnızca maddi imkan sunmak yetmez. Onlara değerlerimizi, inancımızı, kültürümüzü, insanlığımızı miras bırakın. Hayvanı sevmeyi, yaşlıya hürmet etmeyi, engelliye destek olmayı kendi hayatınızda gösterin. Çünkü çocuklarımız gözleriyle öğrenir, sözlerimizle değil davranışlarımızla şekillenirler.
Gençlerimize de buradan seslenmek istiyorum: Zamanınızı boşa harcamayın. Kumar, fuhuş, uyuşturucu, şiddet ya da boş eğlenceler size hiçbir şey kazandırmayacak, aksine hayatınızı karartacaktır. Gerçek mutluluk, tertemiz bir hayat yaşamakta, faydalı işlerle meşgul olmakta gizlidir. Okuyun, kendinizi geliştirin. İster din, ister tarih, ister felsefe, ister edebiyat olsun; ilgi duyduğunuz alanda derinleşin. Ama boş ve faydasız işlerle meşgul olmayın. Çünkü kaybolan zaman geri gelmez. Bugün heba edilen bir gün, yarın telafisi olmayan bir kayıp olur.
Her gün şu soruyu sorun kendinize: Bugün Allah için ne yaptım? Bunun cevabını verebilen genç, hem dünyasını hem ahiretini kazanır. Ve bunun yanına şu soruları da ekleyin: Bugün ne kadar iyilik yaptım? Bugün kime faydam oldu? Bugün sevdiklerimi mutlu edecek ne yaşadım? Bugün kendim için ne yaptım? Bu sorular hayatınıza yön verecek, size amaç katacaktır.
Unutmayalım ki gençlerimizin bize ihtiyacı var. Onları kaybetmek kolay, kazanmak ise emek ister. Ama bilmeliyiz ki bir nesli kaybetmek, bir milleti kaybetmektir. Eğer bugün evlatlarımızı doğru yetiştirirsek, yarın bu memleketin yollarında vicdanlı, ahlaklı, adaletli bir nesil yürüyecek. Eğer ihmal edersek, geleceğimizi kendi ellerimizle karanlığa teslim edeceğiz.









