Bazen bir şehir, bir bebeğin yaşama tutunabilmesi için ayağa kalkar. Bazen küçücük bir umut, koca bir şehrin yüreğini birleştirir. İşte Bingöl, Efrahim bebeğin mücadelesinde tam da bunu başardı.
Efrahim bebeğimizin SMA tedavisi için başlatılan kampanyanın tamamlanması, yalnızca bir çocuğumuzun tedavisine kavuşacak olmasının sevinci değildir. Aynı zamanda Bingöl’ün dayanışma kültürünün, ortak hareket etme iradesinin ve fedakârlığının Türkiye’ye örnek olacak bir başarı hikâyesine dönüşmesidir.
Bingöl, bugün sadece bir kampanyayı tamamlamadı; aynı zamanda Türkiye’de örnek gösterilecek bir kampanya modeline imza attı.
Bilindiği üzere SMA hastası çocuklarımız için başlatılan yardım kampanyaları, valiliklerden alınan izinler doğrultusunda yürütülüyor. Ülkemizin birçok ilinde bu kampanyalar; stantlar, kumbaralar, çeşitli etkinlikler ve farklı yardım organizasyonlarıyla devam ediyor. Efrahim bebeğimizin kampanyası da başlangıçta aynı yöntemlerle yola çıktı.
Ancak kampanyanın başında oluşturulan yönetim kurulu, sürecin sağlıklı, güvenli ve kontrollü yürütülmesi adına önemli bir karar aldı. Valilikle yapılan görüşmeler ve gerekli değerlendirmeler sonucunda, stant kurma, kumbara dağıtma ve benzeri faaliyetler belirli sınırlar ve denetim çerçevesinde yürütüldü.
Bu kararın arkasında çok önemli bir hassasiyet vardı: İyi niyetle başlatılan bir yardım seferberliğinin, kötü niyetli girişimlere, bilgi kirliliğine veya kampanyaya zarar verebilecek olumsuzluklara kurban edilmemesi.
Belki bu yöntem kampanya ekibinin işini zorlaştırdı. Belki daha fazla emek, daha fazla takip ve daha fazla sorumluluk gerektirdi. Ancak onlar kolay olanı değil, doğru olduğuna inandıkları yolu tercih ettiler.
Çünkü mesele yalnızca Efrahim bebeğin kampanyasını tamamlamak değildi. Mesele, Efrahim’in ardından kampanya yürüten diğer SMA hastası çocuklarımızın da önünü açacak, güvenilir ve örnek alınabilecek bir dayanışma anlayışı ortaya koymaktı.
İşte Bingöl’ün başarısının en önemli taraflarından biri de budur.
On ay gibi kısa bir sürede, nüfus ve imkân bakımından Türkiye’nin büyük şehirleriyle kıyaslanamayacak bir ilde, böylesine büyük bir hedefe ulaşmak kolay bir iş değildir. Bu başarı; inancın, fedakârlığın, disiplinin, güvenin ve ortak bir vicdanın eseridir.
Bu süreçte Bingöl, siyasi görüşleri, sosyal konumları ve ekonomik imkânları ne olursa olsun aynı amaç etrafında birleşti.
Valisiyle, belediye başkanıyla, milletvekilleriyle, kamu kurumlarıyla, siyasi partileriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, iş insanlarıyla, esnafıyla, gençleriyle, kadınlarıyla, köylüsüyle, şehirde yaşayanıyla, gurbetteki hemşehrisiyle…
Hatta dağdaki çobanından şehrin merkezindeki esnafına kadar herkes, Efrahim bebeğin yaşama tutunabilmesi için elinden geleni yaptı.
Kimi cebindeki harçlığını verdi, kimi bir günlük kazancını bağışladı. Kimi kapı kapı dolaştı, kimi telefonunun başında saatlerce insanlara ulaştı. Kimi bir paylaşım yaptı, kimi bir dua etti. Kiminin maddi imkânı vardı, kiminin yalnızca verebileceği bir duası…
Ama herkesin yüreğinde aynı dilek vardı: Efrahim yaşasın!
Bingöl’ü büyük yapan da tam olarak bu birliktelikti.
Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki bu kampanya, yalnızca toplanan bağışlarla ölçülebilecek bir başarı değildir. Aynı zamanda toplumsal güvenin, ortak sorumluluk bilincinin ve dayanışmanın nasıl bir güce dönüşebileceğinin somut bir örneğidir.
Belki de bu hikâyenin en kıymetli tarafı, Bingöl’ün kendi sınırlarını aşarak Türkiye’ye örnek olabilecek bir tecrübe ortaya koymasıdır. Bundan sonra başka şehirlerde yürütülecek SMA kampanyalarında da güveni, şeffaflığı ve kontrollü organizasyonu esas alan bu tecrübenin değerlendirilmesini temenni ediyorum.
Elbette bu başarının arkasında çok büyük bir emek var. Özellikle Efrahim bebeğimizin kampanya yönetim kuruluna ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Aylar boyunca yorulmadan çalışan, zaman zaman eleştirilere göğüs geren, zorluklara rağmen sorumluluktan kaçmayan, sürecin her aşamasını takip eden ve kampanyanın selameti için büyük fedakârlık gösteren yönetim kurulu üyelerine ne kadar teşekkür etsek azdır.
Onlar yalnızca bir kampanyayı yönetmediler; bir bebeğin umudunu, bir ailenin duasını ve koca bir şehrin vicdanını omuzlarında taşıdılar.
Bugün Efrahim bebeğin kampanyası tamamlandıysa bu başarıda adı duyulanın da duyulmayanın da, fotoğraf verenin de sessizce destek olanın da, bir lira verenin de milyonlar verenin de emeği vardır.
Hiç kimsenin katkısı diğerinden değersiz değildir. Çünkü bu mücadelede önemli olan verilen miktar değil, ortaya konulan samimiyettir.
Bu vesileyle başta Efrahim bebeğimizin kıymetli ailesine, kampanya yönetim kuruluna, Sayın Valimiz Cahit Çelik’e, önceki Valimiz Ahmet Hamdi Usta’ya, Bingöl Belediyemize, milletvekillerimize, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, siyasi partilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, iş insanlarımıza, esnafımıza, basın mensuplarımıza, gönüllülerimize ve maddi-manevi katkı sunan bütün Bingöl halkına yürekten teşekkür ediyorum.
Özellikle kampanyanın başından sonuna kadar büyük bir özveriyle çalışan yönetim kuruluna sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Şunu da unutmayalım: Bugün Efrahim’in kampanyası tamamlandı diye mücadelemiz bitmiş değildir. Kampanyası devam eden diğer SMA hastası çocuklarımız da aynı umuda, aynı desteğe ve aynı dayanışmaya ihtiyaç duyuyor.
Bingöl, Efrahim için gösterdiği bu birlikteliği başka çocuklarımız için de gösterebilmelidir.
Çünkü bir çocuğun hayatı, hiçbir şehrin sınırlarıyla sınırlı değildir.
Efrahim’in hikâyesi bize bir kez daha gösterdi ki; bir şehir isterse, bir halk kenetlenirse, imkânsız gibi görünen hedefler bile mümkün olabilir.
Bugün Bingöl’de yalnızca bir kampanya tamamlanmadı. Birlikte hareket etmenin, birbirine güvenmenin ve bir çocuğun hayatı için tek yürek olmanın destanı yazıldı.
İyi ki varsın Efrahim…
İyi ki bu şehir senin için tek yürek oldu.
Bingöl başardı. Bingöl kenetlendi. Bingöl tarih yazdı.
Ve bugün hepimizin yüreğinde aynı mutluluk, aynı şükür ve aynı dua var:
Rabbim Efrahim bebeğimize sağlıklı, uzun ve hayırlı bir ömür nasip etsin. Onu ve ailesini bir daha böyle zorlu imtihanlarla karşı karşıya bırakmasın.
Çünkü bazı zaferler vardır; kazanıldığında yalnızca bir insan değil, koca bir şehir yeniden umutlanır.















